Ertan Yıldız’dan Capacity AVM Savunması: “Kimseden Rüşvet İstemedim”

Gündem 25.08.2026 - 16:55, Güncelleme: 25.08.2026 - 17:16
 

Ertan Yıldız’dan Capacity AVM Savunması: “Kimseden Rüşvet İstemedim”

İBB davasında iştiraklerden sorumlu Başkan Danışmanı ve Bakırköy Belediye Meclis Üyesi itirafçı Ertan Yıldız, Capacity AVM’ye ilişkin iddialara yönelik savunmasında, AVM’nin ruhsatlandırılması veya kapatılması konusunda herhangi bir yetkisi bulunmadığını belirterek, “Capacity ile ilgili yaptığım tek toplantı bu. Kimseden ne rüşvet istedim ne de rüşvet istesin diye birisini gönderdim” dedi. Yıldız, AVM’de kesildiği iddia edilen 197 perde beton ve deprem riski nedeniyle gündeme gelen sürecin kamu güvenliği açısından ele alınması gerektiğini savunarak, “Ali Rıza Akyüz’ün derdi rüşvet değil, belediyenin sorumluluğunu yerine getirmesiydi” dedi.
“AVM’yi kapatmak ya da ruhsat vermek gibi bir yetkim yok” Ertan Yıldız, Capacity AVM ile ilgili savunmasında şunları söyledi: “Benim Bakırköy Belediyesi'nin meclis üyesi ve belediyelerde hiçbir imza yetkim yok. Hiçbir icra görevim yok. Benim AVM kapatmak, AVM'ye ruhsat vermek gibi bir gücüm, yetkim yoktur. Önce onu bir belirteyim. Bir AVM'nin otoparkına ruhsat ya da bir alışveriş merkezinin yürürlüğe alınması ile ilgili bir yetkiye sahip değilim. Capacity AVM’de ne herhangi bir kişiden para istedim ne de kimseye para istemesi için talimat verdim. İddiaları kesinlikle reddediyorum. Bu konuyla ilgili Seyfi Beyaz ve Avukat Mehmet Asım İpekcioğlu benim rüşvet istediğimi iddia etmişlerdir. Ben Seyfi Beyaz'ı hiç tanımam. Hayatımda görmedim. Az önce burada gördüm Seyfi Beyaz'ı. Muzaffer Bey'in yanındaydı, herhalde oydu. Hayatımda ilk görüşüm budur. Yani ben kendisinden rüşvet istediğimi iddia etmişim. Efendim, benim olayla ilgili bilgim şöyledir.” “Ali Rıza Bey beni aradı, iki kişiyle geldi” “Bir gün Bakırköy Belediye Başkan Yardımcısı Ali Rıza Akyüz beni arayarak yanında iki kişi olduğunu, bunların Capacity ile ilgili olduğunu söyledi. Ben de ‘Gelsinler’ dedim. Geldiler. ‘Nedir?’ dedim konu?  Ali Rıza bey dedi ki, ‘Ertan Bey, Capacity AVM’de yaklaşık 197 tane perde beton kesilmiş. Bina statik açıdan sıkıntıya uğramış. Binanın deprem riski var. Ve biz Capacity’nin yetkililerinden istiyoruz ki bir statik analiz yapın. Eğer statik analizde binada deprem problemi varsa, güçlendirme yapılması gerekiyorsa bunu da bir an önce yapın. İnsan hayatı söz konusu’ şeklinde kendileriyle görüşüyoruz. Fakat kendileri bunu kabul etmiyor dedi. Ben tabii Mehmet Bey'e ve Sefer Bey'e döndüm. Onlar dediler ki, ‘Yok Ertan Bey. Bizim yapı kontrol belgemiz var. Bizim hiçbir statik problemimiz yok. Biz bir şekilde hallederiz.’ Bakın Başkanım, şu önemli: ‘Biz bir şekilde hallederiz.’ İfade bu.” “Burada insan hayatından bahsediyoruz” “Sefer Bey, ‘Başkanım, biz bir şekilde hallederiz’ dedi. Tabii bunun üzerine ben sinirlendim. Aynen şu ifadeleri kullandım: ‘Ya beyler’ dedim, ‘burada insan hayatından bahsediyoruz. Capacity gibi benim kendimin gittiği bir yer. Ben Bakırköy Ataköy'de oturuyorum. Kendim gidiyorum, eşim gidiyor, çocuklarım gidiyor. Binlerce insanın ziyaret ettiği bir yer. Yani burada depremle ilgili bir konudan bahsediyoruz. Deprem riski var deniyor. Siz “bir şekilde hallederiz” diyorsunuz. Burada yapılması gereken şey belli. Gidersiniz, statik raporu alırsınız. Sağlamsa sağlamdır, sakatsa da gereğini yaparsınız.’ Bu sekilde ifadem oldu ve gittiler. Ben Capacity ile ilgili bunun dışında ne bir toplantı yaptım ne kimseyle görüştüm. Hiçbir şey yoktur. Yaptığım tek toplantı budur. Bu toplantıyı da Ali Rıza Bey getirdiği için yaptım. Ali Rıza Bey'e sordum ben, ‘Ya bu adamları bana niye getirdin?’ Dedi ki, ‘Şahit ol diye getirdim. Konuya senin de şahit olmanı istedim. Çünkü kabul ettiremiyoruz. Sen de şahit ol’ dedi.” “Bu konuyu belediyenin en üst düzeyiyle konuşalım dedim” “Peki dedim. Fakat bu konu önemli bir konu. Biz bu konuyu Bakırköy Belediyesi'nin en tepesiyle bir konuşalım. Capacity’den bahsediyoruz. Ben de katılıyorum. Bir değerlendirelim dedim. Ve birkaç gün sonra Bakırköy Belediyesi'nde Başkan Ayşegül Hanım, Ali Rıza Bey, Cemalettin Bey, hukuktan sorumlu başkan yardımcısı Ugur Dündar, imar müdürü gibi, yani en tepedeki kişiler bu işle ilgili toplandık. Bir de ben Süleyman Atik'i çağırdım. Süleyman Atik'i niye çağırdım? Süleyman Atik benim yaklaşık 10-12 yıldır tanıdığım, kendisini de imarla ilgili, imar yönetmeliğine hakim bir hukukçu olarak tanıyorum. Kendisiyle bir işim olmamıştır. Fakat birkaç kez anıtlar kuruluyla ilgili birkaç konuda kendisinden danışmışlığım vardır. Yani kendisini böyle tanırım.” “Ayşegül Ovalıoğlu "imar konusunda danışman bulabilir miyiz" dedi” “Ayşegül Ovalıoğlu, belediye başkanı olduğunda benden şöyle bir ricada bulundu. Dedi ki, ‘Ben imar konularını bilmiyorum. Kadro da eski Bülent Kerimoğlu zamanından kalma. Bana bir danışman bulabilir miyiz?’ Yani çok zorlandığı zaman sorabileceği. Ben de kendisine Süleyman Atik'i önerdim. Yani Süleyman Atik aslında sadece Capacity ile ilgili değil. Bize önemli konularda teknik danışmanlık yapabilecek, bu konuda uzmanlık sahibi bir arkadaş. Kendisini çağırdım. O da geldi, toplantıya katıldı. Toplantıda değerlendirme yapıldı ve değerlendirme sonucunda normal olarak şu karar çıktı: Kendileri Capacity ile görüşecek. Bu görüşmenin sonucunda kendilerinden statik rapor istenecek. Statik raporun sonucuna göre de hareket edilecek. Ve biz bunu Capacity ile beraber çözelim diye bir karar alındı.” “Belediyenin derdi, Capacity’yi kapatmak değil, deprem açısından sağlam hale getirilmesi” “Çünkü Capacity'yi kapatmak zor bir şey. Yani Bakırköy'ün göbeğinde binlerce insanın, herkesin bildiği bir yeri kapatırsanız, yani bu istenen bir şey değil. Belediyenin böyle bir derdi yok. Belediye illa burayı kapatalım demiyor. Belediyenin derdi buranın deprem açısından sağlam hale getirilmesi. Bunun için uğraşıyor. Bu toplantıları yaptık. Ben de sonrasında takip etmedim. Benim görevim değil. Fakat Süleyman Atik bir keresinde ofisime geldi. ‘Nasıl gidiyor?’ dedim. ‘Anlaşamıyoruz’ dedi. ‘Bir türlü olmuyor.’ Ali Rıza Bey'e sordum. Ali Rıza Bey dedi ki, ‘Yok, statik projeyi getirmiyorlar. Biz bunlara ceza keseceğiz ve ihbarda bulunacağız. Ya bunu getirsinler ya da burayı mühürleyeceğiz. Başka çaremiz kalmadı.’ Bu arada şunu da söyledi. "Bunlar getirmedi, statik raporu biz kendimiz alacağız dedi.” “Yıldız Teknik’ten alınan raporda deprem riski olduğu söylendi” “Sayın Başkanım, daha sonra statik raporu Yıldız Teknik Üniversitesi'nden alınmış. Statik raporunda iki tane profesörün imzası var. Ve statik raporu diyor ki Capacity AVM’de 197 tane perde beton kesilmiş. Binada deprem riski var, diyor. Çok net. Ben de okudum. Bu statik raporu kendileriyle tekrar konuşuluyor. ‘Bakın’ deniyor, ‘burayı düzeltmeniz lazım. Ceza da kesilecek, bunu da ödemeniz lazım.’ Kendileri yanaşmayınca bu sefer bir ihtarname, arkasından bir ay süre, bir ayın sonunda da burayı kapatmak düşüncesi var. Bir ayın son günü bunlar İTÜ'den bir statik raporu getiriyorlar. ‘Burası sağlamdır’ diye yürütmeyi durdurma kararı alıyorlar.” “Bu raporu daha önce alamazlar mıydı?” “Şimdi ben şunu soruyorum Sayın Başkanım. Konuyla ilgili başka söyleyeceklerim de var da... Bu İTÜ'den statik raporu daha önce alamazlar mıydı? Daha önce alsalardı bunların hiçbiri olur muydu? Ben yani yapacağım tek şey gidip, ‘Kardeşim, bu binada sıkıntı yok. Üniversiteden rapor getir. Bu senden isteniyor’ demekti. O zaman bu tartışmaların hiçbiri olur muydu? Hani iddia ettikleri gibi kimsenin bunlardan rüşvet istemesine gerek kalır mıydı? Kalmazdı Sayın Başkanım. Ama bunu yapmadılar. Kendilerine kesilen cezayı da bugün rüşvet gibi anlatmaya çalışıyorlar.” “İlk defa gördüğüm bir insandan 5 milyon dolar rüşvet mi isteyeceğim?” “Bir kere benim bu olayla hiçbir ilgim yok. Az önce de bahsettim. Tek bir toplantıya katılmışım. Toplantıyı anlattım. Mehmet İpekçioğlu o toplantıda ifadesinde diyor ki, ‘Ertan Yıldız bizden 5 milyon dolar istediğini tekrarladı’ diyor. 5 milyon dolar. Hatta demişim ki, ‘3 değil artık 5 vereceksiniz.’ Ya Allah aşkına Sayın Başkanım, bakın ben 56 yaşındayım. Hayatımda böyle dünyayı biliyorum, pek çok ülkede iş yaptım. Pek çok insanla iş yaptım. Ya ben ilk defa tanıştığım bir insanı, tanımıyorum bile, ilk defa beni gelmiş ziyarete, çay içiyoruz, kendisinden 5 milyon dolar ben rüşvet isteyeceğim. Öyle mi? Allah aşkına böyle bir şeyi kim yapıyor ya? Ben hayatımda hiç kimseden para istemedim. Mehmet İpekçioğlu dahil. Mehmet İpekçioğlu o gün ben ona bağırdığım için, sinirlendiğim için, kendisi biraz kibirli bir arkadaş, bu çok belliydi, bana iftira atmıştır. Bu kadar nettir.” “Capacity’nin birinci otopark katı artık yok” “Şimdi dikkatinizi çekmek istediğim bir şey daha var. Capacity’nin birinci otopark katı artık yok.  Kesmişler merdivenleri, açmışlar oraları, mağazalara kiraya vermişler. Şimdi efendim, bir alışveriş merkezinin hacmine göre bir otopark kapasitesi olması lazım. Bakırköy'deki alışveriş merkezinin de olması gereken otopark kapasitesi 2100. Ama tadilattan sonra 1400'e düşmüş. 700 otopark yok, gitmiş. Mağaza olmuş.” “700 araçlık otopark kaybı Bakırköy’ün trafik yükünü artırıyor” “Peki bu 700 otopark gidince ne oluyor? Sadece alışveriş merkezinin otoparkı değil mi? Hayır. Bakırköy'de 700 araçlık otopark kapasitesi azalıyor. Zaten Bakırköy'de otopark yok. Aracınızı koyacağınız yer yok. Yani bu trafik sıkışıklıklarına sebep oluyor. Şimdi bütün bunlar olduktan sonra şöyle bir şey var. İki tane rapor var. Bir tane İTÜ'nün raporu var. Yalnız bu raporla ilgili bir takım iddialar var. Yani bu raporun gerçeği yansıtmadığı şeklinde bir takım iddialar var. Bir de Yıldız Teknik'in raporu var. Diyor ki: ‘Sıkıntı var.’ Öbürü diyor ki: ‘Yok, statik açıdan sorun yok.’” “Kamu kurumlarının görevi gerçeği ortaya çıkarmak” “Şimdi efendim, bir belediyeye ya da kamuya düşen nedir? Burada gerçeği ortaya çıkarması gerekmez mi? Çünkü orada Capacity’de binlerce insan var. Yani orada Allah korusun bir depremde oranın yıkılması ve insanların ölmesi sonucunda, o zaman bu bizim sorumluluğumuz olacaktır. Normalde ne yapması lazım belediyenin? Belki Çevre Şehircilik Bakanlığı'nın, hatta valiliğin bu konuyla ilgilenmesi lazım. Bu konuyla ilgilenmesi lazım. Ya gerçekten statik açıdan bir şey varsa Yıldız Teknik'in raporu var. Bu raporun altında iki tane kurul imzası var. Şimdi efendim belediyeden hiçbir yetkili artık oraya gidemiyor. ‘Korkuyor, ben de tutuklanırım’ diyor. Çünkü hemen şikayet ediyorlar.” “Tape’de konuşulan 150 milyon liralık ceza” “Ben tape’ye de baktım Sayın Başkanım. Bir tape var. Tape’de Süleyman Atik diyor ki, ‘Size 150 milyon’, o zaman herhalde 150 milyonun konuşulduğu zamanlar, ‘ceza kesilecek.’ Mustafa Keleş diyor ki, ‘Ama açıkça mı istenecek?’ Süleyman Atik'in öyle bir ifadesi yok. ‘150 milyon vereceksiniz’ diyor. ‘Bunu vereceksiniz. Bunlar da bitmiyor. Bir de burayı güçlendirmeniz lazım’ diyor. Sen hem cezayı vereceksin hem güçlendireceksin. Bakın, belediye sizinle bu işi çözmek istiyor diyor. Gelin bu işi beraber çözün diyor.” “Otopark yapın, cezanızdan mahsup edelim” “Hatta şunu diyor, ‘Bakın, orada belediye size bir yer göstermeye hazır’ diyor. Yani göstereceğimiz yer de belediyenin göstereceği yer de Capacity’nin karşısında eski Balıkçı Bayramı dediğimiz bir alan. Capacity’nin tam karşısında. ‘Gelin buraya otopark yapın.’ deniyor onlara. Sadece 700 otoparkı onlar mağaza yaptılar. Diyorlar ki, ‘Gelin de en azından bunun Bakırköy’e kaybını karşılayın ve bunu ceza da mahsup edelim.’ "Rüşvet isteyen kişi otopark yaptırıp oradan mahsup eder mi? Bence etmez” “Anlaşma yolu tıkandı” “Bunlar benim yorumlarım. Bilgiye dayalı konuşuyorum. Ama ben Ali Rıza Bey'i de tanıyorum.Süleyman Atik'le de görüşüyorum. Zaten bu olanlardan sonra Ali Rıza Bey galiba, ‘Artık yeter, ben otopark da istemiyorum, parayı ceza edecekler’ şeklinde bir ifadesi olmuş. Anlaşma yolu tıkanmış. Capacity meselesi budur.” “Bu eylemden beraatimi istiyorum” “Benim Capacity meselesiyle ilgili bir ilgim yok. Capacity ile ilgili yaptığım tek toplantı bu. Ben kimseden ne rüşvet istedim ne rüşvet istesin diye birisini gönderdim. Bu eylemden de beraatimi istiyorum. Benim Capacity ile ilgili hiçbir alakam yoktur.”
İBB davasında iştiraklerden sorumlu Başkan Danışmanı ve Bakırköy Belediye Meclis Üyesi itirafçı Ertan Yıldız, Capacity AVM’ye ilişkin iddialara yönelik savunmasında, AVM’nin ruhsatlandırılması veya kapatılması konusunda herhangi bir yetkisi bulunmadığını belirterek, “Capacity ile ilgili yaptığım tek toplantı bu. Kimseden ne rüşvet istedim ne de rüşvet istesin diye birisini gönderdim” dedi. Yıldız, AVM’de kesildiği iddia edilen 197 perde beton ve deprem riski nedeniyle gündeme gelen sürecin kamu güvenliği açısından ele alınması gerektiğini savunarak, “Ali Rıza Akyüz’ün derdi rüşvet değil, belediyenin sorumluluğunu yerine getirmesiydi” dedi.

