TÜKODER Genel Başkanı Aziz Koçal: “Fon krizi yalnızca yatırımcının değil, toplumun sorunudur”
TÜKODER Genel Başkanı Aziz Koçal: “Fon krizi yalnızca yatırımcının değil, toplumun sorunudur”
TÜKODER Genel Başkanı Aziz Koçal, yüz binlerce yatırımcıyı ilgilendiren fon krizinin yalnızca sermaye piyasaları açısından ele alınamayacağını belirterek, tasarrufların üretim, yatırım ve istihdama yönlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Koçal, “Kazanç özelleştirilip zarar toplumsallaştırılmamalıdır” dedi.
Tüketiciyi Koruma Derneği (TÜKODER) Genel Başkanı Aziz Koçal, kamuoyunda “fon krizi” veya “fon vurgunu” olarak tartışılan gelişmelere ilişkin yaptığı açıklamada, finansal tüketicilerin korunması, denetim mekanizmalarının işleyişi ve Türkiye’nin üretim politikalarının yeniden değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Koçal, “Paradan para kazanan değil, üreten bir ekonomiye ihtiyacımız var” ifadelerini kullandı.
455 bin 758 yatırımcı etkilendi
Sermaye Piyasası Kurulu tarafından açıklanan verilere göre, 7 portföy yönetim şirketine ait 131 fonun tasfiyeye alınmasının ve bu fonlarda 455 bin 758 tekil yatırımcının bulunmasının sorunun toplumsal boyutunu ortaya koyduğunu belirten Koçal, yüz binlerce kişinin yıllar içinde oluşturduğu tasarrufların söz konusu olduğuna dikkat çekti.
Böylesine büyük bir olayın birkaç kişinin yatırım tercihi olarak değerlendirilemeyeceğini ifade eden Koçal, finansal tüketicinin korunması ve finans sistemine duyulan güven açısından ciddi sorular bulunduğunu kaydetti.
Koçal, “Bu sistem nasıl oluştu? Riskler ne zaman fark edildi? Denetim mekanizmaları zamanında çalıştı mı? Küçük yatırımcı neden daha önce uyarılmadı? Zararlar nasıl karşılanacak?” sorularının yanıtlanması gerektiğini vurguladı.
“Bir tarafta para kazanma arayışı, diğer tarafta geçim mücadelesi var”
Fon krizinin ekonomik ve sosyal politikalar açısından da ele alınması gerektiğini belirten Koçal, küçük tasarruflarını değerlendirmeye çalışan yurttaşlarla temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanan milyonlarca tüketicinin içinde bulunduğu koşullara dikkat çekti.
Bir tarafta tasarruflar üzerinden olağan dışı kazanç elde etme arayışının, diğer tarafta kira, gıda, elektrik, doğal gaz ve ulaşım giderlerini karşılamaya çalışan vatandaşların bulunduğunu ifade eden Koçal, bu tablonun yalnızca finans piyasalarının değil, ekonomik önceliklerin de sorgulanmasını gerektirdiğini belirtti.
“Tasarruf üretime, üretim istihdama dönüşmeli”
Küçük tasarrufların ülke ekonomisi açısından önemli bir kaynak olduğunu kaydeden Koçal, vatandaşların birikimlerinin yalnızca finansal piyasalarda el değiştiren para olarak görülmemesi gerektiğini ifade etti.
Tasarrufların üretime, sanayiye, tarıma, teknolojiye ve yeni yatırımlara yönlendirilmesinin ekonomik değer yaratacağını belirten Koçal, üretim ve istihdam arasındaki ilişkiye dikkat çekti.
Koçal, “Tasarruf üretime, üretim yatırıma, yatırım istihdama, istihdam gelire, gelir de toplumsal refaha dönüşmelidir” değerlendirmesinde bulundu.
