YETKİSİZ YETKİLİLER: MUHTARLAR
YETKİSİZ YETKİLİLER: MUHTARLAR
Ferzan Özer kaleme aldığı yazısında, sınırlı yetkilerine rağmen mahallelerin en güçlü sesi olan muhtarların, vatandaşın devlete açılan ilk kapısı olduğuna dikkat çekti. Özer, mahalleyi en iyi bilen muhtarların kentsel dönüşümden kamu hizmetlerine kadar daha fazla söz sahibi olması ve muhtarlıkların hak ettiği değeri görmesi gerektiğini vurguladı.
Demokrasinin en ilginç makamlarından biridir muhtarlık…
Yetkisi sınırlıdır.
Bütçesi küçüktür.
Karar alma gücü çoğu zaman yoktur.
Ama buna rağmen vatandaşın kapısını çaldığı ilk kişi çoğu zaman yine muhtardır.
Bir mahallede cenaze varsa önce o bilir.
Yaşlı ve yardıma muhtaç biri varsa çoğu zaman önce onun haberi olur.
Bir parkta sorun varsa…
Bir sokakta aydınlatma yanmıyorsa…
Bir aile zor günlerden geçiyorsa.
Mahallenin nabzını tutan kişi çoğu zaman yine muhtardır.
Kentsel dönüşüm sürecine giren yapılarda bile ilginç bir durum vardır.
Bir bina yıkılmadan önce, boş olduğuna dair gerekli tespitlerin yapılması gerekir.
Resmi kurumlar önce muhtarın kapısını çalar.
Çünkü mahalleyi en iyi bilen odur.
Ama insan düşünmeden de edemiyor…
Yıkılmadan önce görüşüne başvurulan muhtarın, binalar tamamlandığında neden aynı hassasiyet gösterilmez?
Çevresine zarar verilmiş mi?
Kaldırımlar eski haline getirilmiş mi?
Molozlar kaldırılmış mı?
Mahallenin düzeni korunmuş mu?
Belki de mahalleyi en iyi bilen insanların bu süreçlerde daha fazla söz hakkı olması gerekir.
Çünkü muhtar bazen tek başına bir kent konseyi gibi çalışır.
Mahallesinin eksiklerini bilir.
İhtiyaçlarını bilir.
Sorunlarını bilir.
Ve ilgili kurumlara aktarmaya çalışır, takip eder, çözüm arar.
Üstelik muhtarın bir partisi değil, bir mahallesi vardır.
Kapısını çalan herkes onun komşusudur.
Bir başka mesele ise görünürlüktür.
Bir banka şubesini uzaktan tanırsınız.
Bir kamu binasını uzaktan tanırsınız.
Peki ya muhtarlıkları?
Oysa muhtarlıklar da devleti temsil eden kurumlardır.
Türkiye’nin neresine giderseniz gidin, vatandaşın gördüğü anda “Burası muhtarlık” diyebileceği ortak bir mimari kimlik neden olmasın?
Kapısında dalgalanan Türk bayrağıyla, ortak bir görünümüyle, bulunduğu mahallenin hafızasını taşıyan küçük kamu binaları…
Mütevazı ama saygın duruşuyla...
Belki mesele sadece bir bina meselesi değildir.
Belki mesele, devletin vatandaşa en yakın kapısına verdiği değerin meselesidir.
Muhtarlar bazen yetkisizdir.
Ama çoğu zaman etkisiz değildir.
Çünkü bazı makamların gücü kanundan değil, vatandaşın güveninden gelir.
Muhtarlık işte o makamlardan biridir.
Yetkisi az olabilir...
Ama bir o kadar da yetkilidir..
Çünkü mahalledeki değeri ve etkisi, çoğu zaman sahip olduğu yetkiden çok daha büyüktür...
Sonuçta siyasiler gider ama muhtarlar koltuktan gitsede mahallede kalır…
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

