FATMA ÖZLEM İZOL’DAN DEMOKRATİK CUMHURİYET ÇAĞRISI: “ÇUKURLAR YERİNDE DURURKEN MAKAM ODALARI YENİLENİYORSA, ÖNCELİKLERİ KİM BELİRLİYOR?”
FATMA ÖZLEM İZOL’DAN DEMOKRATİK CUMHURİYET ÇAĞRISI: “ÇUKURLAR YERİNDE DURURKEN MAKAM ODALARI YENİLENİYORSA, ÖNCELİKLERİ KİM BELİRLİYOR?”
Kent uzlaşısıyla CHP’den Şişli Belediye Meclis Üyesi seçilen Fatma Özlem İzol, İBB’nin ekim ayı ikinci toplantısında yaptığı gündem dışı konuşmada Cumhuriyet’in 103’üncü yılı dolayısıyla eşit yurttaşlık, yerel demokrasi, kadın hakları, çok kültürlülük ve kayyum uygulamalarını gündeme taşıdı. Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan’ın tutuklanması ve ilçeye kayyum atanmasından belediyedeki hizmet sorunlarına kadar pek çok başlıkta değerlendirmelerde bulunan İzol, “Sandıktan çıkan irade bir bakanlık yazısının insafından kurtulmadıkça o mesafe kapanmayacak” dedi.
“CUMHURİYETİ BÜYÜTMENİN YOLU, ONU DAR BİR KALIBA SIKIŞTIRMAKTAN GEÇMİYOR”
İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi’nin ekim ayı ikinci toplantısında gündem dışı söz alan CHP’li Meclis Üyesi Fatma Özlem İzol, konuşmasına Cumhuriyet’in 103’üncü yılına ilişkin değerlendirmelerle başladı. Cumhuriyet’in tarihsel mirasının yalnızca törenlerle ve söylemlerle sahiplenilemeyeceğini belirten İzol, geçmişle yüzleşmenin ve geleceğe yönelik somut çözümler üretmenin önemine dikkat çekti.
Cumhuriyet’in eşit yurttaşlık temelinde yeniden ele alınması gerektiğini savunan İzol, emeğin, kadınların, doğanın ve yerel demokrasinin esas alındığı demokratik bir cumhuriyetin yolunun kentlerden ve yerel meclislerden geçtiğini ifade etti.
Şişli’nin Halaskargazi Caddesi’ni tarihsel hafızanın önemli bir parçası olarak nitelendiren İzol, caddenin Cumhuriyet’in kuruluş iradesini ve Hrant Dink’in 19 Ocak 2007’de gazetesinin önünde öldürülmesinin ardından toplumsal hafızada oluşan yarayı bir arada taşıdığını söyledi.
İzol, bu iki tarihsel hafızanın birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Biri eşit yurttaşlık vaadiyle başlayan bir kuruluşu simgeliyor, öteki o evin bütün çocuklarına henüz aynı güveni, aynı adaleti veremediğinin susmayan, sızlayan tanığı. İkisi de bizim tarihimiz. Birini sahiplenip ötekine sırtımızı dönersek Cumhuriyeti eksik anlatmış, kendimizi kandırmış oluruz.”
Cumhuriyet’in çoğulcu yapıyla buluşması gerektiğini vurgulayan İzol, “Cumhuriyet, bu toprakların çoğulcu özüyle buluşmalı” dedi.
“CUMHURİYETİ CUMHURİYET YAPAN, ORTAK OLANIN ŞEFFAF BİÇİMDE KONUŞULMASIDIR”
Yerel meclislerin ortak yaşamın ve demokratik karar alma süreçlerinin temel kurumları olduğunu belirten İzol, imar kararlarından kreş ve otopark tercihlerine, depremde kullanılacak okul bahçelerinden mahallelerin ihtiyaçlarına kadar pek çok meselenin halkın gözü önünde tartışılması gerektiğini söyledi.
Cumhuriyet’in temelinde kamusal olanın halka ait olması bulunduğunu ifade eden İzol, şöyle konuştu:
“Ortak olanın, bir kişinin odasında kapalı kapılar ardında değil; herkesin gözü önünde, şeffaf ve hesabı sorulabilir biçimde konuşulmasıdır.”
1921 Anayasası’na ve yerel yönetim anlayışına da değinen İzol, ilk anayasal dönemde halkın kendi kaderini bizzat yönetmesi ve yerel meclislerin güçlendirilmesi yönünde bir yaklaşım bulunduğunu belirtti. Sonraki yıllarda ise merkezi yönetimin güçlenirken yerel demokrasinin gerilediğini savundu.
