YILDIRIM KAYA BAHÇELİEVLER’DEN İKTİDARA SESLENDİ

Gündem 11.10.2026 - 13:33, Güncelleme: 11.10.2026 - 13:36
 

YILDIRIM KAYA BAHÇELİEVLER’DEN İKTİDARA SESLENDİ

CHP Genel Başkan Yardımcısı Yıldırım Kaya, Bahçelievler İlçe Başkanlığı’nda parti yöneticileriyle bir araya geldi. Seçilmiş belediye başkanlarının tutukluluğundan okullardaki şiddete, çocukların beslenme sorunundan Borsa İstanbul’daki iddialara, deprem hazırlığından hayat pahalılığına kadar pek çok başlıkta açıklamalarda bulunan Kaya, “Halkın iradesini asla teslim ettirmeyeceğiz. Çocuklarımızın geleceğini karanlığa bırakmayacağız” dedi.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Eğitim Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yıldırım Kaya, CHP Bahçelievler İlçe Başkanlığında düzenlenen eğitim çalışması öncesinde İstanbul 3. Bölge Parti Okulu eğitmenleriyle bir araya geldi. Gazetecilerin de takip ettiği toplantıda Kaya, parti içi eğitimin önemine değinirken Türkiye’nin demokrasi, eğitim, ekonomi ve kentleşme alanlarında yaşadığı sorunlara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Toplantıya CHP Parti Okulu Türkiye Koordinatörü Hicran Akkuş Ceylan, önceki dönem milletvekili Sibel Özdemir ve eğitimden sorumlu İl Başkan Yardımcısı Erdoğan Kelleci de katıldı. GÖKMEN GÜNEŞ: “PARTİ İÇİ EĞİTİM, KURUMSAL YAPININ TEMELİDİR” Toplantının açılışında konuşan CHP Bahçelievler İlçe Başkanı Gökmen Güneş, parti içi eğitimin siyasi partilerin ideolojik kimliklerini korumaları, kurumsal yapılarını güçlendirmeleri ve toplumla sağlıklı ilişkiler kurmaları açısından kritik öneme sahip olduğunu belirtti. Siyasi partilerin yalnızca seçim dönemlerinde faaliyet gösteren yapılar olmadığını vurgulayan Güneş, partilerin aynı zamanda bir dünya görüşünü ve toplumsal projeyi geleceğe taşıyan kurumlar olduğunu ifade etti. Parti içi eğitimin sürekliliğin sağlanmasındaki rolüne dikkat çeken Güneş, bu çalışmaların söylem birliği ve ideolojik ortaklığın güçlendirilmesi, nitelikli yönetici kadrolarının yetiştirilmesi, saha çalışmalarının etkinleştirilmesi ve seçmenlerle sağlıklı iletişim kurulması açısından önem taşıdığını söyledi. Kurumsal hafızanın ve parti kültürünün yeni kadrolara aktarılmasının da eğitim çalışmalarının temel amaçları arasında bulunduğunu belirten Güneş, seçim güvenliğinin sağlanması, parti içi demokrasinin geliştirilmesi ve örgüt motivasyonunun artırılması konularında da parti okulunun önemli bir sorumluluk üstlendiğini kaydetti. Güneş, eğitim programında bu başlıkların ilçe yöneticileri ve parti okulu sorumlularıyla birlikte ele alınacağını belirtti. KAYA, EĞİTİM ÇALIŞMASINI DİCLE DELİ VE 102 CANA İTHAF ETTİ Konuşmasına parti okulunun eğitim programının amacını anlatarak başlayan Yıldırım Kaya, çalışmalarını yalnızca bilgi aktarımı olarak görmediklerini söyledi. Kaya, “Biz bu eğitimlerimizi yalnızca bilgi aktarmak için değil; halkın sorunlarını bilen, çözüm üreten, Cumhuriyet değerlerine sahip çıkan ve partimizi iktidara taşıyacak kadroların yetiştirilmesi üzerine kurguladık” dedi. Eğitim programını iki önemli ismin ve anının hatırasına adadıklarını belirten Kaya, ilk olarak 10 Ekim 2015’te Ankara Garı önünde düzenlenen barış mitingine yönelik terör saldırısında hayatını kaybeden Dicle Deli ve diğer 102 yurttaşı andı. Bahçelievler’de yaşamış, Bakırköy Belediyesinde emekçi olarak çalışmış ve CHP içinde mücadele etmiş olan Dicle Deli’nin barış ve demokrasi mücadelesi sırasında hayatını kaybettiğini hatırlatan Kaya, şöyle konuştu: “Dicle Deli’yi ve 102 canımızı unutmadık, unutturmayacağız. Katliamın bütün yönleriyle aydınlatılması, tüm sorumlularının ortaya çıkarılması ve hesap vermesi için mücadelemiz sürecek.” Kaya, eğitim çalışmasını ayrıca eski İçişleri Bakanı Hasan Fehmi Güneş’in anısına ithaf ettiklerini söyledi. “BENİ BEN YAPAN CUMHURİYET HALK PARTİSİ’DİR” Hasan Fehmi Güneş’in yaşam öyküsünü Cumhuriyet’in eğitim ve toplumsal yükselme olanaklarının bir örneği olarak değerlendiren Kaya, Güneş’in Arifiye Köy Enstitüsünde yetiştiğini, köy öğretmenliği yaptığını, hukuk eğitiminin ardından cumhuriyet savcılığı görevinde bulunduğunu ve daha sonra senatörlük, milletvekilliği ve İçişleri Bakanlığı yaptığını anlattı. Güneş’in CHP’ye bağlılığını anlatan sözlerini hatırlatan Kaya, eski bakanın “Beni ben yapan Cumhuriyet Halk Partisi’dir. Ben Cumhuriyet Halk Partisi’nin ürünü olan bir siyasetçiyim. Asıl olan Cumhuriyet Halk Partisi’dir” ifadelerine dikkat çekti. Kaya, Güneş’in siyasi yaşamı boyunca kendisini değil, mensubu olduğu partiyi ve Cumhuriyet değerlerini öne çıkardığını belirterek, onun yaşamının Cumhuriyet’in