“AVM’yi kapatmak ya da ruhsat vermek gibi bir yetkim yok”

Ertan Yıldız, Capacity AVM ile ilgili savunmasında şunları söyledi:

“Benim Bakırköy Belediyesi'nin meclis üyesi ve belediyelerde hiçbir imza yetkim yok. Hiçbir icra görevim yok. Benim AVM kapatmak, AVM'ye ruhsat vermek gibi bir gücüm, yetkim yoktur. Önce onu bir belirteyim.

Bir AVM'nin otoparkına ruhsat ya da bir alışveriş merkezinin yürürlüğe alınması ile ilgili bir yetkiye sahip değilim. Capacity AVM’de ne herhangi bir kişiden para istedim ne de kimseye para istemesi için talimat verdim. İddiaları kesinlikle reddediyorum. Bu konuyla ilgili Seyfi Beyaz ve Avukat Mehmet Asım İpekcioğlu benim rüşvet istediğimi iddia etmişlerdir.

Ben Seyfi Beyaz'ı hiç tanımam. Hayatımda görmedim. Az önce burada gördüm Seyfi Beyaz'ı. Muzaffer Bey'in yanındaydı, herhalde oydu. Hayatımda ilk görüşüm budur. Yani ben kendisinden rüşvet istediğimi iddia etmişim. Efendim, benim olayla ilgili bilgim şöyledir.”

“Ali Rıza Bey beni aradı, iki kişiyle geldi”

“Bir gün Bakırköy Belediye Başkan Yardımcısı Ali Rıza Akyüz beni arayarak yanında iki kişi olduğunu, bunların Capacity ile ilgili olduğunu söyledi. Ben de ‘Gelsinler’ dedim. Geldiler. ‘Nedir?’ dedim konu?

 Ali Rıza bey dedi ki, ‘Ertan Bey, Capacity AVM’de yaklaşık 197 tane perde beton kesilmiş. Bina statik açıdan sıkıntıya uğramış. Binanın deprem riski var. Ve biz Capacity’nin yetkililerinden istiyoruz ki bir statik analiz yapın.

Eğer statik analizde binada deprem problemi varsa, güçlendirme yapılması gerekiyorsa bunu da bir an önce yapın. İnsan hayatı söz konusu’ şeklinde kendileriyle görüşüyoruz. Fakat kendileri bunu kabul etmiyor dedi.

Ben tabii Mehmet Bey'e ve Sefer Bey'e döndüm. Onlar dediler ki, ‘Yok Ertan Bey. Bizim yapı kontrol belgemiz var. Bizim hiçbir statik problemimiz yok. Biz bir şekilde hallederiz.’ Bakın Başkanım, şu önemli: ‘Biz bir şekilde hallederiz.’ İfade bu.”

“Burada insan hayatından bahsediyoruz”

“Sefer Bey, ‘Başkanım, biz bir şekilde hallederiz’ dedi. Tabii bunun üzerine ben sinirlendim. Aynen şu ifadeleri kullandım:

‘Ya beyler’ dedim, ‘burada insan hayatından bahsediyoruz. Capacity gibi benim kendimin gittiği bir yer. Ben Bakırköy Ataköy'de oturuyorum. Kendim gidiyorum, eşim gidiyor, çocuklarım gidiyor. Binlerce insanın ziyaret ettiği bir yer. Yani burada depremle ilgili bir konudan bahsediyoruz. Deprem riski var deniyor. Siz “bir şekilde hallederiz” diyorsunuz. Burada yapılması gereken şey belli. Gidersiniz, statik raporu alırsınız. Sağlamsa sağlamdır, sakatsa da gereğini yaparsınız.’

