İBB davasında Nazan Başelli için tahliye talebi: “43 yıllık memurun dosyasında somut delil yok”
İBB davasında Nazan Başelli için tahliye talebi: “43 yıllık memurun dosyasında somut delil yok”
İBB Anadolu Yakası Zabıta Müdür Vekili Nazan Başelli’nin avukatı Ali Durak, müvekkilinin 43 yıllık kamu görevlisi olduğunu vurgulayarak tahliyesini talep etti. Savunmada suçlamaların değiştiği, somut delil bulunmadığı ve Başelli’nin ciddi sağlık sorunları yaşadığı öne sürüldü.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik yürütülen ve 407 sanığın yargılandığı davada tutuklu bulunan İBB Anadolu Yakası Zabıta Müdür Vekili Nazan Başelli’nin tahliyesi talep edildi.
Duruşmada söz alan Başelli’nin avukatı Ali Durak, savunmasına müvekkilinin mesleki geçmişini anlatarak başladı. Başelli’nin 1982 yılında henüz 19 yaşındayken zabıta memuru olarak göreve başladığını belirten Durak, yıllar içinde komiser yardımcılığı, komiserlik ve müdürlük görevlerinde bulunduğunu, 2019 yılından itibaren ise Anadolu Yakası Zabıta Müdür Vekili olarak görev yaptığını ifade etti.
“43 yıl boyunca tek bir disiplin cezası yok”
Başelli’nin 43 yıllık kamu görevinde çok sayıda takdirname ve teşekkür belgesi aldığını vurgulayan Durak, bugüne kadar herhangi bir adli ya da idari soruşturma geçirmediğini, disiplin cezası dahi almadığını söyledi.
Farklı siyasi dönemlerde toplam 9 belediye başkanıyla çalıştığını belirten Durak, müvekkilinin görevini her dönemde aynı disiplinle sürdürdüğünü ifade etti.
Savunmada, Başelli’nin gözaltına alındığı süreçte “suç örgütüne üyelik” ve “rüşvet” suçlamalarıyla tutuklandığı, ancak 7 ay sonra hazırlanan iddianamede bu suçlamaların yer almadığı belirtildi.
İddianamede yalnızca “dolandırıcılık” iddiasının bulunduğunu ifade eden Durak, “Müvekkil isnat edilmediği suçlardan tutuklu kalmıştır. Bu durum kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlalidir” dedi.
İddianamede yer alan Eylem 117 kapsamında müvekkile yöneltilen suçlamaların açık ve belirli olmadığını savunan Durak, “Kimin neyle itham edildiği dahi belli değil. Bu bir ‘hikâye iddianame’ niteliğindedir” ifadelerini kullandı.
Dosyada somut delil bulunmadığını öne süren savunma, suç isnadının ispat yükünün sanıklara yüklendiğini belirterek bunun hukuka aykırı olduğunu dile getirdi.
“Ecrimisil yetkisi zabıtada değil”
Savunmada ayrıca ecrimisil uygulamalarına da değinildi. Bu konuda zabıtanın herhangi bir yetki ve sorumluluğunun bulunmadığını belirten Durak, 2886 sayılı yasanın ilgili maddelerine göre yetkinin mülki amirlerde olduğunu ifade etti.
Sağlık durumu: “Kalp krizi geçirdi”
Başelli’nin sağlık durumu da savunmanın önemli başlıklarından biri oldu. 63 yaşındaki Başelli’nin 2025 yılı Ocak ayında görev başındayken kalp krizi geçirdiği, stent takıldığı ve yoğun bakımda tedavi gördüğü aktarıldı.
Gözaltına alınmadan kısa süre önce tekrar kalp krizi şüphesiyle hastaneye kaldırıldığı belirtilirken, avukatı bu sağlık durumunun tutuklulukla birlikte ciddi risk oluşturduğunu ifade etti.
Başelli’nin yaklaşık 11 aydır tutuklu bulunduğu ve bu süreçte sağlık durumunun kötüleştiği öne sürüldü.
“Tutukluluk artık cezaya dönüştü”
Savunmada, mevcut durumda tutukluluğun bir tedbir olmaktan çıktığı ve cezaya dönüştüğü ifade edilerek, müvekkilin sabit ikamet sahibi olduğu, kaçma ve delil karartma şüphesinin bulunmadığı vurgulandı.
Avukat Durak, tüm bu gerekçelerle Başelli’nin tahliyesini, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde ise adli kontrol hükümleri uygulanarak serbest bırakılmasını talep etti.
“Bu dosyada masumiyet yargılanıyor”
Duruşmada söz alan diğer müdafi Avukat Nuray Önal ise iddianamenin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu savunarak, yargılamanın adil yargılanma ilkelerine uygun yürütülmediğini ileri sürdü.
Önal, müvekkilinin örgüt yapısı içerisinde yer almadığını ve rüşvet suçlamasına ilişkin somut bir dava bulunmadığını belirterek, “Müvekkilim artık hukuken tutuklu değil, yalnızca özgürlüğü kısıtlanmış durumda” dedi.
Savunmaların ardından mahkemeden Nazan Başelli’nin tahliyesi talep edildi.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

