Zeytinburnu Meclisi’nde Rojava Gerilimi: Barış, Vicdan ve Devlet Tartışması
Zeytinburnu Meclisi’nde Rojava Gerilimi: Barış, Vicdan ve Devlet Tartışması
Zeytinburnu Belediye Meclisi’nin Şubat ayı ilk oturumunda, Kuzeydoğu Suriye’de (Rojava) yaşanan olaylar üzerinden CHP, AK Parti ve MHP grupları arasında sert tartışmalar yaşandı. Mecliste zaman zaman tansiyon yükselirken, “barış, vicdan ve insanlık” vurgusu da öne çıktı.
Rojava Gerilimi Meclis Gündeminde
Zeytinburnu Belediye Meclisi’nin Şubat ayı ilk oturumu, Kuzeydoğu Suriye’de (Rojava) yaşanan gelişmeler nedeniyle tartışmalara sahne oldu. CHP, AK Parti ve MHP gruplarının farklı değerlendirmeleri mecliste uzun süren polemiklere neden oldu.
Kent uzlaşısı ile CHP’den meclis üyesi seçilen Abdülcebbar Barış, yaşanan trajedilere dikkat çekerek, “İnsan biraz elini vicdanına koyar, biraz merhamet, biraz insanlık... Her şeye rağmen barış bu topraklara gelecek” ifadelerini kullandı.
“Kadınların Saçı Direnişin Sembolü Oldu”
Yine kent uzlaşısı ile CHP’den seçilen Gülşen Kal Uzunyayla, Rojava’da yürütülen dışlayıcı politikaların bölgedeki gerilimi artırdığını söyledi.
Kal Uzunyayla, bu süreçte kadınlara yönelen şiddeti de gündeme getirerek şunları söyledi:
“Bir kadın savaşçının saçının kesilip ganimet gibi sergilenmesi, açıkça bir savaş suçudur. Kadınların saçlarını örmesi, şiddetsiz ve onurlu bir duruşun ifadesidir. Ancak bugün cezalandırılanlar, suçu işleyenler değil; direnişi sembolize eden kadınlardır.”
Kal Uzunyayla, kadınların susturulmaya çalışıldığını belirterek “Kontrol edilemeyen kadın susturulmak istenir” dedi.
“Barış, Zorla Değil Eşit Yurttaşlıkla Sağlanır”
CHP’li Kal Uzunyayla, konuşmasının devamında barış sürecinin siyasi çıkarlar gözetilmeden yürütülmesi gerektiğini vurguladı.
“Barış; inkârla, nefret diliyle ya da zorla dayatılan çözümlerle değil, eşit yurttaşlıkla, diyalogla ve hukuka saygıyla mümkündür. Biz, Suriye’de barışçı ve kapsayıcı bir politika, Türkiye’de ise adil ve yasal güvencelerle yürütülen bir barış süreci istiyoruz.”
Kal Uzunyayla son olarak, “Savaş değil barış, inkâr değil eşitlik, düşmanlık değil birlikte yaşam istiyoruz. IŞİD karanlığına karşı Rojava bir direniş, bir aydınlıktır. Buradan tekrar direnişi selamlıyorum.” sözleriyle konuşmasını tamamladı.
MHP’den Sert Yanıt: “Kürtler Bu Ülkenin Şerefli İnsanlarıdır”
CHP’li üyelerin açıklamalarına yanıt veren MHP’li Meclis Üyesi Reşat Ok, 14 yaşındaki çocukların eline silah verilmesini eleştirerek, öncelikli olarak bu sorgulanması gerekenin bu olduğunu vurguladı.
ABD Başkanı Donald Trump’a “haydut” diyerek tepki gösteren Ok, terör örgütlerinin Türkiye’nin mücadelesini manipüle ettiğini söyledi.
“Türkiye’nin mücadelesi, Kürtlerle değil terör örgütleriyle. Ne yazık ki bazı çevreler bu örgütleri Kürtlerin temsilcisi gibi göstermeye çalışıyor. Bu hem Kürt kardeşlerimize hem de milletimize hakarettir.”
Ok, Türkiye’nin uluslararası hukuk çerçevesinde meşru savunma hakkını kullandığını belirterek, “Terör örgütlerinin Kürtlerle bir ilgisi yoktur. 14-15 yaşındaki çocukların bile silahlandırıldığı bu karanlığı sorgulamak gerekir” dedi.
AK Partili Kaynar: “Romantize Etmek Kimseye Fayda Sağlamaz”
AK Parti Meclis Üyesi Muhammet Kaynar da tartışmalara dahil olarak, YPG’nin de tıpkı IŞİD gibi terör örgütü olduğunu söyledi.
Kaynar, “Terör örgütlerini romantize etmek ya da masumlaştırmaya çalışmak kimseye fayda sağlamaz,” diyerek bu tür açıklamaların ABD merkezli algı operasyonlarına destek olduğunu savundu.
“Kürt vatandaşlarımız bu ülkenin eşit vatandaşlarıdır. Kimse onları belli bir örgütle ilişkilendiremez. Suriye’de yaşanan olaylar Kürtlere karşı değil; terörle mücadele kapsamında değerlendirilmelidir.”
