Bir Markanın Tasfiyesi: İhanet, Esaret ve "Butlan" Kıskacı
Bir Markanın Tasfiyesi: İhanet, Esaret ve "Butlan" Kıskacı
Ergenekon davasının tanınmış avukatlarından, eski İBB ve İzmir Büyükşehir Meclis Üyesi, aldığı kararlarda mensubu olduğu partide dahi “hayır” diyebilen aykırı duruşuyla bilinen Taner Kazanoğlu, kaleme aldığı köşe yazısında CHP’nin dünden bugüne yaşadığı süreci ve partinin içinde bulunduğu tabloyu çarpıcı ifadelerle değerlendirdi.
Türkiye’nin siyasi tarihinde kurumların fiziksel olarak kapatıldığına çokça şahit olduk; ancak bir kurumun "yaşarken değersizleştirilmesi" çok daha sinsi ve yıkıcı bir yöntemdir. Bugün Türkiye’nin en köklü siyasi markası olan CHP, tam da böyle bir süreçten geçiyor. Bir aseti değersizleştirmek isterseniz önce onu "pazarlık edilebilir" bir meta haline getirirsiniz; ardından da o markayı taşıyanların eliyle itibarını yerle bir edersiniz.
Pazarlık Masasındaki İdealler
Kurultay süreçlerine dair sızdırılan şaibeli para ilişkileri, "pavyon" kültürüyle anılan karanlık trafikler ve liyakatin yerini alan sadakat zincirleri, partiyi toplum nezdinde bir "umut" olmaktan çıkarıp bir "borsa" haline dönüştürüyor. Bu değersizleştirme operasyonunun en tehlikeli ayağı ise hukuki kuşatmadır. Partinin kurumsal kararlarını bir "butlan" (geçersizlik) davasının öznesi haline getirmek, bu dev çınarı her türlü operasyona açık, kırılgan bir zemine hapsetmektir.
İhanet ve Gerçek Mağduriyet Arasındaki Uçurum
Bu süreçte en büyük yarayı ise "aidiyet" duygusu alıyor. Bir tarafta partinin imkanlarıyla en üst makamlara gelip rüzgar tersine dönünce rakip partilerin kapısında ikbal arayan siyasi figürler; diğer tarafta ise bu yozlaşmış çarkın içinde bedel ödeyenler...
Burada hassas bir çizgi çizmek zorundayız: Kastettiğimiz, siyaseti bir suç örtüsü olarak kullananlara kalkan olmak değildir. Aksine, suça bulaşmış isimlerin yarattığı kirlilikle, sadece inandığı değerler ve fikirleri uğruna bedel ödeyen "gerçekten suçsuz" isimlerin aynı kefeye konulması en büyük adaletsizliktir. Partinin asıl vebali; şaibeli isimlere "siyasi zırh" sağlarken, tertemiz isimlerin onurlu mücadelesini koltuk pazarlıklarına kurban etmesidir.
Cerrahi Müdahale ve Yeniden Doğuş
Siyaset profesyonellerinin analizleri ve sokağın feryadı aynı noktada birleşiyor: Bu ağır bagajla daha fazla yol alınamaz. Mevcut yönetim ve tüm seçilmiş kadrolar, bu tarihi markanın önünü açmak için amasız ve fakatsız istifa etmelidir.
Bu bir vazgeçiş değil, bir temizlik harekatıdır. "Alınır-satılır" bir siyaset anlayışından kurtulmanın tek yolu; suçu ve suçluyu ayırt edemeyen, liyakati pazarlık masasına süren bu hantal yapının komple tasfiyesidir. Türkiye’nin ihtiyacı olan şey; markanın piyasa değerini değil, itibarını koruyacak; etik değerleri ve liyakati her şeyin önünde tutacak tertemiz bir iradedir.
Unutulmamalıdır ki; siyasetin finansmanını ve ahlakını sorgulatan her görüntü, sadece bir partiyi değil, demokrasinin bizzat kendisini değersizleştirir.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