Bu sekilde ifadem oldu ve gittiler. Ben Capacity ile ilgili bunun dışında ne bir toplantı yaptım ne kimseyle görüştüm. Hiçbir şey yoktur. Yaptığım tek toplantı budur.

Bu toplantıyı da Ali Rıza Bey getirdiği için yaptım. Ali Rıza Bey'e sordum ben, ‘Ya bu adamları bana niye getirdin?’ Dedi ki, ‘Şahit ol diye getirdim. Konuya senin de şahit olmanı istedim. Çünkü kabul ettiremiyoruz. Sen de şahit ol’ dedi.”

“Bu konuyu belediyenin en üst düzeyiyle konuşalım dedim”

“Peki dedim. Fakat bu konu önemli bir konu. Biz bu konuyu Bakırköy Belediyesi'nin en tepesiyle bir konuşalım. Capacity’den bahsediyoruz. Ben de katılıyorum. Bir değerlendirelim dedim.

Ve birkaç gün sonra Bakırköy Belediyesi'nde Başkan Ayşegül Hanım, Ali Rıza Bey, Cemalettin Bey, hukuktan sorumlu başkan yardımcısı Ugur Dündar, imar müdürü gibi, yani en tepedeki kişiler bu işle ilgili toplandık.

Bir de ben Süleyman Atik'i çağırdım. Süleyman Atik'i niye çağırdım? Süleyman Atik benim yaklaşık 10-12 yıldır tanıdığım, kendisini de imarla ilgili, imar yönetmeliğine hakim bir hukukçu olarak tanıyorum. Kendisiyle bir işim olmamıştır. Fakat birkaç kez anıtlar kuruluyla ilgili birkaç konuda kendisinden danışmışlığım vardır. Yani kendisini böyle tanırım.”

“Ayşegül Ovalıoğlu "imar konusunda danışman bulabilir miyiz" dedi”

“Ayşegül Ovalıoğlu, belediye başkanı olduğunda benden şöyle bir ricada bulundu. Dedi ki, ‘Ben imar konularını bilmiyorum. Kadro da eski Bülent Kerimoğlu zamanından kalma. Bana bir danışman bulabilir miyiz?’ Yani çok zorlandığı zaman sorabileceği.

Ben de kendisine Süleyman Atik'i önerdim. Yani Süleyman Atik aslında sadece Capacity ile ilgili değil. Bize önemli konularda teknik danışmanlık yapabilecek, bu konuda uzmanlık sahibi bir arkadaş. Kendisini çağırdım. O da geldi, toplantıya katıldı.

Toplantıda değerlendirme yapıldı ve değerlendirme sonucunda normal olarak şu karar çıktı: Kendileri Capacity ile görüşecek. Bu görüşmenin sonucunda kendilerinden statik rapor istenecek. Statik raporun sonucuna göre de hareket edilecek. Ve biz bunu Capacity ile beraber çözelim diye bir karar alındı.”

“Belediyenin derdi, Capacity’yi kapatmak değil, deprem açısından sağlam hale getirilmesi”

“Çünkü Capacity'yi kapatmak zor bir şey. Yani Bakırköy'ün göbeğinde binlerce insanın, herkesin bildiği bir yeri kapatırsanız, yani bu istenen bir şey değil. Belediyenin böyle bir derdi yok. Belediye illa burayı kapatalım demiyor. Belediyenin derdi buranın deprem açısından sağlam hale getirilmesi. Bunun için uğraşıyor.

Bu toplantıları yaptık. Ben de sonrasında takip etmedim. Benim görevim değil. Fakat Süleyman Atik bir keresinde ofisime geldi. ‘Nasıl gidiyor?’ dedim. ‘Anlaşamıyoruz’ dedi. ‘Bir türlü olmuyor.’

Ali Rıza Bey'e sordum. Ali Rıza Bey dedi ki, ‘Yok, statik projeyi getirmiyorlar. Biz bunlara ceza keseceğiz ve ihbarda bulunacağız. Ya bunu getirsinler ya da burayı mühürleyeceğiz. Başka çaremiz kalmadı.’