Kaynar, Türkiye’nin sabırlı ve güçlü bir devlet geleneğine sahip olduğunu belirterek, “Devletimiz gerektiği yerde gerekeni yapar. Provokatif yaklaşımlara gelmez ama milli güvenliği tehdit eden hiçbir oluşuma da tolerans göstermez” dedi.
Abdülcebbar Barış: “Barışı Size Rağmen Bu Topraklara Getireceğiz”
Tartışmaların sonunda söz alan CHP’li Abdülcebbar Barış, yaptığı konuşmayla dikkat çekti. “Orada katliamlar yaşanıyor, çocuklar ölüyor, insanlar donuyor” diyen Barış, “İnsan biraz elini vicdanına koyar, biraz merhametle, biraz insanlıkla. Yani dün Filistin için kendini yırtanlar bugün Kürt çocukları Müslüman değil mi? Bu ülkenin bu Ortadoğu coğrafyasının insanları değil mi?” diyerek, diğer meclis üyelerinin bu trajediye karşı sessiz kaldığını belirtti.
“Barış dille başlar, dille biter. Eğer içimizde merhamet yoksa, barışı sadece lafta söyleriz.” ifadeleriye konuşmasını sürdüren Abdülcebar Barış, “Evet, savaş kötüdür. Savaşı kim başlatıyorsa Allah belasını versin. Bu ayrı bir konu. Ama orada bir trajedi yaşanıyorsa ve burada hala yok Suriye Devleti gereğini yapmıştır. Yok Türkiye Devleti gereğini yapar, ne yapacaksın Muhammed Bey? Kürtleri yine yok mu edeceksin? Bana onu söyler misin? Gereğini zaten fazlasıyla yaptınız. Bu mecliste de söyledim, İBB'de de söyledim, evimde de, sokakta da söylüyorum.
Barışı kim bu topraklara getiriyorsa onun elini öperim. Ama siz sınavda kaldınız. Neden kaldınız biliyor musun? Barışın bir tarafı iktidar olan güçsünüz. Sizin elinizde imkanlar var.
Bu toprakların barış gelmesi için imkan sormanız gerekirken sizin medya diliniz, sizin politik önderlerinizin kullandıkları dil zehirden daha kötüydü. Bunu yapmayın. Barış dille başlar, dille biter hayat. Eğer biz dilimize gerçekten de barışı esas alıyorsak. Aksi takdirde barışı söylüyorum ama arkasından bir tane Kürt çocuğu ölünce de içten içe bıyık altında gülüyor, seviniyorum. Bu vicdansızlıktır, bu ikiyüzlüktür. Bu ikiyüzlüyü bırakalım. Her şeyden önce birbirimize merhametli, gerçekçi davranalım. Ben gurur duyarak söylüyorum, Filistin çocukları için ağlamışım. Türk çocukları için de ağlarım. Ben 1989'da İzmir'de askerdim. Bulgaristan'a gönüllü çıkacak ilk Tugay'da ben vardım. Çünkü orada bir haksızlık vardı. Bu gün bu sırada oturan arkadaşlara şunu söyleyebilirim. Evet orada karşılıklı hatalar olmuştu ama bir trajedi var. Hangi Kürt gitti Arapların sokaklarına saldırdı? Bana onu söyler misin? Kim kime saldırdı? İki tane Kürt mahallelerine saldırıldı. Kobani'ye saldırdı. Peki Kürtler gitti başka bir şehre saldırdı mı? Bilmiyorsunuz. Ondan sonra burada ahkam kesiliyoruz. Bu ülkeye barış size rağmen gelecek. Sizin o kafanızdaki düşmanlığa rağmen gelecek. Biz kardeşliği sonuna kadar savunacağız. Bu topraklara barış gelecek ve siz de tanık olacaksınız. Ben buna inanıyorum ve bunun için de mücadele etmeye devam edeceğim” diyerek konuşmasını tamamladı.
Kaynar’dan Sert Tepki: “Devletimize Hakaret Kabul Edilemez”
Abdülcebbar Barış’ın çıkışına yanıt veren AK Partili Muhammet Kaynar, bu durumun suçluluk psikolojisinin verdiği bir uslub olduğunu iddia ederek, “Yani Cumhuriyet Halk Partisi meclis üyesi olarak ne hazindirki devletimize ve milletimize yönelik ağır ithamlarda bulunuyor. Türkiye'de ne zaman Kürtler katledilmiş, böyle bir ifade kullanma hakkını nereden elde ediyor? Bu nasıl bir usluptur? Bu üslup buraya, devleti kurduğunu iddia eden Cumhuriyet Halk Partisi'nin meclis üyesine yakışan bir uslub mudur?” dedi.
Kaynar, Türkiye’nin birliğini tehdit eden her girişime karşı hukukun içinde mücadele edildiğini belirterek, “Bu ülkenin bayrağı altında yaşamak isteyen herkesin hakkı korunur. Kim bölmeye kalkarsa da devlet gereğini yapar,” ifadeleriyle konuşmasını tamamladı.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

