“CHP, Dün Cumhuriyet’in Kurucu İradesiydi; Bugün Demokrasinin Teminatıdır”
“CHP, Dün Cumhuriyet’in Kurucu İradesiydi; Bugün Demokrasinin Teminatıdır”
2014-2019 yıllarında Meclis Üyeliği, Encümen Başkanlığı, İmar Komisyon Başkanlığı ve Bakırköy Belediye Başkan Yardımcılığı görevlerinde bulunan Yüksek İç Mimar İsmail Taş, kaleme aldığı yazısında Cumhuriyet Halk Partisi’nin tarihsel köklerinden bugünkü siyasi sorumluluğuna uzanan süreci değerlendirdi. Taş, CHP’nin yalnızca bir siyasi parti değil; Cumhuriyet’in kurucu iradesi, demokrasi, laiklik ve sosyal adalet mücadelesinin taşıyıcısı olduğunu vurgulayarak, partinin geleceğinin gençler, kadınlar, emekçiler ve çağdaş demokrasi anlayışıyla şekilleneceğini ifade etti.
İsmail Taş, kaleme aldığı yazısında şu ifadeleri kullandı
Cumhuriyet Halk Partisi, yalnızca bir siyasi parti değildir; Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş iradesini, bağımsızlık mücadelesini, halk egemenliğini ve çağdaşlaşma idealini taşıyan köklü bir tarihsel mirastır. CHP’nin temelleri, Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde verilen Millî Mücadele’nin örgütlü ruhuna dayanır. Parti, 9 Eylül 1923’te Halk Fırkası adıyla kurulmuş; bu tarih, Cumhuriyet’in ilanına giden yolun siyasi örgütlenme bakımından en önemli adımlarından biri olmuştur.
CHP’nin dünü, bağımsızlık ve kuruluş mücadelesidir. Anadolu’nun işgal altında olduğu, milletin yoksulluk ve çaresizlik içinde bırakılmak istendiği bir dönemde Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları, egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğu bir gelecek tasarladı. Bu gelecek; saltanatın, mandanın ve teslimiyetin değil, Cumhuriyet’in, özgürlüğün ve ulusal iradenin geleceğiydi. Cumhuriyet Halk Partisi de bu büyük dönüşümün siyasi taşıyıcısı olarak doğdu.
CHP, Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu partidir. Bu gerçek, partinin en büyük tarihsel sorumluluğudur. Atatürk’ün “muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkma” hedefi; laiklik, bilim, akıl, eğitim, kadın-erkek eşitliği, hukuk devleti ve halk egemenliği ilkeleriyle anlam kazanmıştır. CHP’nin Altı Ok’la simgelenen ilkeleri; cumhuriyetçilik, halkçılık, milliyetçilik, laiklik, devletçilik ve devrimcilik anlayışını temsil eder.
Bugünün CHP’si, yalnızca geçmişiyle övünen bir parti olmakla yetinemez. Geçmişten aldığı gücü, bugünün sorunlarına çözüm üretmek için kullanmak zorundadır. Ekonomik adaletsizlik, işsizlik, yoksulluk, eğitimde fırsat eşitsizliği, hukuka güvenin zayıflaması ve gençlerin gelecek kaygısı, Türkiye’nin temel meseleleri arasındadır. CHP’nin bugünkü görevi; Cumhuriyet’in kurucu değerlerini korurken, aynı zamanda demokrasiyi güçlendiren, sosyal adaleti büyüten, liyakati esas alan ve halkın günlük hayatına dokunan politikalar üretmektir. CHP’nin güncel program belgelerinde de hukuk devleti, liyakat, yargı bağımsızlığı ve kamu hizmetlerinde eşitlik vurgusu öne çıkmaktadır.
Cumhuriyet Halk Partisi’nin kalıcılığı, kişilerden değil ilkelerden gelir. Genel başkanlar, yöneticiler, milletvekilleri, belediye başkanları ve kadrolar değişebilir. Herkes gelip geçicidir. Fakat Cumhuriyet Halk Partisi, Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet’in siyasi hafızası olarak kalıcıdır. Bu nedenle CHP’de var olmak, yalnızca bir parti üyeliği değil; Cumhuriyet’e, demokrasiye, laikliğe, adalete ve halkın egemenliğine sahip çıkma sorumluluğudur.
CHP’nin geleceği ise gençlerde, kadınlarda, emekçilerde, bilimde, üretimde ve adalette aranmalıdır. Türkiye’nin geleceğini kuracak olan anlayış; kutuplaştıran değil birleştiren, dışlayan değil kucaklayan, korkutan değil umut veren bir siyaset anlayışıdır. CHP, gelecekte başarılı olmak istiyorsa Atatürk’ün devrimci ruhunu yalnızca anmakla kalmamalı; onu çağın ihtiyaçlarına göre yeniden üretmelidir. Çünkü Atatürkçülük, geçmişe kapanmak değil; akıl ve bilim rehberliğinde sürekli ilerlemektir.
31 Mart 2024 yerel seçimleri de CHP’nin Türkiye siyasetinde güçlü bir toplumsal karşılık bulabildiğini göstermiştir. YSK’nın seçim sürecine ilişkin yayımladığı resmi duyurular ve kesin sonuç süreci, yerel siyasetin Türkiye demokrasisi açısından önemini bir kez daha ortaya koymuştur. Bu sonuçlar, CHP açısından yalnızca bir seçim başarısı değil; halka hizmet, yerel yönetimlerde şeffaflık, sosyal belediyecilik ve adaletli yönetim anlayışı için büyük bir sorumluluktur.
Sonuç olarak Cumhuriyet Halk Partisi, dün Millî Mücadele’nin ve Cumhuriyet’in partisiydi; bugün demokrasi, laiklik, hukuk ve sosyal adalet mücadelesinin partisidir; yarın ise Türkiye’yi çağdaş, özgür, eşit ve güçlü bir geleceğe taşıma iddiasının partisi olmak zorundadır. Kişiler değişir, görevler değişir, dönemler değişir; fakat Cumhuriyet Halk Partisi’nin taşıdığı kurucu irade ve Cumhuriyet sorumluluğu daimi ve kalıcıdır.
Bu yüzden burada var olmaya devam edeceğiz. Çünkü Cumhuriyet Halk Partisi, yalnızca bugünün değil; dünün mirası, bugünün mücadelesi ve yarının umududur.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