bir köy çocuğuna sunduğu eğitim ve yükselme olanaklarını gösterdiğini söyledi. SEÇİLMİŞ BELEDİYE BAŞKANLARI ÜZERİNDEN İKTİDARA ELEŞTİRİ Konuşmasının devamında İstanbul’daki siyasi gelişmeleri değerlendiren Kaya, halkın sandıkta verdiği yetkinin yargısal ve idari müdahalelerle etkisizleştirilmeye çalışıldığını savundu. İstanbul’un ekonomik ve sosyal yaşamın yanı sıra demokrasi mücadelesi açısından da önemli bir merkez olduğunu belirten Kaya, tutuklu bulunan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık’ın sağlık durumuna ilişkin kaygıların sürdüğünü ifade ederek tutukluluğuna tepki gösterdi. Esenyurt Belediyesine kayyum atanmasını, Büyükçekmece ve Silivri belediye başkanlarının tutuklu bulunmasını ve Avcılar Belediye Başkanının görevine iade edilmemesini eleştiren Kaya, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da cezaevinde tutulduğunu hatırlattı. İstanbul halkının seçimlerde ortaya koyduğu iradenin yok sayıldığını ileri süren Kaya, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın geçmişte dile getirdiği “İstanbul’u kaybeden Türkiye’yi kaybeder” sözünü hatırlatarak şu ifadeleri kullandı: “Sayın Erdoğan, İstanbul’u üç kez kaybettiniz. Büyükşehir Belediye Başkanını ve ilçe belediye başkanlarını cezaevinde tutarak İstanbul’u kazanamazsınız. Kaybettiniz, kaybettiniz, kaybettiniz. Bu düzen değişecek. Halkın iktidarı mutlaka kurulacak.” Seçim dönemlerinde sandık güvenliği için yoğun mücadele verdiklerini belirten Kaya, seçim kurullarının önünde beklediklerini ve oyların korunması için çalıştıklarını söyledi. Kaya, “Sandıkta kazanamadığınızı masa başında kazanamazsınız” diyerek, halkın seçimle verdiği yetkinin başka yollarla ortadan kaldırılmasına karşı mücadelelerini sürdüreceklerini vurguladı. “TUTUKLULUK, CEZALANDIRMA ARACINA DÖNÜŞTÜRÜLEMEZ” Demokratik siyasetin ve hukukun üstünlüğünün korunması gerektiğini belirten Kaya, suç isnatları karşısında bağımsız ve tarafsız yargının görevini yapması gerektiğini ifade etti. Bununla birlikte tutukluluğun bir cezalandırma aracına, yargı süreçlerinin de siyasi mücadele yöntemine dönüştürülemeyeceğini savunan Kaya, halkın iradesine ve demokrasiye sahip çıkmaya devam edeceklerini söyledi. Kaya, Cumhuriyet’in kuruluş sürecine ve Lozan’a atıfta bulunarak, tarihsel mücadelelerle kazanılan hakların bugünkü demokratik süreçlerde de korunması gerektiğini belirtti. “Biz İsmet İnönü’nün geleneğinden geliyoruz. Mustafa Kemal Atatürk’ün mirasını taşıyoruz. Savaş meydanlarında kazandıklarımızı masa başında nasıl kaybetmediysek sandıkta kazandıklarımızı da masa başında size teslim etmeyeceğiz” diyen Kaya, siyasi mücadelelerini demokratik yollarla sürdüreceklerini ifade etti. OKULLARDAKİ ŞİDDET: “ÇOCUKLARIMIZI KAYBETMEDEN ÖNLEM ALMALIYIZ” Kaya’nın konuşmasında öne çıkan başlıklardan biri de okullarda yaşanan şiddet ve çocukların güvenliği oldu. Başakşehir’de bir imam hatip ortaokulunda bir öğrencinin başka bir öğrenciyi bıçaklayarak öldürmesini hatırlatan Kaya, olayın yalnızca iki çocuğun yaşadığı bir trajedi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi. Çocukları korumakla görevli önleyici mekanizmaların yeterliliğinin sorgulanması gerektiğini belirten Kaya; akran zorbalığı, okul şiddeti, uyuşturucu ve madde bağımlılığı, sanal kumar ve dijital bağımlılık gibi risklere dikkat çekti. Milli Eğitim Bakanlığına okullardaki uzman personel ihtiyacı üzerinden sorular yönelten Kaya, rehber öğretmen ve psikolojik danışmanların yanı sıra psikolog, sosyal hizmet uzmanı ve hemşirelerin yeterli sayıda bulunup bulunmadığının açıklığa kavuşturulması gerektiğini ifade etti. Okuldan uzaklaşan, şiddet riski taşıyan veya bağımlılığa sürüklenme tehlikesiyle karşı karşıya kalan çocukların kim tarafından takip edildiğinin de önemli bir soru olduğunu belirten Kaya, çözüm önerilerini şöyle sıraladı: “Risk düzeyi yüksek okullarda psikolojik danışman, psikolog ve sosyal hizmet uzmanlarından oluşan sürekli okul destek birimleri kurulmasını; diğer okullarda ise gezici uzman ekiplerin görevlendirilmesini öneriyoruz.” Çocukların güvenliğinin yalnızca okul kapılarına güvenlik görevlisi yerleştirmekle sağlanamayacağını savunan Kaya, önleyici ve koruyucu sosyal hizmetlerin güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. “Çocuklarımız öldükten sonra açıklama yapmak değil, çocuklarımızı kaybetmeden önlem almak devletin birincil görevidir” diyen Kaya, okullardaki şiddetin nedenlerinin bütüncül bir yaklaşımla ele alınması çağrısında bulundu. “HER ÇOCUĞA OKULDA EN AZ BİR ÖĞÜN ÜCRETSİZ YEMEK VERİLMELİ” Çocukların beslenme koşullarına da değinen Kaya, ekonomik