CHP’de Örgüt İradesi, Kişisel Tasarrufların Üzerindedir
CHP’de Örgüt İradesi, Kişisel Tasarrufların Üzerindedir
“CHP’de son dönemde yaşananları, yalnızca bir kadro değişimi mi, yoksa parti içi demokrasinin sınandığı kritik bir eşik mi?” diye soran İsmail Taş, örgüt iradesinin, kişisel tasarrufların önüne geçmesi gerektiğini vurguladı. CHP’nin tarihsel kimliği ile bugünkü uygulamalar arasındaki gerilimi de satır aralarına taşıyan Taş, tartışmanın isimler üzerinden değil, ilke ve demokrasi anlayışı üzerinden okunması gerektiğini vurguladı.
CHP’de yaşanan son görevden almalar, yalnızca idari bir değişiklik değil, parti içi demokrasi tartışmalarını yeniden gündeme taşıyan bir gelişmedir. İstanbul’daki ilçe başkanlarının ve yönetimlerin istişare edilmeden görevden alınması, örgüt iradesi ve parti geleneği açısından ciddi soru işaretleri doğurmaktadır. Bu metin, söz konusu uygulamaların CHP’nin temel ilkeleriyle nasıl çeliştiğini ortaya koymaktadır. Aynı zamanda çözümün daha fazla merkezileşme değil, daha güçlü bir örgütlü demokrasi olduğunu vurgulamaktadır.
Cumhuriyet Halk Partisi sıradan bir siyasi parti değildir. CHP; Millî Mücadele’nin, Cumhuriyet’in kuruluşunun, laikliğin, halk egemenliğinin ve çağdaşlaşma idealinin siyasal taşıyıcısıdır. Bu nedenle partideki her örgütsel gelişme yalnızca bir görev değişikliği olarak görülemez her karar, CHP’nin tarihsel birikimine ve demokratik kültürüne uygun olmalıdır.
CHP’nin varlık nedeni egemenliğin halka verilmesidir. Bu ilke yalnızca devlet yönetiminde değil, parti içinde de geçerlidir. Demokrasi talep eden bir parti, kendi örgütünde yukarıdan aşağıya işleyen bir anlayışı benimseyemez.
İlçe başkanları yalnızca yönetici değil, örgütün ve tabanın temsilcisidir. Onları istişaresiz görevden almak, örgüt iradesini değersizleştirmektir. CHP’de esas olan kişisel irade değil, ortak örgüt iradesidir.
Halkçılık, kararların dar kadrolar tarafından değil, katılımcı biçimde alınmasını gerektirir. Örgütün seçtiği temsilcileri dinlemeden görevden almak, halk adına siyaset yaparken halkın temsilcilerini yok saymaktır.
Bu tartışma yalnızca birkaç görev değişikliği değil, CHP’nin demokratik karakterinin korunup korunmayacağı meselesidir.
Cumhuriyetçilik, kişisel iktidarın değil kurumların ve ortak aklın üstünlüğüdür. CHP hiçbir kişi veya grubun iradesiyle yeniden dizayn edilemez. Tüzük ve örgüt iradesi her makamın üzerindedir.
CHP kimsenin mülkü değil, halka ve örgütüne ait bir partidir.
Sosyal demokrasi eşitlik ve dayanışma demektir. Örgütler pasif uygulayıcılar değil, siyasetin öznesidir. Yıllarca emek veren örgütlerin yok sayılması sosyal demokrat ahlaka aykırıdır.
Devrimcilik kadro tasfiyesi değil, daha fazla demokrasi ve katılımdır. Eleştirel düşünceyi dışlamak devrimcilik değil, otoriterleşmedir. Fikirlerin tartışılmadığı yerde ilerleme olmaz.
Parti disiplini kişiye değil, programa bağlılıktır. Eleştiri ihanet değil, demokratik bir haktır. Disiplin mekanizması susturma aracına dönüşürse örgüt içinde korku hâkim olur.
CHP’nin ihtiyacı itaat değil, sorgulayan ve gerektiğinde itiraz eden kadrolardır.
Laiklik yalnızca din-devlet ayrımı değil, aklın ve hukukun üstünlüğüdür. Görevden alma kararları gerekçeli, şeffaf ve denetlenebilir olmalıdır. Aksi, CHP’nin akılcı geleneğiyle çelişir.
CHP içinde de vesayetçi yaklaşımlar reddedilmelidir. Örgüt iradesi yok sayılırsa kongreler şekli hale gelir. Çözüm görevden alma değil, demokratik seçimdir.
Sorun yalnızca isimler değil, örgütün üzerinde tasarruf yetkisi kullanan anlayıştır. Kurumlar sessiz kaldığında bu yaklaşım güç kazanır. Bu nedenle tartışma kişisel değil ilkeseldir.
Kendi içinde demokrasi uygulamayan bir parti, toplumdan demokrasi talep edemez. Demokrasi yalnızca söylem değil, davranıştır ve en önce parti içinde yaşanmalıdır.
CHP’nin sorunu daha fazla merkezileşme değil, daha fazla katılımdır. Çözüm; üyeye güvenmek, örgüt iradesini tanımak ve parti içi demokrasiyi güçlendirmektir.
CHP’yi ayakta tutan örgütlü kadrolardır. Bu emeği yok sayan hiçbir anlayış partiyi güçlendiremez.
CHP, kişilerin değil; Cumhuriyet’in, halkın ve örgütün partisidir.
Çözüm nettir: atama değil seçim, tasfiye değil dayanışma, itaat değil özgür irade, kişisel yönetim değil örgütlü demokrasi.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

