İBB davasında Buğra Gökçe için tahliye talebi: “Tutukluluk süresi doldu, suç vasfı değişti”

Gündem 02.04.2026 - 20:34, Güncelleme: 02.04.2026 - 20:49
 

İBB davasında Buğra Gökçe için tahliye talebi: “Tutukluluk süresi doldu, suç vasfı değişti”

İBB davasında tutuklu bulunan İPA Başkanı Buğra Gökçe’nin avukatı Tuncel Yazgan, mahkemede yaptığı savunmada tutukluluğun hukuki dayanağının kalmadığını belirterek tahliye talebinde bulundu. Yazgan, “Suç vasfı değişti, azami tutukluluk süresi aşıldı, bireysel değerlendirme yapılmadı” dedi.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) yönelik yürütülen dava kapsamında tutuklu bulunan İPA Başkanı Buğra Gökçe’nin müdafii Tuncel Yazgan, mahkemede yaptığı savunmada müvekkilinin tutukluluğuna ilişkin çok sayıda hukuka aykırılık bulunduğunu belirterek tahliyesini talep etti. Duruşmada sözlerine, sürecin yıpratıcı etkisine dikkat çekerek başlayan Yazgan, “Herkes çok yorgun, herkes müvekkilleri için umutla bekliyor” ifadelerini kullandı. Yazgan, savunmasının devamında hem soruşturma sürecine hem de mahkemenin tutukluluk incelemelerine ilişkin eleştiriler yöneltti. “Suç vasfı değişti, görevli mahkeme farklı” Yazgan, 25 Aralık 2025 tarihinde yürürlüğe giren yasal değişikliğe dikkat çekerek, “nitelikli dolandırıcılık” suçunun ağır ceza mahkemesinin görev alanından çıkarıldığını ve asliye ceza mahkemelerinin görevine girdiğini hatırlattı. İddianamede birçok sanığın yalnızca bu suçtan yargılandığını belirten Yazgan, mahkemenin bu değişikliği dikkate alarak yeniden değerlendirme yapması gerektiğini söyledi. “Tutuklulukta azami süre aşıldı” Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 102. maddesine atıf yapan Yazgan, asliye cezalık suçlarda tutukluluk süresinin 1 yılı geçemeyeceğini vurgulayarak, “Müvekkilim açısından bu süre dolmuştur. Bu durumda tutukluluğun devamı hukuken mümkün değildir” dedi. Yazgan, bu sürenin soruşturma ve kovuşturma ayrımı yapılmaksızın, kişinin ilk tutuklandığı andan itibaren hesaplanması gerektiğini belirtti. “Bireysel değerlendirme yapılmadı” Mahkemenin önceki tutukluluk incelemelerinde sanıklar açısından bireysel değerlendirme yapılmadığını savunan Yazgan, kararların “toplu ve genel ifadelerle” verildiğini ileri sürdü. Yazgan, “107 kişinin ismi sıralanıyor ancak hangi suçun kime isnat edildiği açıkça ortaya konulmuyor” diye konuştu. İtiraz mercilerinin de aynı yaklaşımı sürdürdüğünü belirten Yazgan, bazı sanıklar hakkında iddianamede yer almayan suçlardan tutukluluğun devamına karar verildiğini söyledi. “Tutuklama gerekçesi somut değil” Tutuklamanın ağır bir tedbir olduğunu vurgulayan Yazgan, hem savcılığın hem de mahkemenin tutukluluğun neden gerekli olduğunu somut delillerle ortaya koyması gerektiğini ifade etti. Ancak bu yükümlülüğün yerine getirilmediğini savunan Yazgan, adli kontrol tedbirlerinin neden yetersiz kaldığının da açıklanmadığını belirtti. Buğra Gökçe’nin