BAKIRKÖY BAKIRKÖY OLALI...

1989 yılıydı.

Bakırköy, sandıktan Yıldırım Aktuna’yı Belediye Başkanı olarak çıkardı.

Doktordu.

Doktor refleksiyle başladı işe. Denetim, kontrol, disiplin…

Zaten Bakırköy’ün kaderi midir bilinmez, bu ilçeye hep “Doktor Başkan” düşer.

Birgün esnaf denetiminde, çiğ köfte yoğuran ustaya ceza kesilir.

Sebep basittir: Eldiven yoktur.

Esnaf itiraz eder:

“Başkanım, eldivenle çiğ köfte olmaz.”

Doktor Başkan durur, düşünür ve mesleki refleksiyle cevap verir:

“Beyin ameliyatı eldivenle yapılıyor.”

Esnaf gülümser, cevabı yapıştırır:

“Evet başkanım, beyin ameliyatı eldivenle yapılır…

Ama çiğ köfte yapılmaz.”

Ceza yine de kesilir.

Bu bir fıkra değildir.

Bu, Bakırköy’ün siyasi hafızasında kalan ince ama öğretici bir hikâyedir:

Her iyi doktor, iyi bir yönetici değildir.

Bugün Bakırköy’ün belediye başkanı bir nöroloji uzmanı.

Beyin ameliyatı yapabilir mi?

Evet, uzmanı olduğu söyleniyor.

Ama iyi bir yönetici mi?

İşte orası tartışmalı.

Daha çok iyi bir idareci görüntüsü veriyor; görevin bitmesini bekleyen, risk almayan, şehre ruh katmayan bir idareci…

Bu noktada insanın aklına ister istemez merhum Süleyman Demirel’in o meşhur sözü geliyor:

“Mozart’ı New York Senfoni Orkestrası mı daha iyi çalar, yoksa Ali Çavuş’un Dinar Belediye Bandosu mu?”

Bakırköy halkının yaş ortalaması yüksek olabilir ama entelektüeldir.

Hafızası vardır.

Kıyas yapar, ölçer, tartar.

Bu ilçe; Ermenilerin, Rumların, Süryanilerin, Keldanilerin, Levanten ailelerin kültürüyle yoğrulmuştur.

İstanbul’un hâlâ gözbebeği sayılıyorsa, bu çok-kültürlü miras sayesindedir.

On beş yıl önce:

BAKGEM Dersanesinin Etüt Merkezi,

Ataköylüler Evinin Emekliler Evi,

Leyla Gencer Opera ve Sanat Merkezi’ndeki kreşin Muzaffer İzgü Gündüz Çocuk Bakım Evi adıyla yeniden açılması...

Bunlar tabelayla değil, vizyonla yapılmış işlerdi.

Bugün parti örgütü “iktidara geliyoruz” diye susabilir ama sokak susmuyor.

Anketler başka şey söylüyor.

Büyük bir kızgınlık var.

Kırk yıllık birikimin üzerine bir şey koyamıyorsan,

bari yapılanlara dokunma.

Billboardlara değil,

halkın kalbine dokunun.

“Benden sonra tufan” diyorsanız, o başka bir siyasi tercihtir ancak bedeli ağır olur.

Ama şunu da tarihe not düşelim:

Bakırköy, Bakırköy olalı böyle bir yönetim zafiyeti görmedi.