İBB davasında 19 yıllık personel için tahliye talebi: “İddianamede kişi ve fiil karışıklığı var”
İBB davasında 19 yıllık personel için tahliye talebi: “İddianamede kişi ve fiil karışıklığı var”
İBB’ye yönelik 407 sanığın yargılandığı davada tutuklu Mehmet Çağlar Kuru’nun avukatları, iddianamenin teknik hatalar içerdiğini ve müvekkillerinin suçlamalarla ilgisinin bulunmadığını savunarak tahliye istedi.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) yönelik 407 sanığın yargılandığı davada, 19 yıldır İBB’de görev yapan tutuklu sanık Mehmet Çağlar Kuru’nun müdafileri Avukat Nejat Naci ve Avukat Hülya Erdogan, mahkemede yaptıkları savunmada tahliye talebinde bulundu.
Savunmada, iddianamenin temel dayanağı olan USOM teknik raporuna ilişkin özel bir inceleme raporunu dosyaya sunduklarını belirten avukatlar, soruşturmanın yeterince olgunlaşmadan tamamlandığını ileri sürdü. Avukat Nejat Naci, müvekkilinin gözaltına alınmasından sadece 13 gün sonra iddianamenin hazırlandığını hatırlatarak, bu sürede yeterli teknik inceleme yapılmadığını savundu.
İddianamede açık maddi hata bulunduğunu öne süren Naci, Mehmet Çağlar Kuru’nun “Savunma Elektronik Bilişim AŞ çalışanı” olarak gösterildiğini, oysa müvekkilinin 19 yıldır İBB personeli olduğunu vurguladı. Bu durumun, başka bir kişiyle karıştırılmadan kaynaklandığını belirten Naci, Hüsnü Can Şen ile Mehmet Çağlar Kuru’nun isim ve fiil bazında karıştırıldığını iddia etti.
USOM raporunda yer alan kullanıcı listelerine dikkat çeken Naci, “İstanbul Senin” uygulamasına ait listelerde müvekkilinin adının yer almadığını, aynı şekilde “İBB Hanem” uygulamasındaki kullanıcı listesinde de bulunmadığını ifade etti. Buna rağmen iddianamede Kuru’nun kişisel verileri hukuka aykırı şekilde işleyen kişiler arasında gösterildiğini belirtti.
Veri işleme sürecine ilişkin teknik açıklamalarda bulunan Naci, İBB bünyesinde verileri işleyen “veri ambarı” ekibinde müvekkilinin yer almadığını söyledi. Kuru’nun görev tanımının veri işleme değil, sistem içindeki dosya dizinlerini düzenlemek olduğunu ifade eden Naci, dosya dizininin veri içermediğini, yalnızca verilerin bulunduğu adresleri gösterdiğini vurguladı.
Dosyada suçlama konusu yapılan “dizin gönderme” iddiasına da değinen Naci, bunun teknik olarak veri paylaşımı anlamına gelmediğini belirterek, müvekkilinin yalnızca sistemdeki dosyaların konumlarını tarif ettiğini ifade etti.
Aynı dosyada yer alan bazı sanıkların tutuksuz yargılandığına dikkat çeken Naci, benzer veya daha ağır fiillerle suçlanan kişilerin serbest olduğunu, buna karşın müvekkilinin tutuklu yargılanmasının hukuka aykırı olduğunu savundu.
Avukat Hülya Erdogan ise savunmasında, “dizin” ile “veri” kavramlarının birbirine karıştırıldığını belirterek, dizinin yalnızca bir adres tarif ettiğini, veri içermediğini ifade etti. Bu durumu bir benzetmeyle anlatan Hülya Hanım, “Kapıların kimlere ait olduğunu söylemek başka, o kapıdan insan geçirmek başkadır. Müvekkilim sadece adres göstermiştir” dedi.
Dosyada milyonlarca kişiye ait verinin sızdırıldığı iddiasına da değinen Hülya Hanım, bu büyüklükte bir verinin teknik olarak tek seferde gönderilmesinin mümkün olmadığını savundu.
Müvekkilinin kişisel durumuna da değinen Hülya Erdogan, Mehmet Çağlar Kuru’nun uzun yıllardır kamu hizmeti verdiğini, sosyal projelerde yer aldığını ve ailesinin ciddi sağlık sorunlarıyla mücadele ettiğini belirtti. Kaçma veya delil karartma şüphesinin bulunmadığını ifade eden Hülya Erdogan, olayın 2023 yılına ait olduğunu, teknik raporun ise 2025’te hazırlandığını hatırlattı.
Avukatlar, iddianamede yer alan hataların giderilmesini ve müvekkilleri Mehmet Çağlar Kuru’nun tahliyesine karar verilmesini talep etti.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