mesleki geçmişine vurgu Savunmasında müvekkilinin kariyerine de değinen Yazgan, Gökçe’nin uzun yıllardır kamu görevinde bulunduğunu, şehir plancısı ve akademisyen kimliğiyle tanındığını söyledi. Gökçe’nin Ankara, Çankaya ve İzmir belediyelerinde üst düzey görevlerde bulunduğunu, daha sonra İstanbul’da görev yaptığını ve İPA Başkanlığı görevini yürüttüğünü hatırlattı. “Rüşvet iddiası dayanaksız” Müvekkilinin rüşvet suçlamasıyla tutuklandığını ancak dosyada bu yönde somut bir delil bulunmadığını savunan Yazgan, mal varlığında artış olmadığının da resmi raporlarla ortaya konulduğunu ifade etti. Bilirkişi raporlarına da değinen Yazgan, bu raporların somut suç isnadı içermediğini ve yalnızca genel değerlendirmelerden ibaret olduğunu belirtti. “İdari işlemler suç gibi gösterildi” Yazgan, müvekkilinin yalnızca görev tanımı kapsamında yaptığı rutin idari işlemler nedeniyle suçlandığını öne sürerek, “İhale süreçlerinde yapılan şekli kontroller, suç unsuru gibi değerlendirilmiştir” dedi. İhaleye fesat karıştırma suçunun oluşabilmesi için hile ve kamu zararının bulunması gerektiğini hatırlatan Yazgan, bu unsurların dosyada yer almadığını savundu. Duruşmada, avukatın savunması sırasında süre tartışması yaşanırken, konuşmasının bir bölümü mahkeme tarafından kesildi ve duruşmaya ara verildi. Verilen aranin ardindan yeniden soz alan Avukat Yazgan, müvekkilinin uzun süredir hukuka aykırı şekilde tutuklu olduğunu savunarak, “Suç vasfı değişti, azami süre aşıldı, somut delil yok” diyerek tahliye talebini yineledi. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) yönelik davada tutuklu bulunan İPA Başkanı Buğra Gökçe’nin müdafii Tuncel Yazgan, duruşmada yaşanan süre tartışmasının ardından verilen aranın ardından yeniden söz aldı ve kapsamlı bir savunma yaptı. Duruşmada savunma süresi nedeniyle yaşanan tartışmanın ardından, avukat Berivan Yaman’ın talebi üzerine mahkeme heyeti Yazgan’a ek süre verdi. Yazgan, savunmasına kaldığı yerden devam ederek hem soruşturma sürecine hem de tutukluluğun devamına ilişkin eleştirilerini sürdürdü. “Suç vasfı değişti, mahkeme bunu dikkate almadı” Yazgan, 25 Aralık 2025 tarihinde yürürlüğe giren yasal değişiklikle “nitelikli dolandırıcılık” suçunun ağır ceza mahkemesinin görev alanından çıkarıldığını hatırlatarak, birçok sanığın artık asliye ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlardan yargılandığını söyledi. Buna rağmen mahkemenin bu değişikliği dikkate almadığını savundu. “Azami tutukluluk süresi aşıldı” Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 102. maddesine işaret eden Yazgan, asliye cezalık suçlarda tutukluluk süresinin 1 yıl ile sınırlı olduğunu belirterek, “Müvekkilim 377 gündür tutuklu. Bu süre açıkça aşılmıştır” dedi. Yazgan, bu sürenin ilk tutuklama tarihinden itibaren hesaplanması gerektiğini vurgulayarak, tutukluluğun artık hukuki dayanağının kalmadığını ifade etti. “Bireysel