sıkıntılar nedeniyle kahvaltı yapmadan okula giden ve beslenme çantasına yiyecek koyamayan öğrencilerin bulunduğunu söyledi. Okullarda her çocuğa en az bir öğün ücretsiz ve sağlıklı yemek verilmesini isteyen Kaya, temiz içme suyuna erişimin sağlanması ve tuvaletlerde sabun ile tuvalet kâğıdının eksiksiz bulundurulması gerektiğini ifade etti. Bu taleplerin bir ayrıcalık değil, çocukların en temel hakları olduğunu vurgulayan Kaya, kamu kaynaklarının kullanımını eleştirdi. “Faize, ayrıcalıklı şirketlere ve vergi istisnalarına kaynak bulunurken çocuklarımızın beslenmesine kaynak yok denilemez. Önce çocuklarımızın karnını doyuracağız, sonra eğitimde başarı hikâyesi anlatacağız” dedi. Kaya, sosyal devlet anlayışının çocukların temel ihtiyaçlarını karşılamayı gerektirdiğini belirterek ücretsiz okul yemeği uygulamasının hayata geçirilmesini istedi. YUSUF TEKİN’E SINIF MEVCUDU TEPKİSİ: “50 KİŞİLİK SINIFLAR GÖRDÜĞÜNDE İSTİFA EDECEK MİSİN?” Eğitim sistemindeki sorunların yalnızca güvenlik önlemleriyle çözülemeyeceğini dile getiren Kaya, kalabalık sınıflar ve öğretmen açığına dikkat çekti. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in sınıf mevcutlarına ilişkin açıklamalarını eleştiren Kaya, İstanbul’un özellikle Esenyurt başta olmak üzere çeşitli ilçelerinde sınıfların kalabalık olduğunu savundu. Kaya, Bakan Tekin’e seslenerek, “Gelsin İstanbul 3. Bölge’yi gezelim. Esenyurt’ta hangi okulu istiyorsa gidelim. Eğer o okullarda sınıflar 40-50 kişiden azsa, 70-80 kişilik sınıflar mevcut değilse ben siyaseti bırakacağım. Yusuf Tekin, sen 50 kişilik sınıflar gördüğünde Milli Eğitim Bakanlığını bırakacak mısın?” ifadelerini kullandı. Öğretmen ihtiyacı giderilmeden ve sınıf mevcutları düşürülmeden eğitimde niteliğin artırılamayacağını belirten Kaya, ücretli öğretmenlerin güvencesiz çalışma koşullarını da eleştirdi. Kaya, bilimsel, laik ve kamusal eğitim anlayışının güçlendirilmesi gerektiğini savunarak, kalabalık sınıflarda öğretmenlerin her öğrenciye yeterli zaman ayıramadığını söyledi. Okullardaki şiddetin yalnızca X-ray cihazlarıyla, çanta aramalarıyla veya güvenlik görevlileriyle önlenemeyeceğini belirten Kaya, psikolojik danışmanlık ve sosyal hizmet mekanizmalarının güçlendirilmesinin önemini vurguladı. BORSA İSTANBUL’DAKİ İDDİALAR: “SORUMLULARIN TAMAMI ORTAYA ÇIKARILMALI” Kaya, konuşmasında Borsa İstanbul ve fon işlemlerine ilişkin gündeme gelen iddialara da değindi. Söz konusu iddiaların yalnızca birkaç kişinin işlemleri üzerinden değerlendirilmesinin yeterli olmayacağını savunan Kaya, kamu görevlilerinin denetim sorumluluklarının da araştırılması gerektiğini söyledi. Kaya, Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun gündeme getirdiğini belirttiği dört maddelik çözüm önerisini aktararak şu talepleri sıraladı: Sermaye Piyasası Kurulu başta olmak üzere denetim sorumluluğu bulunan kamu görevlileri hakkında etkili soruşturma başlatılması. Ağustos ve Eylül 2026 döneminde fonlardan 5 milyon lira ve üzerinde para çekenlerin işlemlerinin ayrıntılı biçimde incelenerek kamuoyuyla paylaşılması. Önceden bilgi sahibi olanların, haksız kazanç elde edenlerin ve zarara uğrayanların belirlenmesi. Olayın bireysel işlemlerle sınırlı tutulmayarak, delillerin ortaya koyduğu ölçüde örgütlü suç kapsamında incelenmesi ve sorumlular hakkında yargı sürecinin işletilmesi. Kaya, iddiaların bütün yönleriyle araştırılması gerektiğini belirterek, “Bu mesele birkaç kişinin yargılanmasıyla kapatılamaz. Varsa örgütlü vurgun düzeni bütünüyle ortaya çıkarılmalı. Sorumlular hakkında örgütlü suç kapsamında yargılama yapılmalıdır” dedi. Kamu kaynaklarının ve vatandaşların emeğinin korunmasının önemine dikkat çeken Kaya, “Alın teri asla sahipsiz değildir” ifadelerini kullandı. İSTANBUL’UN SORUNLARINI SIRALADI: DEPREM, TRAFİK, KİRA VE OTOPARK İstanbul 3. Bölge’nin sorunlarını da değerlendiren Kaya; deprem riski, eski yapı stoku, yoğun trafik, yetersiz yeşil alanlar, yüksek kiralar ve otopark ücretlerinin vatandaşların günlük yaşamını zorlaştırdığını söyledi. İstanbul’da insanların zamanlarının önemli bir bölümünü trafikte geçirdiğini belirten Kaya, otopark ücretlerinin ulaştığı seviyeleri eleştirdi. İstanbul’a yaptığı son ziyaret sırasında bir gecelik otopark için 1200 lira ödediğini anlatan Kaya, “Bir geceliğine otoparka 1200 lira para ödedim. Otele gitsem, otelin otoparkında kalsam bu kadar para ödemem. Ben İstanbul’a ayda yılda bir kez geliyorum. Ama sizler her gün İstanbul’dasınız. Kapınızın önüne aracınızı park edemiyorsunuz. Bu sorun İstanbul’un kanayan yarasıdır” diye konuştu. İstanbul’un farklı