İBB davasında Ulaş Yılmaz için tahliye talebi: “Raporda adı yok, tutukluluk şartları oluşmadı”
İBB davasında Ulaş Yılmaz için tahliye talebi: “Raporda adı yok, tutukluluk şartları oluşmadı”
İBB’ye yönelik 407 sanığın yargılandığı davada tutuklu Ulaş Yılmaz’ın avukatı Hüseyin Ersöz, müvekkiline yöneltilen suçlamaların somut delile dayanmadığını belirterek tahliyesini talep etti.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) yönelik 407 sanığın yargılandığı davada, tutuklu sanık Ulaş Yılmaz’ın müdafii Avukat Hüseyin Ersöz, mahkemede yaptığı savunmada müvekkilinin tahliyesini istedi.
Savunmasına yargılama sürecindeki usule ilişkin eleştirilerle başlayan Ersöz, duruşma günlerinin sınırlı tutulmasının ve tahliye taleplerine süre kısıtı getirilmesinin savunma hakkını zedelediğini ifade etti. Tahliye taleplerinin hangi günlerde alınacağına ilişkin planlamanın, adil yargılanma ilkesi açısından tartışmalı olduğunu dile getirdi.
Cumhuriyet savcılığının bazı sanıklar hakkında tahliye talebinde bulunduğunu hatırlatan Ersöz, müvekkili Ulaş Yılmaz’ın da benzer hukuki ve fiili durumda olmasına rağmen bu kapsamda değerlendirilmemesinin eşitlik ilkesine aykırı olduğunu savundu. Aynı dosyada benzer suçlamalar yöneltilen kişiler arasında ayrım yapılmaması gerektiğini vurguladı.
Müvekkilinin 30 Ekim 2025’te gözaltına alındığını ve 31 Ekim 2025’te tutuklandığını belirten Ersöz, bu sürece ilişkin yapılan itirazların uzun süre sonuçlandırılmadığını, tutukluluğa dair etkin bir inceleme yapılmadığını ifade etti. Savunma makamının bu süreçte taleplerine rağmen değerlendirme yapılmamasını eleştirdi.
Ulaş Yılmaz’a yöneltilen suçlamaların; kişisel verilerin kaydedilmesi, hukuka aykırı olarak ele geçirilmesi ve örgüt üyeliği olduğunu belirten Ersöz, bu suçlamaların “İstanbul Senin” ve “Halen İstanbul” uygulamalarıyla ilişkilendirildiğini söyledi. Ancak müvekkilinin bu uygulamaların hazırlanması, tasarımı ya da veri süreçlerinin hiçbir aşamasında yer almadığını savundu.
Dosyada delil olarak gösterilen USOM raporuna da değinen Ersöz, raporda müvekkilinin isminin dahi geçmediğini belirterek, suçlamaların dayanağının bulunmadığını ifade etti. Ayrıca dosyada herhangi bir mail trafiği, teknik veri ya da iletişim kaydının da yer almadığını dile getirdi.
Örgüt üyeliği iddiasına ilişkin de somut bir delil bulunmadığını savunan Ersöz, müvekkilinin kamu görevi gereği yürüttüğü iletişim ve koordinasyon faaliyetlerinin suç unsuru olarak değerlendirilemeyeceğini belirtti.
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100 ve devamı maddeleri kapsamında tutuklama şartlarının oluşmadığını ifade eden Ersöz, müvekkili hakkında kuvvetli suç şüphesi bulunmadığını, delil karartma ya da kaçma ihtimalinin söz konusu olmadığını vurguladı.
Ersöz, tüm bu gerekçelerle müvekkili Ulaş Yılmaz’ın tahliyesine karar verilmesini talep etti. Ayrıca dosya kapsamında tutuklu bulunan avukatlara ilişkin de değerlendirmede bulunarak, meslekleri gereği yürüttükleri faaliyetler nedeniyle özgürlüklerinden mahrum bırakılmamaları gerektiğini ifade etti.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