değerlendirme yapılmıyor” Mahkemenin tutukluluk incelemelerinde sanıklar açısından bireysel değerlendirme yapmadığını ileri süren Yazgan, kararların “toplu ve genel ifadelerle” verildiğini söyledi. Yazgan, “107 kişinin adı sıralanıyor ancak hangi suçun kime isnat edildiği açık değil” ifadelerini kullandı. İtiraz mercilerinin de benzer şekilde hareket ettiğini belirten Yazgan, bazı sanıklar hakkında iddianamede yer almayan suçlardan tutukluluğun devamına karar verildiğini dile getirdi. “Rüşvet suçlaması iddianamede yok” Müvekkilinin rüşvet suçlamasıyla tutuklandığını ancak iddianamede bu suçlamadan vazgeçildiğini vurgulayan Yazgan, buna rağmen tutukluluğun bu suç üzerinden devam ettirildiğini savundu. “İdari işlemler suç gibi gösterildi” Savunmada, Buğra Gökçe’nin görev tanımı gereği yaptığı işlemlerin suç unsuru gibi değerlendirildiği öne sürüldü. Yazgan, müvekkilinin yalnızca ihale süreçlerinde sevk ve onay işlemleri yaptığını, ihale dokümanlarını hazırlama veya belirleme yetkisinin bulunmadığını belirtti. Sunulan belgelerde bazı ihalelerin Gökçe’nin görevde olmadığı dönemlere ait olduğunu ifade eden Yazgan, bazı ihalelerde ise encümen kararlarının oy birliğiyle alındığını, buna rağmen yalnızca belirli kişilerin sorumlu tutulduğunu söyledi. “Savcılık eşit davranmıyor” Bilirkişi raporlarında birçok kişinin sorumlu gösterilmesine rağmen savcılığın yalnızca belirli isimler hakkında dava açtığını savunan Yazgan, bunun “eşitlik ilkesine aykırı” olduğunu ileri sürdü. Yazgan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına da atıf yaparak, soruşturma makamının tarafsız hareket etmesi gerektiğini vurguladı. “HTS kayıtları suçla bağlantı kurmuyor” Dosyada yer alan HTS kayıtlarına da değinen Yazgan, bu kayıtların suç isnadıyla örtüşmediğini belirtti. Gökçe’nin görevde olmadığı dönemlere ilişkin kayıtların dosyaya konulduğunu ifade eden Yazgan, bu verilerin örgütsel bağ kurmak için yeterli olmadığını savundu. Tahliye talebi yineledi Savunmasının sonunda Yazgan, müvekkilinin uzun süredir özgürlüğünden yoksun bırakıldığını, dosyada somut ve kişisel bir suç isnadı bulunmadığını belirterek tahliye talebini yineledi. Yazgan, “Müvekkilim hakkında suçun unsurlarını ortaya koyan, kişisel sorumluluğunu gösteren hiçbir somut delil yoktur. Tutukluluğun devamı hukuka aykırıdır” dedi.
İBB davasında tutuklu bulunan İPA Başkanı Buğra Gökçe’nin avukatı Tuncel Yazgan, mahkemede yaptığı savunmada tutukluluğun hukuki dayanağının kalmadığını belirterek tahliye talebinde bulundu. Yazgan, “Suç vasfı değişti, azami tutukluluk süresi aşıldı, bireysel değerlendirme yapılmadı” dedi.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) yönelik yürütülen dava kapsamında tutuklu bulunan İPA Başkanı Buğra Gökçe’nin müdafii Tuncel Yazgan, mahkemede yaptığı savunmada müvekkilinin tutukluluğuna ilişkin çok sayıda hukuka aykırılık bulunduğunu belirterek tahliyesini talep etti.