ilçelerinde farklı sorunların öne çıktığını ifade eden Kaya, Esenyurt’ta nüfus artışına paralel olarak okul, sağlık ve sosyal hizmet ihtiyacının arttığını belirtti. Küçükçekmece, Avcılar, Büyükçekmece ve Silivri’de deprem hazırlığının önemine dikkat çeken Kaya, Bağcılar ve Güngören’de yoğun yapılaşma ile kalabalık okulların sorun oluşturduğunu söyledi. Silivri ve Çatalca’da tarım alanlarının, üretimin ve doğal yaşamın korunması gerektiğini de belirten Kaya, kentlerin rant odaklı değil, halkın ihtiyaçları doğrultusunda planlanmasını istedi. CHP’NİN ÇÖZÜM ÖNERİLERİ: GÜVENLİ KENTLER, ÜCRETSİZ KREŞLER VE GÜÇLÜ KAMUSAL HİZMETLER Kentlerin karşı karşıya olduğu sorunlara ilişkin çözüm önerilerini de sıralayan Kaya, depreme dayanıklı kentlerin oluşturulması, yeterli sayıda okul ve derslik yapılması, ücretsiz kreşlerin yaygınlaştırılması ve kamusal hizmetlerin güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Gençlere istihdam olanaklarının sağlanması ve emeklilerin insanca yaşayabileceği koşulların oluşturulmasının da sosyal politika açısından temel öncelikler arasında bulunması gerektiğini ifade eden Kaya, yerel yönetimlerin ve merkezi idarenin halkın ihtiyaçlarını esas alması çağrısında bulundu. Kaya, İstanbul’un sorunlarının yalnızca ulaşım veya yapılaşma başlıklarıyla sınırlı olmadığını; eğitimden sağlığa, barınmadan istihdama kadar geniş bir alanda çözüm bekleyen meseleler bulunduğunu dile getirdi. “PARTİ YÖNETİCİSİ PAZARDA, FABRİKA ÖNÜNDE, EMEKLİNİN SOFRASINDA OLMALI” Parti okulu eğitimlerinin yalnızca bir günlük toplantılardan ibaret olmadığını vurgulayan Kaya, parti yöneticilerinin toplumun farklı kesimleriyle doğrudan temas kurması gerektiğini söyledi. Parti yöneticilerinin yalnızca toplantı salonlarında değil; okul kapılarında, fabrika önlerinde, pazarlarda, esnafın dükkanlarında, emeklilerin sofralarında ve gençlerin yanında bulunması gerektiğini belirten Kaya, siyasetin temel sorumluluğunun halkın sorunlarını anlamak ve çözüm üretmek olduğunu ifade etti. Kaya, “Bizim mücadelemiz yalnızca iktidarı değiştirmek değil, Türkiye’de adaleti, demokrasiyi, eşitliği ve sosyal devleti yeniden güçlendirmektir” dedi. Kamusal eğitim anlayışını güçlendirme hedeflerini yineleyen Kaya, hiçbir çocuğun aç kalmadığı, hiçbir öğretmenin güvencesiz çalışmadığı ve hiçbir öğrencinin şiddet korkusuyla okula gitmediği bir Türkiye için mücadele edeceklerini söyledi. “HALKIN İRADESİNİ ASLA TESLİM ETTİRMEYECEĞİZ” Konuşmasının sonunda CHP’nin Cumhuriyet değerlerine ve demokratik mücadeleye bağlılığını vurgulayan Kaya, halkın iradesinin korunması, çocukların geleceğinin güvence altına alınması ve emek sömürüsünün önlenmesi için mücadelelerini sürdüreceklerini belirtti. Bahçelievler’den verdiği mesajda Kaya, “Halkın iradesini asla teslim ettirmeyeceğiz. Çocuklarımızın geleceğini karanlığa bırakmayacağız. Alın terinin sömürülmesine izin vermeyeceğiz. Bu ülkenin geleceğini masa başında kurulan hesaplar değil, halkın demokratik iradesi belirleyecek” ifadelerini kullandı. Cumhuriyet’in ve CHP’nin tarihsel mirasına sahip çıkacaklarını söyleyen Kaya, Mustafa Kemal Atatürk’ün Cumhuriyet’i ve CHP’yi iki büyük eseri olarak tanımladığı sözlerini hatırlattı. Kaya, “Emanete ihanet edenlerden olmadık, olmayacağız. Mustafa Kemal Atatürk’e sözümüz olsun. Emanetin başımız, gözümüz üstüne. Ne Cumhuriyet’i ne de Cumhuriyet Halk Partisi’ni ayaklar altına almak isteyenlere asla izin vermeyeceğiz” sözleriyle konuşmasını tamamladı.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Yıldırım Kaya, Bahçelievler İlçe Başkanlığı’nda parti yöneticileriyle bir araya geldi. Seçilmiş belediye başkanlarının tutukluluğundan okullardaki şiddete, çocukların beslenme sorunundan Borsa İstanbul’daki iddialara, deprem hazırlığından hayat pahalılığına kadar pek çok başlıkta açıklamalarda bulunan Kaya, “Halkın iradesini asla teslim ettirmeyeceğiz. Çocuklarımızın geleceğini karanlığa bırakmayacağız” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Eğitim Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yıldırım Kaya, CHP Bahçelievler İlçe Başkanlığında düzenlenen eğitim çalışması öncesinde İstanbul 3. Bölge Parti Okulu eğitmenleriyle bir araya geldi. Gazetecilerin de takip ettiği toplantıda Kaya, parti içi eğitimin önemine değinirken Türkiye’nin demokrasi, eğitim, ekonomi ve kentleşme alanlarında yaşadığı sorunlara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Toplantıya CHP Parti Okulu Türkiye Koordinatörü Hicran Akkuş Ceylan, önceki dönem milletvekili Sibel Özdemir ve eğitimden sorumlu İl Başkan Yardımcısı Erdoğan Kelleci de katıldı.