“TATAVLA’YI KURTULUŞ YAPMAKLA MAHALLENİN HAFIZASI DEĞİŞMEDİ”
Türkiye’nin çok dilli ve çok kültürlü geçmişine dikkat çeken İzol, 1927 nüfus sayımı kayıtlarında Türkçe dışında 21 ana dilin yer aldığını hatırlattı. Farklı dillerin ve kimliklerin tehdit olarak görüldüğünü, iskan politikalarıyla yerleşim yerlerinin isimlerinin değiştirildiğini ve dil üzerindeki baskıların toplumsal hafızada izler bıraktığını dile getirdi.
Şişli’nin tarihsel geçmişinden örnek veren İzol, Tatavla’nın adının Kurtuluş olarak değiştirilmesine ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:
“Mesela Şişli’de Tatavla’nın adı Kurtuluş yapıldı. Ama Tatavla’yı Kurtuluş yapmakla o mahallenin hafızası değişmedi, hakikat yeni adın altında da yaşamaya devam etti.”
Urfa’nın farklı adlarla anılmasının da toplumsal hafızanın resmî isimlerle sınırlanamayacağını gösterdiğini belirten İzol, insanların yaşadıkları yerlerle kurdukları bağın isim değişiklikleriyle ortadan kaldırılamayacağını söyledi.
“Vatandaş Türkçe konuş” kampanyalarına, farklı dillerin kamusal alanda kullanılmasına yönelik yasaklara ve Kürtçenin mahkeme tutanaklarında “bilinmeyen dil” olarak kaydedilmesine de değinen İzol, geçmişin bu yönleriyle yüzleşmenin Cumhuriyet’e karşı olmak anlamına gelmediğini savundu.
İzol, “Cumhuriyete gerçekten inanan biri bu muhasebeden zaten korkmaz” diyerek tarihsel değerlendirmelerin demokratikleşme açısından önem taşıdığını ifade etti.
KADIN HAKLARI, İNANÇ ÖZGÜRLÜĞÜ VE ÇOCUKLARIN GÜVENLİĞİ
Demokratik cumhuriyetin yalnızca seçimlerden ibaret olmadığını belirten İzol, yurttaşların kimlikleri ve inançları nedeniyle ayrımcılığa uğramadığı, kadınların güvenle yaşayabildiği ve çocukların eşit imkanlara erişebildiği bir düzenin gerekliliğini vurguladı.
Kürt annelerin çocuklarıyla kendi dillerinde konuşurken tedirgin olmadığı, Alevilerin inançlarını özgürce yaşayabildiği bir toplumsal düzenin önemine dikkat çeken İzol, Şişli’nin Kurtuluş semtindeki Ermeni komşuların güvenlik kaygılarına ilişkin çarpıcı bir örnek verdi.
İzol, “Demokratik bir cumhuriyet, o komşularımızın bir gün o kilide ihtiyaç duymadan uyuyabildiği bir düzendir işte” dedi.
Kadınların gece eve dönerken anahtarlarını parmaklarının arasında tutarak yürümek zorunda kalmasını da güvenlik ve eşitlik sorununun bir parçası olarak değerlendiren İzol, kadınların seçme ve seçilme hakkının tarihsel önemini hatırlattı.
İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmenin İstanbul’un hafızasında kapanmamış bir yara olarak durduğunu söyleyen İzol, sokak aydınlatmalarından kadın danışma merkezlerine, kreşlerden kamusal alanların güvenliğine kadar yerel yönetim hizmetlerinin kadınların özgürlüğüyle doğrudan ilişkili olduğunu belirtti.
“Kadınların korkmadan yürüyemediği, meydanda sesini duyuramadığı bir şehirde yerel demokrasiden de, demokratik bir cumhuriyetten de söz edemeyiz” ifadelerini kullandı.
Çocukların eğitim ve güvenlik sorunlarına da değinen İzol, okul saldırılarının ardından gündeme gelen kurşun geçirmez okul çantaları ile sıradan bir okul çantasını temel kırtasiye malzemeleriyle doldurmanın maliyetine dikkat çekti.
Bir okul çantasının ne korkunun zırhına ne de ailenin ekonomik yüküne dönüşmesi gerektiğini söyleyen İzol, şu ifadeleri kullandı:
“Oysa bir okul çantası hayata karşı kuşanılan bir zırh olamaz, bir ailenin ay sonunu düşündüren bir yük de olamaz. O çantalara kitaplar, defterler, beslenme kutuları ve en çok da hayaller sığmalı.”
