Sessiz İhanet: Görülmeyen Yaralar, Duyulmayan Çığlıklar
Sessiz İhanet: Görülmeyen Yaralar, Duyulmayan Çığlıklar
26 yıllık aktif siyaset hayatında edindiği bilgi, birikim ve tecrübelerini 11 yıldır yazılarıyla okuyucularına aktaran Ferzan Özer, bu kez kalemini bir kez daha aşka çevirdi. “Zaman akar, insanlar değişir, yollar ayrılır ama hatıralar… Onlar anılarımızda hiç yaşlanmazlar” diyerek aşkın bir şekide madalyonun öteki yüzünü anlatan Özer, bu kez aşkın öteki yüzünü, yani ihanetin sessiz acısını yazdı. Özer, yüreğe dokunan satırlarında, insanı asıl yakanın yapılan değil, “Nasıl göremedim?” sorusu olduğunu derin bir duyguyla vurguluyor… İşte o yazı...
Üzüntü ve kızgınlık birbirine çok benzeyen ama aynı kapıya çıkmayan iki duygu.
Üzüntü insanı içine kapatır, kızgınlık ise ayakta tutar.
İhanet ikisini birden yaşatır.
İnsan, ihanet edebilen tek canlıdır.
İhanet tam da bu bağların içinden doğar.
Düşman yaralar ama sevilen yıkar.
Duygusal ihanet çoğu zaman sessizdir.
Önce sana ayrılan zaman azalır,
süreli mesaj en düşük yapılır.
İnsanlar sevdiklerine neden ihanet eder?
Çünkü herkes sevildiği kadar güçlü değildir.
Çünkü bazıları değer gördükçe büyümez, küçülür.
Sadakat ister ama sadık olmayı beceremez.
Ve farkında olmadan, kendisine sunulan iyiliği taşımayı başaramaz.
İhanet eden, karşısındakini kaybettiğini sanır.
Çünkü, güven bir kez kırıldığında, geriye ne sevgi kalır ne söz.
Çünkü, güven ruh gibidir, terk ettiği bedene asla geri dönmez...
İhanete uğrayan içinse hayal kırıklığından öteye öfke vardır.
İnsanı yakan-yıkan, yapılan değil;
Yanlış kişiye inanmış olmak, insanın kendine kızmasına neden olur.
Ve bazı vedalar hiç söylenmez...
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