GÖKMEN GÜNEŞ: “PARTİ İÇİ EĞİTİM, KURUMSAL YAPININ TEMELİDİR”

Toplantının açılışında konuşan CHP Bahçelievler İlçe Başkanı Gökmen Güneş, parti içi eğitimin siyasi partilerin ideolojik kimliklerini korumaları, kurumsal yapılarını güçlendirmeleri ve toplumla sağlıklı ilişkiler kurmaları açısından kritik öneme sahip olduğunu belirtti.

Siyasi partilerin yalnızca seçim dönemlerinde faaliyet gösteren yapılar olmadığını vurgulayan Güneş, partilerin aynı zamanda bir dünya görüşünü ve toplumsal projeyi geleceğe taşıyan kurumlar olduğunu ifade etti.

Parti içi eğitimin sürekliliğin sağlanmasındaki rolüne dikkat çeken Güneş, bu çalışmaların söylem birliği ve ideolojik ortaklığın güçlendirilmesi, nitelikli yönetici kadrolarının yetiştirilmesi, saha çalışmalarının etkinleştirilmesi ve seçmenlerle sağlıklı iletişim kurulması açısından önem taşıdığını söyledi.

Kurumsal hafızanın ve parti kültürünün yeni kadrolara aktarılmasının da eğitim çalışmalarının temel amaçları arasında bulunduğunu belirten Güneş, seçim güvenliğinin sağlanması, parti içi demokrasinin geliştirilmesi ve örgüt motivasyonunun artırılması konularında da parti okulunun önemli bir sorumluluk üstlendiğini kaydetti.

Güneş, eğitim programında bu başlıkların ilçe yöneticileri ve parti okulu sorumlularıyla birlikte ele alınacağını belirtti.

KAYA, EĞİTİM ÇALIŞMASINI DİCLE DELİ VE 102 CANA İTHAF ETTİ

Konuşmasına parti okulunun eğitim programının amacını anlatarak başlayan Yıldırım Kaya, çalışmalarını yalnızca bilgi aktarımı olarak görmediklerini söyledi.

Kaya, “Biz bu eğitimlerimizi yalnızca bilgi aktarmak için değil; halkın sorunlarını bilen, çözüm üreten, Cumhuriyet değerlerine sahip çıkan ve partimizi iktidara taşıyacak kadroların yetiştirilmesi üzerine kurguladık” dedi.

Eğitim programını iki önemli ismin ve anının hatırasına adadıklarını belirten Kaya, ilk olarak 10 Ekim 2015’te Ankara Garı önünde düzenlenen barış mitingine yönelik terör saldırısında hayatını kaybeden Dicle Deli ve diğer 102 yurttaşı andı.

Bahçelievler’de yaşamış, Bakırköy Belediyesinde emekçi olarak çalışmış ve CHP içinde mücadele etmiş olan Dicle Deli’nin barış ve demokrasi mücadelesi sırasında hayatını kaybettiğini hatırlatan Kaya, şöyle konuştu:

“Dicle Deli’yi ve 102 canımızı unutmadık, unutturmayacağız. Katliamın bütün yönleriyle aydınlatılması, tüm sorumlularının ortaya çıkarılması ve hesap vermesi için mücadelemiz sürecek.”

Kaya, eğitim çalışmasını ayrıca eski İçişleri Bakanı Hasan Fehmi Güneş’in anısına ithaf ettiklerini söyledi.

“BENİ BEN YAPAN CUMHURİYET HALK PARTİSİ’DİR”

Hasan Fehmi Güneş’in yaşam öyküsünü Cumhuriyet’in eğitim ve toplumsal yükselme olanaklarının bir örneği olarak değerlendiren Kaya, Güneş’in Arifiye Köy Enstitüsünde yetiştiğini, köy öğretmenliği yaptığını, hukuk eğitiminin ardından cumhuriyet savcılığı görevinde bulunduğunu ve daha sonra senatörlük, milletvekilliği ve İçişleri Bakanlığı yaptığını anlattı.

Güneş’in CHP’ye bağlılığını anlatan sözlerini hatırlatan Kaya, eski bakanın “Beni ben yapan Cumhuriyet Halk Partisi’dir. Ben Cumhuriyet Halk Partisi’nin ürünü olan bir siyasetçiyim. Asıl olan Cumhuriyet Halk Partisi’dir” ifadelerine dikkat çekti.