Üretim ve istihdam yerine kısa sürede finansal kazanç elde etmenin daha cazip hâle gelmesinin ekonomik önceliklerin yeniden değerlendirilmesini gerektirdiğini belirten Koçal, üretime yönelmeyen tasarrufların yeni fabrikalar kurulmasına, tarımın geliştirilmesine, teknoloji üretilmesine ve ithalata bağımlılığın azaltılmasına katkı sağlamayacağını kaydetti.
Üretimin yetersiz kaldığı ve dışa bağımlılığın arttığı bir ekonomide döviz, maliyet ve fiyat baskılarının tüketicinin günlük yaşamına yansıdığını ifade eden Koçal, üretim politikalarının aynı zamanda hayat pahalılığı ve yoksullukla mücadele politikası olduğunu vurguladı.
“Her yatırımın riski var denilerek denetim sorumluluğu ortadan kaldırılamaz”
Finansal tüketicilerin de tüketici hakları kapsamında korunması gerektiğini belirten Koçal, yatırım fonu alan, bankada birikimlerini değerlendiren veya farklı finansal hizmetlerden yararlanan yurttaşların haklarının korunmasının kamusal bir sorumluluk olduğunu ifade etti.
“Her yatırımın riski vardır” yaklaşımının denetim sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağını belirten Koçal, yatırımın doğal riskleri ile manipülasyon, kötüye kullanım, şeffaflık ve denetim sorunlarının birbirinden ayrılması gerektiğini kaydetti.
Koçal, tüketicinin yatırımın doğal ekonomik riskini üstlenebileceğini ancak varsa manipülasyonun, kötüye kullanımın veya denetim eksikliğinin bedelinin tüketiciye ödetilemeyeceğini vurguladı.
“Kamu kaynakları kullanılacaksa gerekçesi açıklanmalı”
Tasfiye sürecinin nasıl finanse edileceğinin kamuoyuna şeffaf biçimde anlatılması gerektiğini belirten Koçal, ilerleyen süreçte zararların karşılanması amacıyla Hazine'den veya bütçeden kamu kaynağı kullanılması gündeme gelirse bunun gerekçesinin ve sorumlularının açıklanması gerektiğini ifade etti.
Koçal, vergisini ödeyen yurttaşların, finans piyasalarında oluşan özel zararların faturasını üstlenmek zorunda bırakılmaması gerektiğini belirterek, şu değerlendirmede bulundu:
“Bir tarafta açlık ve yoksullukla mücadele eden milyonlar varken, finans piyasalarında oluşan özel zararların kamu kaynaklarından karşılanması söz konusu olacaksa bunun gerekçesi ve sorumluları topluma açıklanmalıdır. Kazanç özelleştirilip zarar toplumsallaştırılmamalıdır.”
“Fon krizi şeffaf biçimde araştırılmalı”
Fon krizinin bütün yönleriyle araştırılması, küçük yatırımcıların haklarının korunması ve varsa sorumlular ile haksız kazanç sağlayanlar hakkında gerekli hukuki süreçlerin işletilmesi gerektiğini belirten Koçal, çözümün yalnızca tasfiye süreciyle sınırlı kalmaması gerektiğini kaydetti.
Türkiye'nin tasarruf politikasının üretim eksenli yeniden ele alınması çağrısında bulunan Koçal, tasarrufların spekülasyon yerine üretime, rant arayışı yerine yatırıma, ithalata bağımlılık yerine yerli üretime ve işsizlik yerine istihdama hizmet etmesi gerektiğini vurguladı.
Milyonlarca tüketici açlık ve yoksullukla mücadele ederken üretimden kopuk olağan dışı finansal kazançların normalleştiği bir ekonomik yapının sürdürülebilir olmadığını ifade eden Koçal, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Ekonominin gerçek gücü paradan para kazanmak değil, üreterek değer yaratmaktır. Tasarruf üretime, üretim istihdama, istihdam gelire, gelir de toplumsal refaha dönüşmelidir.”
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