MUĞLA’DAKİ MEYDANIN YIKANMASINA TEPKİ: “ASIL TEMİZLENMESİ GEREKEN NEFRETLE BAKAN ZİHNİYETTİR”
Eşit yurttaşlığın yalnızca geçmişle ilgili bir mesele olmadığını belirten İzol, Muğla’da DEM Parti’nin basın açıklaması yaptığı meydanın Yeniden Refah Partisi il teşkilatı tarafından sirkeli su ve sabunla yıkanmasına ilişkin olayı gündeme taşıdı.
Meydanın 40 gün boyunca temizleneceğinin ilan edilmesini eleştiren İzol, bu tutumun milyonlarca yurttaşın oy verdiği bir siyasi partinin ve onun temsil ettiği kimliğin hedef alınması anlamına geldiğini savundu.
İzol, söz konusu olayı “ırkçılık” olarak nitelendirerek şöyle konuştu:
“Milyonlarca yurttaşın oy verdiği, gönül verdiği bir partinin bastığı taşı kirli sayan bir zihniyet, aslında bir halkı, bir kimliği, bir siyasi iradeyi kirli saymaktadır.”
Geçmişte Kürtçenin “bilinmeyen dil” olarak kayda geçirilmesine rağmen konuşulmaya devam ettiğini belirten İzol, siyasi ve toplumsal kimliklerin bu tür uygulamalarla ortadan kaldırılamayacağını ifade etti.
İzol, konuşmasının bu bölümünü şu sözlerle tamamladı:
“Asıl temizlenmesi gereken o meydanın taşı değil, o taşa nefretle bakan zihniyettir.”
“SANDIKTAN ÇIKAN KARAR BİR BAKANLIK YAZISIYLA GERİ ALINABİLİYORSA…”
Konuşmasının önemli bölümünü kayyum uygulamalarına ayıran İzol, seçilmiş yerel yöneticilerin görevden alınması ve yerlerine atama yapılmasının demokratik temsil açısından yarattığı sorunlara dikkat çekti.
Kayyum uygulamalarının tarihsel arka planına değinen İzol, 1921 Anayasası’ndan 1982 Anayasası’na, Anayasa Mahkemesi’nin 1988 tarihli değerlendirmelerinden 2007’de Diyarbakır’ın Sur ilçesinde yaşananlara kadar çeşitli örnekler verdi.
Sur Belediye Başkanı Abdullah Demirbaş’ın belediye hizmetlerini Türkçenin yanı sıra Kürtçe, Ermenice ve Süryanice de sunma girişimi nedeniyle görevden alındığını belirten İzol, Demirbaş’ın iki yıl sonra daha yüksek oyla yeniden seçildiğini hatırlattı.
2016’dan itibaren kayyum uygulamalarının yaygınlaştığını savunan İzol, geçici bir tedbir olarak öngörülen uygulamanın kalıcı bir yönetim biçimine dönüşmesini eleştirdi.
Yeni anayasa tartışmalarına da değinen İzol, “Darbe anayasasının bile geçici saydığı bir uygulamayı kalıcı hale getirmiş olmamızla yüzleşmeden demokratik bir anayasadan nasıl söz edeceğiz?” diye sordu.
Seçimle belirlenen iradenin idari kararlarla ortadan kaldırılmasının eşit yurttaşlık ilkesini zedelediğini savunan İzol, şu ifadeleri kullandı:
“Bu ülkede sandıklar kuruluyor, oylar sayılıyor, mazbatalar veriliyor. Ama halkın verdiği karar ertesi sabah bir bakanlık yazısıyla geri alınabiliyorsa, eşit yurttaşlık şartlı bir yurttaşlığa dönüşmüş olmuyor mu?”
ŞİŞLİ’DE KAYYUM TARTIŞMASI: “ÇUKURLAR YERİNDE DURURKEN MAKAM ODALARI YENİLENİYOR”
Şişli’de yaşanan kayyum sürecinin ilçenin gündelik yaşamına etkilerini de gündeme getiren İzol, Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan’ın 23 Mart 2025’te kent uzlaşısı soruşturması kapsamında tutuklandığını ve belediyeye kayyum atandığını hatırlattı.
Kent uzlaşısını farklı kimliklerden ve toplumsal kesimlerden yurttaşların ortak bir aday etrafında buluştuğu yerel bir barış deneyimi olarak tanımlayan İzol, bu siyasi iş birliğinin bir soruşturma dosyasına dönüştürülmesini eleştirdi.
Barış sürecine hukuki zemin kazandırılmasına ilişkin gelişmeleri hatırlatan İzol, Şişli’de kayyum yönetiminin sürmesine tepki gösterdi. Mardin, Van, Batman ve Esenyurt’taki kayyum uygulamalarının da sona ermesi gerektiğini ifade etti.