Kaya, Güneş’in siyasi yaşamı boyunca kendisini değil, mensubu olduğu partiyi ve Cumhuriyet değerlerini öne çıkardığını belirterek, onun yaşamının Cumhuriyet’in bir köy çocuğuna sunduğu eğitim ve yükselme olanaklarını gösterdiğini söyledi.

SEÇİLMİŞ BELEDİYE BAŞKANLARI ÜZERİNDEN İKTİDARA ELEŞTİRİ

Konuşmasının devamında İstanbul’daki siyasi gelişmeleri değerlendiren Kaya, halkın sandıkta verdiği yetkinin yargısal ve idari müdahalelerle etkisizleştirilmeye çalışıldığını savundu.

İstanbul’un ekonomik ve sosyal yaşamın yanı sıra demokrasi mücadelesi açısından da önemli bir merkez olduğunu belirten Kaya, tutuklu bulunan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık’ın sağlık durumuna ilişkin kaygıların sürdüğünü ifade ederek tutukluluğuna tepki gösterdi.

Esenyurt Belediyesine kayyum atanmasını, Büyükçekmece ve Silivri belediye başkanlarının tutuklu bulunmasını ve Avcılar Belediye Başkanının görevine iade edilmemesini eleştiren Kaya, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da cezaevinde tutulduğunu hatırlattı.

İstanbul halkının seçimlerde ortaya koyduğu iradenin yok sayıldığını ileri süren Kaya, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın geçmişte dile getirdiği “İstanbul’u kaybeden Türkiye’yi kaybeder” sözünü hatırlatarak şu ifadeleri kullandı:

“Sayın Erdoğan, İstanbul’u üç kez kaybettiniz. Büyükşehir Belediye Başkanını ve ilçe belediye başkanlarını cezaevinde tutarak İstanbul’u kazanamazsınız. Kaybettiniz, kaybettiniz, kaybettiniz. Bu düzen değişecek. Halkın iktidarı mutlaka kurulacak.”

Seçim dönemlerinde sandık güvenliği için yoğun mücadele verdiklerini belirten Kaya, seçim kurullarının önünde beklediklerini ve oyların korunması için çalıştıklarını söyledi.

Kaya, “Sandıkta kazanamadığınızı masa başında kazanamazsınız” diyerek, halkın seçimle verdiği yetkinin başka yollarla ortadan kaldırılmasına karşı mücadelelerini sürdüreceklerini vurguladı.

“TUTUKLULUK, CEZALANDIRMA ARACINA DÖNÜŞTÜRÜLEMEZ”

Demokratik siyasetin ve hukukun üstünlüğünün korunması gerektiğini belirten Kaya, suç isnatları karşısında bağımsız ve tarafsız yargının görevini yapması gerektiğini ifade etti.

Bununla birlikte tutukluluğun bir cezalandırma aracına, yargı süreçlerinin de siyasi mücadele yöntemine dönüştürülemeyeceğini savunan Kaya, halkın iradesine ve demokrasiye sahip çıkmaya devam edeceklerini söyledi.

Kaya, Cumhuriyet’in kuruluş sürecine ve Lozan’a atıfta bulunarak, tarihsel mücadelelerle kazanılan hakların bugünkü demokratik süreçlerde de korunması gerektiğini belirtti.

“Biz İsmet İnönü’nün geleneğinden geliyoruz. Mustafa Kemal Atatürk’ün mirasını taşıyoruz. Savaş meydanlarında kazandıklarımızı masa başında nasıl kaybetmediysek sandıkta kazandıklarımızı da masa başında size teslim etmeyeceğiz” diyen Kaya, siyasi mücadelelerini demokratik yollarla sürdüreceklerini ifade etti.

OKULLARDAKİ ŞİDDET: “ÇOCUKLARIMIZI KAYBETMEDEN ÖNLEM ALMALIYIZ”

Kaya’nın konuşmasında öne çıkan başlıklardan biri de okullarda yaşanan şiddet ve çocukların güvenliği oldu.

Başakşehir’de bir imam hatip ortaokulunda bir öğrencinin başka bir öğrenciyi bıçaklayarak öldürmesini hatırlatan Kaya, olayın yalnızca iki çocuğun yaşadığı bir trajedi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.

Çocukları korumakla görevli önleyici mekanizmaların yeterliliğinin sorgulanması gerektiğini belirten Kaya; akran zorbalığı, okul şiddeti, uyuşturucu ve madde bağımlılığı, sanal kumar ve dijital bağımlılık gibi risklere dikkat çekti.

Milli Eğitim Bakanlığına okullardaki uzman personel ihtiyacı üzerinden sorular yönelten Kaya, rehber öğretmen ve psikolojik danışmanların yanı sıra psikolog, sosyal hizmet uzmanı ve hemşirelerin yeterli sayıda bulunup bulunmadığının açıklığa kavuşturulması gerektiğini ifade etti.

Okuldan uzaklaşan, şiddet riski taşıyan veya bağımlılığa sürüklenme tehlikesiyle karşı karşıya kalan çocukların kim tarafından takip edildiğinin de önemli bir soru olduğunu belirten Kaya, çözüm önerilerini şöyle sıraladı:

“Risk düzeyi yüksek okullarda psikolojik danışman, psikolog ve sosyal hizmet uzmanlarından oluşan sürekli okul destek birimleri kurulmasını; diğer okullarda ise gezici uzman ekiplerin görevlendirilmesini öneriyoruz.”

Çocukların güvenliğinin yalnızca okul kapılarına güvenlik görevlisi yerleştirmekle sağlanamayacağını savunan Kaya, önleyici ve koruyucu sosyal hizmetlerin güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.

