Bazı manzaralar vardır; yanından geçeriz, görürüz ama üzerine düşünmeyiz. Kaldırım taşlarının arasına sıkışmış sigara izmaritleri de bunlardan biridir. Küçük, önemsiz, sıradan görünür. Oysa bazen bir ülkenin ortak yaşam kültürü, tam da böyle küçük ayrıntılarda saklıdır.
Yere atılmış bir sigara izmariti yalnızca bir çöp değildir. O izmarit, “Bir şey olmaz” anlayışının sessiz imzasıdır. Kaldırım taşlarının arasında biriken her izmarit, ortak alana gösterdiğimiz saygının da ölçüsüdür. Çünkü sokak yalnızca belediyenin, temizlik işçisinin ya da oradan geçen bir başkasının sorumluluğu değildir. Sokak hepimizindir.
Bir izmarit yağmurla birlikte mazgala, oradan suya, toprağa ve denize karışabilir. Küçük görünen bu atık, zamanla çevreye zarar veren büyük bir alışkanlığın parçasına dönüşür. Üstelik mesele sadece çevre kirliliği de değildir. Çocukların yürüdüğü kaldırımların, hayvanların dolaştığı parkların, insanların her gün kullandığı kamusal alanların kirlenmesi; şehir yaşamına, estetiğe ve toplumsal nezakete zarar verir.
Biz çoğu zaman büyük sorunlardan söz etmeyi severiz. Büyük projeler, büyük sözler, büyük değişimler... Ancak bir ülkenin gerçek değişimi bazen çok küçük bir davranışla başlar. İzmariti yere atmamakla, çöpünü yanında taşımakla, ortak alanı kendi evinin önü gibi görmekle başlar.
Temiz şehir yalnızca daha çok temizlik görevlisiyle kurulmaz. Temiz şehir, temiz vicdanla kurulur. Çünkü bir insan, kimse görmüyorken yere izmarit atmıyorsa; aslında yalnızca çevreyi değil, toplum fikrini de koruyordur.
Bugün bir izmariti yere atmazsak, yarın bir alışkanlığı değiştirmiş oluruz. Belki de Türkiye’nin gerçek öyküsü tam burada başlar: Kaldırım taşlarının arasında değil, insanın kendi davranışının içinde.
Temiz kaldırım, temiz şehir, temiz gelecek.