Ferzan Özer
Köşe Yazarı
Ferzan Özer
 

Şehr-i Emin olmak kolay değildir…

Şehr-i Emin olmak kolay değildir… Osmanlı’da belediye başkanlarına “Şehr-i Emin” denirdi. Yani şehrin emin kişisi… Bu makam; ahlaklı, güvenilir, adaletli ve herkese eşit davranabilen insanlara verilirdi. Çünkü şehir yönetmek sadece bina yapmak değil… Vicdan taşımaktı. Mustafa Kemal Atatürk’ün o unutulmaz sözü de aslında aynı ruhu anlatır: “Ben sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlaklısını severim.” Demek ki; ister sporcu olun, ister yönetici, ister belediye başkanı… İnsanı büyüten yalnızca başarısı değil, ahlakı ve adaletidir. Çünkü bir belediye başkanı “Benden sonra tufan” diyemez. Derse… Geride beton kalır ama güven kalmaz. Oysa şehirler yalnız yollarla büyümez. İnsanların birbirine duyduğu güvenle büyür. İstanbul’a belediye başkanlığı yapmış her isim elbette bu şehre bir şeyler kazandırmıştır. Kiminin yolu hatırlanır… Kiminin parkı… Kiminin meydanı… Ama bazı yöneticiler vardır ki; yaptıkları hizmetlerden çok, hayata bakışlarıyla iz bırakırlar. 1989-1995 yılları arasında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı yapan Nurettin Sözen’in kitaplarını okurken dikkatimi çeken bir yaklaşımı oldu. Şöyle diyor: “Beni sakın nikâhlarda görevlendirmeyin. Eğer herhangi bir vatandaşın nikâhını kıyamıyorsam; bir ünlünün, bir iş insanının ya da bir sanatçının nikâhını da kıymamalıyım. Bu benim için adaletsizlik olur.” İşte bazen bir insanı anlatan şey tam da budur. Çünkü şehir yönetmek, sadece imar yada ruhsat vermek değil...   Asfalt dökmek,  ya da kurdele kesmek hiç değildir.. O şehrin kaynağını o şehre aktaran ahlak ve vicdan taşımaktır. Belediye başkanı; halkın içinden çıkan, halkla konuşabilen, halkı dinleyebilen, makamın büyüsüne kapılmadan adalet duygusunu koruyabilen kişidir. Dinlediği halkın da sorununu çözebilendir. Bulunduğu koltuğu ayrıcalık üretmek için değil, eşit davranabilmek için kullanabilmelidir. Çünkü insanlar bazen yapılan hizmetleri unutur… Ama gördüğü tavrı unutmaz. Kendisine nasıl davranıldığını unutmaz. Bir belediye başkanı geleceğe sadece projeler bırakmaz. Aynı zamanda bir üslup, bir vicdan, bir ahlak, bir yönetim terbiyesi bırakır. Ve yıllar geçse de şehirlerin hafızasında en çok bunlar kalır. Bu yüzden hangi siyasi görüşten olursa olsun; tüm belediye başkanlarımızın görev yaptıkları şehirlerde yalnızca başarılı yönetici değil, aynı zamanda örnek insan olabilmelerini temenni ediyorum. Çünkü şehirleri büyüten sadece binalar değildir… İnsanların kalbinde bırakılan adalet duygusudur.
Ekleme Tarihi: 11 Haziran 2026 -Perşembe
Ferzan Özer

Şehr-i Emin olmak kolay değildir…

Şehr-i Emin olmak kolay değildir…

Osmanlı’da belediye başkanlarına “Şehr-i Emin” denirdi. Yani şehrin emin kişisi…

Bu makam; ahlaklı, güvenilir, adaletli ve herkese eşit davranabilen insanlara verilirdi.

Çünkü şehir yönetmek sadece bina yapmak değil… Vicdan taşımaktı.

Mustafa Kemal Atatürk’ün o unutulmaz sözü de aslında aynı ruhu anlatır:

“Ben sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlaklısını severim.”

Demek ki; ister sporcu olun, ister yönetici, ister belediye başkanı…

İnsanı büyüten yalnızca başarısı değil, ahlakı ve adaletidir.

Çünkü bir belediye başkanı

“Benden sonra tufan” diyemez.

Derse… Geride beton kalır ama güven kalmaz.

Oysa şehirler yalnız yollarla büyümez. İnsanların birbirine duyduğu güvenle büyür.

İstanbul’a belediye başkanlığı yapmış her isim elbette bu şehre bir şeyler kazandırmıştır.

Kiminin yolu hatırlanır… Kiminin parkı… Kiminin meydanı…

Ama bazı yöneticiler vardır ki; yaptıkları hizmetlerden çok, hayata bakışlarıyla iz bırakırlar.

1989-1995 yılları arasında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı yapan Nurettin Sözen’in kitaplarını okurken dikkatimi çeken bir yaklaşımı oldu.

Şöyle diyor:

“Beni sakın nikâhlarda görevlendirmeyin. Eğer herhangi bir vatandaşın nikâhını kıyamıyorsam; bir ünlünün, bir iş insanının ya da bir sanatçının nikâhını da kıymamalıyım. Bu benim için adaletsizlik olur.”

İşte bazen bir insanı anlatan şey tam da budur.

Çünkü şehir yönetmek, sadece imar yada ruhsat vermek değil...

  Asfalt dökmek,  ya da kurdele kesmek hiç değildir..

O şehrin kaynağını o şehre aktaran ahlak ve vicdan taşımaktır.

Belediye başkanı; halkın içinden çıkan, halkla konuşabilen, halkı dinleyebilen, makamın büyüsüne kapılmadan adalet duygusunu koruyabilen kişidir.

Dinlediği halkın da sorununu çözebilendir.

Bulunduğu koltuğu ayrıcalık üretmek için değil, eşit davranabilmek için kullanabilmelidir.

Çünkü insanlar bazen yapılan hizmetleri unutur…

Ama gördüğü tavrı unutmaz. Kendisine nasıl davranıldığını unutmaz.

Bir belediye başkanı geleceğe sadece projeler bırakmaz.

Aynı zamanda bir üslup, bir vicdan, bir ahlak, bir yönetim terbiyesi bırakır.

Ve yıllar geçse de şehirlerin hafızasında en çok bunlar kalır.

Bu yüzden hangi siyasi görüşten olursa olsun; tüm belediye başkanlarımızın görev yaptıkları şehirlerde yalnızca başarılı yönetici değil, aynı zamanda örnek insan olabilmelerini temenni ediyorum.

Çünkü şehirleri büyüten sadece binalar değildir…

İnsanların kalbinde bırakılan adalet duygusudur.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yurt-haber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.