“Çocuklarımız öldükten sonra açıklama yapmak değil, çocuklarımızı kaybetmeden önlem almak devletin birincil görevidir” diyen Kaya, okullardaki şiddetin nedenlerinin bütüncül bir yaklaşımla ele alınması çağrısında bulundu.

“HER ÇOCUĞA OKULDA EN AZ BİR ÖĞÜN ÜCRETSİZ YEMEK VERİLMELİ”

Çocukların beslenme koşullarına da değinen Kaya, ekonomik sıkıntılar nedeniyle kahvaltı yapmadan okula giden ve beslenme çantasına yiyecek koyamayan öğrencilerin bulunduğunu söyledi.

Okullarda her çocuğa en az bir öğün ücretsiz ve sağlıklı yemek verilmesini isteyen Kaya, temiz içme suyuna erişimin sağlanması ve tuvaletlerde sabun ile tuvalet kâğıdının eksiksiz bulundurulması gerektiğini ifade etti.

Bu taleplerin bir ayrıcalık değil, çocukların en temel hakları olduğunu vurgulayan Kaya, kamu kaynaklarının kullanımını eleştirdi.

“Faize, ayrıcalıklı şirketlere ve vergi istisnalarına kaynak bulunurken çocuklarımızın beslenmesine kaynak yok denilemez. Önce çocuklarımızın karnını doyuracağız, sonra eğitimde başarı hikâyesi anlatacağız” dedi.

Kaya, sosyal devlet anlayışının çocukların temel ihtiyaçlarını karşılamayı gerektirdiğini belirterek ücretsiz okul yemeği uygulamasının hayata geçirilmesini istedi.

YUSUF TEKİN’E SINIF MEVCUDU TEPKİSİ: “50 KİŞİLİK SINIFLAR GÖRDÜĞÜNDE İSTİFA EDECEK MİSİN?”

Eğitim sistemindeki sorunların yalnızca güvenlik önlemleriyle çözülemeyeceğini dile getiren Kaya, kalabalık sınıflar ve öğretmen açığına dikkat çekti.

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in sınıf mevcutlarına ilişkin açıklamalarını eleştiren Kaya, İstanbul’un özellikle Esenyurt başta olmak üzere çeşitli ilçelerinde sınıfların kalabalık olduğunu savundu.

Kaya, Bakan Tekin’e seslenerek, “Gelsin İstanbul 3. Bölge’yi gezelim. Esenyurt’ta hangi okulu istiyorsa gidelim. Eğer o okullarda sınıflar 40-50 kişiden azsa, 70-80 kişilik sınıflar mevcut değilse ben siyaseti bırakacağım. Yusuf Tekin, sen 50 kişilik sınıflar gördüğünde Milli Eğitim Bakanlığını bırakacak mısın?” ifadelerini kullandı.

Öğretmen ihtiyacı giderilmeden ve sınıf mevcutları düşürülmeden eğitimde niteliğin artırılamayacağını belirten Kaya, ücretli öğretmenlerin güvencesiz çalışma koşullarını da eleştirdi.

Kaya, bilimsel, laik ve kamusal eğitim anlayışının güçlendirilmesi gerektiğini savunarak, kalabalık sınıflarda öğretmenlerin her öğrenciye yeterli zaman ayıramadığını söyledi.

Okullardaki şiddetin yalnızca X-ray cihazlarıyla, çanta aramalarıyla veya güvenlik görevlileriyle önlenemeyeceğini belirten Kaya, psikolojik danışmanlık ve sosyal hizmet mekanizmalarının güçlendirilmesinin önemini vurguladı.

BORSA İSTANBUL’DAKİ İDDİALAR: “SORUMLULARIN TAMAMI ORTAYA ÇIKARILMALI”

Kaya, konuşmasında Borsa İstanbul ve fon işlemlerine ilişkin gündeme gelen iddialara da değindi. Söz konusu iddiaların yalnızca birkaç kişinin işlemleri üzerinden değerlendirilmesinin yeterli olmayacağını savunan Kaya, kamu görevlilerinin denetim sorumluluklarının da araştırılması gerektiğini söyledi.

Kaya, Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun gündeme getirdiğini belirttiği dört maddelik çözüm önerisini aktararak şu talepleri sıraladı:

  • Sermaye Piyasası Kurulu başta olmak üzere denetim sorumluluğu bulunan kamu görevlileri hakkında etkili soruşturma başlatılması.
  • Ağustos ve Eylül 2026 döneminde fonlardan 5 milyon lira ve üzerinde para çekenlerin işlemlerinin ayrıntılı biçimde incelenerek kamuoyuyla paylaşılması.
  • Önceden bilgi sahibi olanların, haksız kazanç elde edenlerin ve zarara uğrayanların belirlenmesi.
  • Olayın bireysel işlemlerle sınırlı tutulmayarak, delillerin ortaya koyduğu ölçüde örgütlü suç kapsamında incelenmesi ve sorumlular hakkında yargı sürecinin işletilmesi.

Kaya, iddiaların bütün yönleriyle araştırılması gerektiğini belirterek, “Bu mesele birkaç kişinin yargılanmasıyla kapatılamaz. Varsa örgütlü vurgun düzeni bütünüyle ortaya çıkarılmalı. Sorumlular hakkında örgütlü suç kapsamında yargılama yapılmalıdır” dedi.

Kamu kaynaklarının ve vatandaşların emeğinin korunmasının önemine dikkat çeken Kaya, “Alın teri asla sahipsiz değildir” ifadelerini kullandı.

