NEREDE O ESKİ BELEDİYE BAŞKANLARI?
NEREDE O ESKİ BELEDİYE BAŞKANLARI?
Yerel yönetimlerde liyakat, örgüt emeği ve hesap verebilirlik tartışmasını kaleme alan Ferzan Özer, Cemil Tugay’ın AK Parti’ye geçişinden Çeşme’deki tartışmaya uzanan gelişmeler üzerinden sordu: Nerede o eski belediye başkanları?
Eskiler, “İnsanı yolculukta tanırsın” derler. Doğru da söylemişler.
Karşıyaka’nın eski Belediye Başkanı Cevat Durak ve değerli eşiyle, Marmara Belediyeler Birliği görevimiz sırasında Brezilya dahil birkaç ülkeye birlikte seyahat ettim.
Cevat Başkan’ı yakından tanıdım.
On yıl dolu dolu belediye başkanlığı yaptı.
Görevi bitti ama Karşıyaka’da çarşıya çıktığında başı dik yürüyebileceği bir isim bıraktı.
Bugün Cemil Tugay’ın AK Parti’ye katıldığını görünce insan ister istemez geçmişi düşünüyor ve soruyor:
Nerede yanlış yapıyoruz?
Karşıyaka’da Cevat Durak gibi tecrübeli bir belediye başkanı vardı. Nereden bulup da Cemil Tugay’ı buradan aday yaptınız?
Lüleburgaz’da Emin Halebak, Eskişehir’de Yılmaz Büyükerşen gibi kentleriyle özdeşleşmiş belediye başkanları yetişti.
Bu insanların tecrübelerinden neden yararlanılmaz?
Daha önemlisi, adaylar belirlenirken o kentin insanı, örgütün emeği, siyasi geçmiş, liyakat ve aidiyet neden yeterince dikkate alınmaz?
=
Bugün İzmir’de yaşananlara kızıyoruz, üzülüyoruz.
Ama biraz da kendimize sormamız gerekmiyor mu:
Bu insanları kim buldu, kim aday yaptı, kim o makamlara taşıdı?
Daha dün Çeşme’de yaşananları izledik.
Belediye Başkanı Lal Denizli, partisinin kadın ilçe başkanına “atanmış” diyerek “seçilmişle nasıl konuşacağını öğreneceksiniz” diye sesleniyor.
Videoyu izlerken gerçekten üzüldüm.
Bir kadın olarak, bir başka kadına ağzından köpükler saçarcasına bağırmak hiç yakışmadı.
Üstelik “Ben seçilmişim” demek meseleyi çözmüyor.
Belediye başkanı elbette halkın oyuyla seçilir; ama belediye başkanlığına aday gösterilmek de siyasi bir tercihin sonucudur.
Nitekim tartışmada ilçe başkanı da Denizli’nin Çeşme’de adaylık başvurusu yapmadığını özellikle hatırlattı.
İşte benim itirazım tam da buna:
Örgütte yıllarca emek veren insanları görmeyip tepeden aday belirleyeceksiniz, sonra yaşananlara şaşıracaksınız.
Ben Eyüpsultanlıyım.
Bugün kendi ilçemde de başka türlü büyük bir üzüntü yaşıyorum.
Belediye Başkanımız Mithat Bülent Özmen görevinden uzaklaştırıldı.
Kendisi benim arkadaşımdır.
Benim tanıdığım ve gördüğüm kadarıyla görev süresince yanlışına şahit olmadım.
İzmir’de yaşanan başka, Eyüpsultan’da yaşanan elbette başka bir hukuki ve siyasi süreçtir.
Ama benim sitemimin ortak noktası yerel yönetimlerdir.
Ankara’da siyaset yapanlara artık şunu söylemek gerekiyor:
Yereli biraz kendi haline bırakın!
Ya gerçek bir ön seçim yapın, örgütün ve halkın iradesine güvenin; ya da anket yapıyorsanız sonucuna uyun.
Uymayacaksanız insanları boşuna umutlandırmayın.
Arkadaşınızı, akrabanızı, adamınızı, çantacınızı değil; o kente hizmet edecek, hesabını verecek ve görevi bittikten sonra da halkın arasında başı dik dolaşabilecek insanları bulun.
Belediye başkanlığı öfke makamı değildir.
Üslup da karakter de liyakat kadar önemlidir.
Bugün Cemil Tugay’a kızmak kolay.
Ama asıl soruyu sormamız gerekiyor:
Onu oraya kim getirdi?
İşte nostaljiyi biraz da bunun için seviyorum.
Nerede o eski asalet?
Nerede makamın ağırlığını taşıyan belediye başkanları?
Nerede görev bittikten sonra çarşıda, pazarda halkının gözünün içine bakarak yürüyebilen insanlar?
Çok şey istemiyoruz.
Hizmet, liyakat, sadakat ve hesap verebilirlik istiyoruz.
Ve artık aynı yanlışların tekrar edilmesini istemiyoruz.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

