Eyüpsultan’ı Yeniden Düşünmek
Eyüpsultan’ı Yeniden Düşünmek
Ferzan Özer yazdı: Eyüpsultan’ın sokaklarında bir yürüyüş… Hatıralar yerinde ama şehir yerini kaybediyor. Asıl mesele yeni binalar değil, şehri doğru yerleştirmek.
[15:50, 29.04.2026] Ferzan Özer: Bugün Eyüpsultan’ın tarihi sokaklarında kısa bir yürüyüş yaptım…
Çarşıdan sahile doğru indim.
Meşhur Eyüpsultan oyuncakçıları artık yok…
O oyuncaklar şimdi müzelerde.
Eski karakolun olduğu yerler…
Beyaga’nın esnaf lokantası dediğimiz o hat…
Bir zamanlar esnaf lokantalarının dumanı tüten, İlker abinin garajının bulunduğu, rahmetli emekli albay Yahya Bey’in benzin istasyonunun hatırasını taşıyan o sokak…
Hemen bodrum katta marangoz Bekir’in marangozhanesi…
Ve bizim…
Bugün 5. Levent olan çiftliğimizden, Göktürk’teki mandalardan gelen sütlerle HÜNKAR markası altında yoğurt ürettiğimiz o imalathane…
Ve düşünün…
Eyüpsultan sadece bir ilçe değil…
Hatıraların, emeğin ve vefanın şehridir.
Ama bugün o sokaklarda başka bir gerçek daha var.
Eski evler yenilenmiş… tarih kokuyor.
Ama aynı sokaklar, belediye hizmet binalarıyla da dolmuş durumda.
Ana sokakta Ahmet Kekeç Kütüphanesi…
Bir arka sokakta, Kaptan Paşa Camii karşısında ESEDEM binası…
İçinde on adet psikolog; üstelik muazzam bir manzara ve bahçe…
Biraz ileride, tarihi dokunun ortasında zabıta merkezi ve otoparkı…
Hepsi kıymetli.
Hepsi gerekli.
Ama soru şu: Yerleri doğru mu?
Çünkü bazen bir şehri büyütmek için yeni bina yapmak gerekmez…
Mevcut olanı doğru yere koymak yeterlidir.
Ahmet Kekeç Kütüphanesi neden belediye binasının altında, daha erişilebilir bir noktada olmasın? Bunu gerçekleştiren belediyeler var.
ESEDEM neden vatandaşın en kolay ulaşacağı belediye binasında hizmet vermesin?
Belediye binası akıllı yapı… Küçük bir külliye diyebiliriz.
Zabıta neden şehrin kalbi olan Alibeyköy’de, Osmanlı Parkı çevresinde konumlanmasın?
Bu sadece bir taşıma değil, şehri yeniden düşünme meselesidir.
Boşalan her bina bir yük değil, bir imkândır.
* Kreş olur…
* Genç kızlara yurt olur…
* Yaş almış büyüklerimize eğitim ve sosyalleşme merkezi olur…
* Fizik tedavi merkezi olur…
* Çocuk ağız ve diş sağlığı merkezi olur…
* Halk eczanesi olur…
Ve neden olmasın…
Eyüpsultan’ın tarihini anlatan gerçek bir müze olur.
Hamam müzesi yeniden hayat bulmalı…
(Bu noktada Eyüp Dostları Vakfı gibi yapılar devreye girebilir.)
Ben kısa bir yürüyüşte bunları gördüm.
Ama asıl mesele şu:
Eyüpsultan’ın kalbine yeterince dokunulmuyor.
Siyasilerin dediği gibi, birinci bölgede hissedilmiyorsunuz.
Oysa burası…
Ebedi Eyüplülerin yeridir.
Ve bir şehri şehir yapan da tam olarak burasıdır.
Çünkü şehir dediğin sadece beton değildir…
İnsana dokunduğun kadar varsın.
Bir çocuk sabah güvenle kreşe gidiyorsa…
Bir anne hizmete kolay ulaşıyorsa…
Bir yaşlı kendini yalnız hissetmiyorsa…
İşte o zaman şehir olmuşsun demektir.
Eyüpsultan zaten bir ruh taşıyor.
Yapılması gereken tek şey,
o ruha yakışır düzeni kurmak.
Unutmayın…
Şehri büyüten projeler değil, insana dokunan kararlardır.
Ve…
Eyüpsultan sıradan bir ilçe değildir.
Hak ettiği düzeni bekleyen bir mirastır.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