İSTANBUL’UN SORUNLARINI SIRALADI: DEPREM, TRAFİK, KİRA VE OTOPARK

İstanbul 3. Bölge’nin sorunlarını da değerlendiren Kaya; deprem riski, eski yapı stoku, yoğun trafik, yetersiz yeşil alanlar, yüksek kiralar ve otopark ücretlerinin vatandaşların günlük yaşamını zorlaştırdığını söyledi.

İstanbul’da insanların zamanlarının önemli bir bölümünü trafikte geçirdiğini belirten Kaya, otopark ücretlerinin ulaştığı seviyeleri eleştirdi.

İstanbul’a yaptığı son ziyaret sırasında bir gecelik otopark için 1200 lira ödediğini anlatan Kaya, “Bir geceliğine otoparka 1200 lira para ödedim. Otele gitsem, otelin otoparkında kalsam bu kadar para ödemem. Ben İstanbul’a ayda yılda bir kez geliyorum. Ama sizler her gün İstanbul’dasınız. Kapınızın önüne aracınızı park edemiyorsunuz. Bu sorun İstanbul’un kanayan yarasıdır” diye konuştu.

İstanbul’un farklı ilçelerinde farklı sorunların öne çıktığını ifade eden Kaya, Esenyurt’ta nüfus artışına paralel olarak okul, sağlık ve sosyal hizmet ihtiyacının arttığını belirtti. Küçükçekmece, Avcılar, Büyükçekmece ve Silivri’de deprem hazırlığının önemine dikkat çeken Kaya, Bağcılar ve Güngören’de yoğun yapılaşma ile kalabalık okulların sorun oluşturduğunu söyledi.

Silivri ve Çatalca’da tarım alanlarının, üretimin ve doğal yaşamın korunması gerektiğini de belirten Kaya, kentlerin rant odaklı değil, halkın ihtiyaçları doğrultusunda planlanmasını istedi.

CHP’NİN ÇÖZÜM ÖNERİLERİ: GÜVENLİ KENTLER, ÜCRETSİZ KREŞLER VE GÜÇLÜ KAMUSAL HİZMETLER

Kentlerin karşı karşıya olduğu sorunlara ilişkin çözüm önerilerini de sıralayan Kaya, depreme dayanıklı kentlerin oluşturulması, yeterli sayıda okul ve derslik yapılması, ücretsiz kreşlerin yaygınlaştırılması ve kamusal hizmetlerin güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Gençlere istihdam olanaklarının sağlanması ve emeklilerin insanca yaşayabileceği koşulların oluşturulmasının da sosyal politika açısından temel öncelikler arasında bulunması gerektiğini ifade eden Kaya, yerel yönetimlerin ve merkezi idarenin halkın ihtiyaçlarını esas alması çağrısında bulundu.

Kaya, İstanbul’un sorunlarının yalnızca ulaşım veya yapılaşma başlıklarıyla sınırlı olmadığını; eğitimden sağlığa, barınmadan istihdama kadar geniş bir alanda çözüm bekleyen meseleler bulunduğunu dile getirdi.

“PARTİ YÖNETİCİSİ PAZARDA, FABRİKA ÖNÜNDE, EMEKLİNİN SOFRASINDA OLMALI”

Parti okulu eğitimlerinin yalnızca bir günlük toplantılardan ibaret olmadığını vurgulayan Kaya, parti yöneticilerinin toplumun farklı kesimleriyle doğrudan temas kurması gerektiğini söyledi.

Parti yöneticilerinin yalnızca toplantı salonlarında değil; okul kapılarında, fabrika önlerinde, pazarlarda, esnafın dükkanlarında, emeklilerin sofralarında ve gençlerin yanında bulunması gerektiğini belirten Kaya, siyasetin temel sorumluluğunun halkın sorunlarını anlamak ve çözüm üretmek olduğunu ifade etti.

Kaya, “Bizim mücadelemiz yalnızca iktidarı değiştirmek değil, Türkiye’de adaleti, demokrasiyi, eşitliği ve sosyal devleti yeniden güçlendirmektir” dedi.

Kamusal eğitim anlayışını güçlendirme hedeflerini yineleyen Kaya, hiçbir çocuğun aç kalmadığı, hiçbir öğretmenin güvencesiz çalışmadığı ve hiçbir öğrencinin şiddet korkusuyla okula gitmediği bir Türkiye için mücadele edeceklerini söyledi.

“HALKIN İRADESİNİ ASLA TESLİM ETTİRMEYECEĞİZ”

Konuşmasının sonunda CHP’nin Cumhuriyet değerlerine ve demokratik mücadeleye bağlılığını vurgulayan Kaya, halkın iradesinin korunması, çocukların geleceğinin güvence altına alınması ve emek sömürüsünün önlenmesi için mücadelelerini sürdüreceklerini belirtti.

Bahçelievler’den verdiği mesajda Kaya, “Halkın iradesini asla teslim ettirmeyeceğiz. Çocuklarımızın geleceğini karanlığa bırakmayacağız. Alın terinin sömürülmesine izin vermeyeceğiz. Bu ülkenin geleceğini masa başında kurulan hesaplar değil, halkın demokratik iradesi belirleyecek” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet’in ve CHP’nin tarihsel mirasına sahip çıkacaklarını söyleyen Kaya, Mustafa Kemal Atatürk’ün Cumhuriyet’i ve CHP’yi iki büyük eseri olarak tanımladığı sözlerini hatırlattı.

Kaya, “Emanete ihanet edenlerden olmadık, olmayacağız. Mustafa Kemal Atatürk’e sözümüz olsun. Emanetin başımız, gözümüz üstüne. Ne Cumhuriyet’i ne de Cumhuriyet Halk Partisi’ni ayaklar altına almak isteyenlere asla izin vermeyeceğiz” sözleriyle konuşmasını tamamladı.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yurt-haber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.