Bu arada şunu da söyledi. "Bunlar getirmedi, statik raporu biz kendimiz alacağız dedi.”

“Yıldız Teknik’ten alınan raporda deprem riski olduğu söylendi”

“Sayın Başkanım, daha sonra statik raporu Yıldız Teknik Üniversitesi'nden alınmış. Statik raporunda iki tane profesörün imzası var. Ve statik raporu diyor ki Capacity AVM’de 197 tane perde beton kesilmiş. Binada deprem riski var, diyor. Çok net.

Ben de okudum. Bu statik raporu kendileriyle tekrar konuşuluyor. ‘Bakın’ deniyor, ‘burayı düzeltmeniz lazım. Ceza da kesilecek, bunu da ödemeniz lazım.’

Kendileri yanaşmayınca bu sefer bir ihtarname, arkasından bir ay süre, bir ayın sonunda da burayı kapatmak düşüncesi var. Bir ayın son günü bunlar İTÜ'den bir statik raporu getiriyorlar. ‘Burası sağlamdır’ diye yürütmeyi durdurma kararı alıyorlar.”

“Bu raporu daha önce alamazlar mıydı?”

“Şimdi ben şunu soruyorum Sayın Başkanım. Konuyla ilgili başka söyleyeceklerim de var da... Bu İTÜ'den statik raporu daha önce alamazlar mıydı?

Daha önce alsalardı bunların hiçbiri olur muydu? Ben yani yapacağım tek şey gidip, ‘Kardeşim, bu binada sıkıntı yok. Üniversiteden rapor getir. Bu senden isteniyor’ demekti. O zaman bu tartışmaların hiçbiri olur muydu?

Hani iddia ettikleri gibi kimsenin bunlardan rüşvet istemesine gerek kalır mıydı? Kalmazdı Sayın Başkanım. Ama bunu yapmadılar. Kendilerine kesilen cezayı da bugün rüşvet gibi anlatmaya çalışıyorlar.”

“İlk defa gördüğüm bir insandan 5 milyon dolar rüşvet mi isteyeceğim?”

“Bir kere benim bu olayla hiçbir ilgim yok. Az önce de bahsettim. Tek bir toplantıya katılmışım. Toplantıyı anlattım. Mehmet İpekçioğlu o toplantıda ifadesinde diyor ki, ‘ Ertan Yıldız bizden 5 milyon dolar istediğini tekrarladı’ diyor. 5 milyon dolar. Hatta demişim ki, ‘3 değil artık 5 vereceksiniz.’

Ya Allah aşkına Sayın Başkanım, bakın ben 56 yaşındayım. Hayatımda böyle dünyayı biliyorum, pek çok ülkede iş yaptım. Pek çok insanla iş yaptım. Ya ben ilk defa tanıştığım bir insanı, tanımıyorum bile, ilk defa beni gelmiş ziyarete, çay içiyoruz, kendisinden 5 milyon dolar ben rüşvet isteyeceğim. Öyle mi? Allah aşkına böyle bir şeyi kim yapıyor ya?

Ben hayatımda hiç kimseden para istemedim. Mehmet İpekçioğlu dahil. Mehmet İpekçioğlu o gün ben ona bağırdığım için, sinirlendiğim için, kendisi biraz kibirli bir arkadaş, bu çok belliydi, bana iftira atmıştır. Bu kadar nettir.”

“Capacity’nin birinci otopark katı artık yok”

“Şimdi dikkatinizi çekmek istediğim bir şey daha var. Capacity’nin birinci otopark katı artık yok.  Kesmişler merdivenleri, açmışlar oraları, mağazalara kiraya vermişler. Şimdi efendim, bir alışveriş merkezinin hacmine göre bir otopark kapasitesi olması lazım. Bakırköy'deki alışveriş merkezinin de olması gereken otopark kapasitesi 2100. Ama tadilattan sonra 1400'e düşmüş. 700 otopark yok, gitmiş. Mağaza olmuş.”

