SİYASET VE CHP’DEKİ AYRIŞMA
SİYASET VE CHP’DEKİ AYRIŞMA
Mali Müşavir Celal Akkaya, genç yaşta başladığı meslek örgütü mücadelesinden Halkçı Parti’den SODEP, SHP ve CHP’ye uzanan siyasi yolculuğunu anlatırken; Türkiye’de siyaset yapmanın zorluklarını, değişen parti kültürünü ve örgütlü mücadelenin önemini kişisel deneyimleri üzerinden anlattı. İşte o yazı…
Gerçek değişim, koltuk değiştirmekle olmaz.
Bireysel değişim yaşanmadan, toplumsal değişim beklemek mümkün değildir.
Siyasete, genç yaşta meslek örgütümde başladım. Sayın Necdet Calp’ın Genel Başkanı olduğu Halkçı Parti’ye üye, delege olarak devam ettim., SODEP, SHP ve CHP’de yıllarca aktif üyelik yaptım. Hiç çizgi değiştirmedim, hiçbir dönemde siyasi menfaat peşinde koşmadım. Aynı inançla, aynı değerlerle bugünlere geldim.
Geçmişe dönüp baktığımda şunu açıkça söyleyebiliyorum: Meğer SHP gerçek anlamda bir siyasi partiymiş. Kurumsal kimliği, parti disiplini, fikir üretme geleneği ve yol arkadaşlığı varmış. Bugün yaşananları gördükçe bunun değerini çok daha iyi anlıyorum.
Bugün ise karşımızda bambaşka bir tablo var. İdeolojik tartışmaların yerini kişisel hesaplaşmalar almış durumda. Fikirlerin değil isimlerin çatıştığı, ilkelerin değil egoların yarıştığı bir siyaset anlayışı hâkim.
Bel altı saldırılar, hakaretler, itibarsızlaştırma çabaları ve karşılıklı suçlamalar, milyonlarca seçmenin umut bağladığı bir partiye yakışmıyor. En acı olanı ise bütün bunların, ülkenin gerçek sorunlarının önüne geçmiş olmasıdır.
Soruyorum:
Nerede ideolojik ayrışma?
Nerede ekonomi, hukuk, eğitim, üretim, demokrasi ve sosyal adalet üzerine yeni bir vizyon?
Hangi temel ilke, program ve proje konusunda birbirinizden ayrıldınız?
Topluma açıklanabilen bir siyasi program mı var, yoksa sadece koltuk mücadelesi mi?
Çünkü görünen tablo şunu söylüyor:
Değişen yalnızca isimlerdir. Değişmeyen ise anlayıştır.
Oysa gerçek değişim; ülkenin ihtiyaçlarına cevap verecek sağlam bir ideoloji, uygulanabilir projeler, kurumsal akıl, liyakat, şeffaflık ve hukukla mümkündür.
Bunlar yoksa yaşanan değişim değil, yalnızca görev ve aktör değişikliğidir.
Benim değerlendirmeme göre bugün yaşanan ayrışmanın temelinde siyasi fikir farklılıklarından çok; kişisel hırslar, liderlik hesapları, egolar ve adeta “intikam” duyguları bulunmaktadır. Bunun bedelini ise ne yazık ki yıllardır emek veren parti üyeleri ve değişim umudu taşıyan milyonlarca yurttaş ödemektedir.
Kazanansa kimse olmayacaktır.
SONUÇ
Kişisel hesapların öne çıktığı her mücadelede kaybeden; demokrasi, siyaset kurumu ve en önemlisi Türkiye olur.
Baykal dönemi dahil, bugüne kadar CHP’de yaşayarak gördüklerim; bugün CHP’den ayrılarak yeni bir parti kuranlar dahil, siyasette karşılaştığımız anlayışları bana göre şöyle özetleyebilir:
Ya adamın adamı olacaksın,
Ya her dönemin adamı olacaksın,
Ya da çıkarlarının adamı olacaksın.
Ama sadece dava adamı olmayacaksın!
Oysa bizler siyasete kişisel hesaplar üzerinden değil, siyasi esaslar ve ilkeler üzerinden baktık. Dava adamı olarak siyaseti benimsedik. Kimsenin adamı olmadık; makamın, koltuğun ve kişisel çıkarların peşinden gitmedik.
Çünkü siyaset, kişisel ikbalin değil, halka hizmet etmenin aracıdır.
Bu gerçek unutulduğunda, adına “değişim” denilen şey gerçek bir değişim olmaktan çıkar; yalnızca aktörlerin ve koltukların değişmesinden ibaret kalır.
Türkiye’nin ihtiyacı olan sadece isimlerin, partilerin veya koltukların değişmesi değildir.
Türkiye’nin ihtiyacı olan; siyasetin dilinin, anlayışının, ahlakının ve yönetim kültürünün değişmesidir.
Gerçek değişim; kişilerin değil ilkelerin öne çıktığı, makamların değil halkın çıkarlarının esas alındığı bir siyaset anlayışının yeniden inşa edilmesidir.
Siyaset, makam ve koltuk yarışı değildir; olmamalıdır.
Makamlar gelip geçicidir. Geride ise ya ilkelere sadakat ya da kişisel hesapların bıraktığı hayal kırıklığı kalır.
Tarih, koltuğunu koruyanları değil; ilkelerini koruyanları hatırlar.
Celal Akkaya
Mali Müşavir
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