Şişli’deki yönetim biçiminin ilçede yaşayan yurttaşların belediyeyle ilişkisini etkilediğini savunan İzol, seçilmiş başkanın cezaevinde bulunması nedeniyle vatandaşların sorunlarını kime iletecekleri konusunda belirsizlik yaşadığını dile getirdi.
İzol, ilçedeki hizmet sorunlarına ilişkin konuşmasında öğrencilerin ulaşım desteği ve burslarının kesildiğini, Bomonti ve Paşa Mahallesi’nde aylardır kapanmayan çukurların ve günlerce toplanmayan çöplerin bulunduğunu ileri sürdü.
Şişli’de yaşayan gençlerin mahallelerindeki sorunları ilgili makamlara ulaştırmakta zorlandığını belirten İzol, “Çünkü oy verip seçtiği başkan cezaevinde, şehri yöneten insanı ise seçmedi, tanımıyor, hiç görmüyor!” dedi.
Belediyedeki makam katında yapılan yenilemeleri de gündeme taşıyan İzol, tasarım firmalarının bu çalışmaları sosyal medya hesaplarında tanıttığını belirterek hizmet önceliklerini sorguladı.
İzol’un konuşmasında öne çıkan ifadelerden biri şöyle oldu:
“Çukurlar yerinde dururken, sokaklar çöp içindeyken makam odaları yenileniyorsa, öncelikleri kimin belirlediğini sormak bu meclisin hakkıdır!”
AHMET TÜRK’ÜN BERAATİNİ HATIRLATTI
Kayyum uygulamalarının hukuki sonuçlarına da değinen İzol, görevden alınmasına gerekçe gösterilen davada beraat eden Mardin Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Ahmet Türk’ün görevine dönmemesini örnek gösterdi.
Mardin’de kayyum süresinin iki ayda bir uzatıldığını belirten İzol, 84 yaşındaki Ahmet Türk’ün “Mücadelem halkın iradesine konulan ipoteğin kaldırılması içindir” sözünü hatırlattı.
Yerel yönetimlerde asıl meselenin makamların kimler tarafından doldurulduğundan çok seçmenin iradesinin korunması olduğunu vurgulayan İzol, şöyle konuştu:
“Seçilmişleri yargı eliyle görevlerinden alarak bir kentin tarihini yeniden yazamazsınız. Tabelalar değişir, makamlar el değiştirir, ama hakikat yerinde kalır.”
Kayyum uygulamalarının hangi gerekçeyle sürdürüldüğünü sorgulayan İzol, konuşmasını şu soruyla sürdürdü:
“Kimi, neyi ve kimin adına kurtardınız, koruyorsunuz?”
“YEREL YÖNETİMLERİ GÜÇLENDİRECEĞİZ, KARARI KENTİN İNSANINA BIRAKACAĞIZ”
Konuşmasının sonunda yeniden Halaskargazi Caddesi’ne dönen Fatma Özlem İzol, Cumhuriyet’in kuruluş idealiyle bugün yaşanan eşitlik ve adalet sorunları arasındaki mesafenin kapatılması gerektiğini söyledi.
Bir Kürt annenin hastanede kendi dilinde derdini anlatamadığı, Kurtuluş’taki Ermeni komşunun güvenlik kaygısıyla kapısını kilitlediği, çocukların okula korkuyla gittiği ve kadın cinayetlerinin önlenemediği bir düzende demokratik cumhuriyet hedefinin tamamlanamayacağını belirten İzol, sandıktan çıkan iradenin idari kararlarla ortadan kaldırılmaması gerektiğini vurguladı.
İzol, çözüm önerilerini ise yerel yönetimlerin güçlendirilmesi, kararların kent sakinlerine bırakılması, inanç özgürlüğünün güvence altına alınması ve farklı kimliklerin eşit yurttaşlık temelinde bir araya gelmesi başlıkları altında topladı.
“Önce yetkileri merkezde toplamayacağız, yerel yönetimleri güçlendireceğiz. Kararı bizzat o kentin, o sokağın insanına bırakacağız” diyen İzol, demokratik cumhuriyetin bütün toplumsal kesimlerin ortak çabasıyla kurulabileceğini ifade etti.
Konuşmasını Cumhuriyet’in 103’üncü yılına ilişkin mesajıyla tamamlayan İzol, “Gelin, Cumhuriyetin ikinci yüzyılında onu tek bir kalıba sığdırmaya çalışanlara inat, yerel demokrasiyle, adaletle ve barışla gerçek anlamda demokratik bir cumhuriyete dönüştürelim!” çağrısında bulundu.
İzol, Cumhuriyet Bayramı’nı kutlayarak Şişli, Esenyurt, Mardin ve Batman’da seçilmiş yönetimlerin bir an önce görevlerine dönmesi temennisini dile getirdi.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