“700 araçlık otopark kaybı Bakırköy’ün trafik yükünü artırıyor”

“Peki bu 700 otopark gidince ne oluyor? Sadece alışveriş merkezinin otoparkı değil mi? Hayır. Bakırköy'de 700 araçlık otopark kapasitesi azalıyor. Zaten Bakırköy'de otopark yok. Aracınızı koyacağınız yer yok. Yani bu trafik sıkışıklıklarına sebep oluyor.

Şimdi bütün bunlar olduktan sonra şöyle bir şey var. İki tane rapor var. Bir tane İTÜ'nün raporu var. Yalnız bu raporla ilgili bir takım iddialar var. Yani bu raporun gerçeği yansıtmadığı şeklinde bir takım iddialar var.

Bir de Yıldız Teknik'in raporu var. Diyor ki: ‘Sıkıntı var.’ Öbürü diyor ki: ‘Yok, statik açıdan sorun yok.’”

“Kamu kurumlarının görevi gerçeği ortaya çıkarmak”

“Şimdi efendim, bir belediyeye ya da kamuya düşen nedir? Burada gerçeği ortaya çıkarması gerekmez mi? Çünkü orada Capacity’de binlerce insan var. Yani orada Allah korusun bir depremde oranın yıkılması ve insanların ölmesi sonucunda, o zaman bu bizim sorumluluğumuz olacaktır.

Normalde ne yapması lazım belediyenin? Belki Çevre Şehircilik Bakanlığı'nın, hatta valiliğin bu konuyla ilgilenmesi lazım. Bu konuyla ilgilenmesi lazım. Ya gerçekten statik açıdan bir şey varsa Yıldız Teknik'in raporu var. Bu raporun altında iki tane kurul imzası var.

Şimdi efendim belediyeden hiçbir yetkili artık oraya gidemiyor. ‘Korkuyor, ben de tutuklanırım’ diyor. Çünkü hemen şikayet ediyorlar.”

“Tape’de konuşulan 150 milyon liralık ceza”

“Ben tape’ye de baktım Sayın Başkanım. Bir tape var. Tape’de Süleyman Atik diyor ki, ‘Size 150 milyon’, o zaman herhalde 150 milyonun konuşulduğu zamanlar, ‘ceza kesilecek.’

Mustafa Keleş diyor ki, ‘Ama açıkça mı istenecek?’ Süleyman Atik'in öyle bir ifadesi yok. ‘150 milyon vereceksiniz’ diyor. ‘Bunu vereceksiniz. Bunlar da bitmiyor. Bir de burayı güçlendirmeniz lazım’ diyor.

Sen hem cezayı vereceksin hem güçlendireceksin. Bakın, belediye sizinle bu işi çözmek istiyor diyor. Gelin bu işi beraber çözün diyor.”

“Otopark yapın, cezanızdan mahsup edelim”

“Hatta şunu diyor, ‘Bakın, orada belediye size bir yer göstermeye hazır’ diyor. Yani göstereceğimiz yer de belediyenin göstereceği yer de Capacity’nin karşısında eski Balıkçı Bayramı dediğimiz bir alan. Capacity’nin tam karşısında. ‘Gelin buraya otopark yapın.’ deniyor onlara. Sadece 700 otoparkı onlar mağaza yaptılar. Diyorlar ki, ‘Gelin de en azından bunun Bakırköy’e kaybını karşılayın ve bunu ceza da mahsup edelim.’

"Rüşvet isteyen kişi otopark yaptırıp oradan mahsup eder mi? Bence etmez”

“Anlaşma yolu tıkandı”

“Bunlar benim yorumlarım. Bilgiye dayalı konuşuyorum. Ama ben Ali Rıza Bey'i de tanıyorum.Süleyman Atik'le de görüşüyorum.

Zaten bu olanlardan sonra Ali Rıza Bey galiba, ‘Artık yeter, ben otopark da istemiyorum, parayı ceza edecekler’ şeklinde bir ifadesi olmuş. Anlaşma yolu tıkanmış. Capacity meselesi budur.”

“Bu eylemden beraatimi istiyorum”

“Benim Capacity meselesiyle ilgili bir ilgim yok. Capacity ile ilgili yaptığım tek toplantı bu. Ben kimseden ne rüşvet istedim ne rüşvet istesin diye birisini gönderdim.

Bu eylemden de beraatimi istiyorum. Benim Capacity ile ilgili hiçbir alakam yoktur.”

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yurt-haber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.