Duruşmada sözlerine, sürecin yıpratıcı etkisine dikkat çekerek başlayan Yazgan, “Herkes çok yorgun, herkes müvekkilleri için umutla bekliyor” ifadelerini kullandı. Yazgan, savunmasının devamında hem soruşturma sürecine hem de mahkemenin tutukluluk incelemelerine ilişkin eleştiriler yöneltti.

“Suç vasfı değişti, görevli mahkeme farklı”

Yazgan, 25 Aralık 2025 tarihinde yürürlüğe giren yasal değişikliğe dikkat çekerek, “nitelikli dolandırıcılık” suçunun ağır ceza mahkemesinin görev alanından çıkarıldığını ve asliye ceza mahkemelerinin görevine girdiğini hatırlattı. İddianamede birçok sanığın yalnızca bu suçtan yargılandığını belirten Yazgan, mahkemenin bu değişikliği dikkate alarak yeniden değerlendirme yapması gerektiğini söyledi.

“Tutuklulukta azami süre aşıldı”
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 102. maddesine atıf yapan Yazgan, asliye cezalık suçlarda tutukluluk süresinin 1 yılı geçemeyeceğini vurgulayarak, “Müvekkilim açısından bu süre dolmuştur. Bu durumda tutukluluğun devamı hukuken mümkün değildir” dedi.

Yazgan, bu sürenin soruşturma ve kovuşturma ayrımı yapılmaksızın, kişinin ilk tutuklandığı andan itibaren hesaplanması gerektiğini belirtti.

“Bireysel değerlendirme yapılmadı”
Mahkemenin önceki tutukluluk incelemelerinde sanıklar açısından bireysel değerlendirme yapılmadığını savunan Yazgan, kararların “toplu ve genel ifadelerle” verildiğini ileri sürdü. Yazgan, “107 kişinin ismi sıralanıyor ancak hangi suçun kime isnat edildiği açıkça ortaya konulmuyor” diye konuştu.

İtiraz mercilerinin de aynı yaklaşımı sürdürdüğünü belirten Yazgan, bazı sanıklar hakkında iddianamede yer almayan suçlardan tutukluluğun devamına karar verildiğini söyledi.

“Tutuklama gerekçesi somut değil”
Tutuklamanın ağır bir tedbir olduğunu vurgulayan Yazgan, hem savcılığın hem de mahkemenin tutukluluğun neden gerekli olduğunu somut delillerle ortaya koyması gerektiğini ifade etti. Ancak bu yükümlülüğün yerine getirilmediğini savunan Yazgan, adli kontrol tedbirlerinin neden yetersiz kaldığının da açıklanmadığını belirtti.

Buğra Gökçe’nin mesleki geçmişine vurgu
Savunmasında müvekkilinin kariyerine de değinen Yazgan, Gökçe’nin uzun yıllardır kamu görevinde bulunduğunu, şehir plancısı ve akademisyen kimliğiyle tanındığını söyledi. Gökçe’nin Ankara, Çankaya ve İzmir belediyelerinde üst düzey görevlerde bulunduğunu, daha sonra İstanbul’da görev yaptığını ve İPA Başkanlığı görevini yürüttüğünü hatırlattı.

“Rüşvet iddiası dayanaksız”
Müvekkilinin rüşvet suçlamasıyla tutuklandığını ancak dosyada bu yönde somut bir delil bulunmadığını savunan Yazgan, mal varlığında artış olmadığının da resmi raporlarla ortaya konulduğunu ifade etti.

Bilirkişi raporlarına da değinen Yazgan, bu raporların somut suç isnadı içermediğini ve yalnızca genel değerlendirmelerden ibaret olduğunu belirtti.

“İdari işlemler suç gibi gösterildi”
Yazgan, müvekkilinin yalnızca görev tanımı kapsamında yaptığı rutin idari işlemler nedeniyle suçlandığını öne sürerek, “İhale süreçlerinde yapılan şekli kontroller, suç unsuru gibi değerlendirilmiştir” dedi.

İhaleye fesat karıştırma suçunun oluşabilmesi için hile ve kamu zararının bulunması gerektiğini hatırlatan Yazgan, bu unsurların dosyada yer almadığını savundu.

Duruşmada, avukatın savunması sırasında süre tartışması yaşanırken, konuşmasının bir bölümü mahkeme tarafından kesildi ve duruşmaya ara verildi.

Verilen aranin ardindan yeniden soz alan Avukat Yazgan, müvekkilinin uzun süredir hukuka aykırı şekilde tutuklu olduğunu savunarak, “Suç vasfı değişti, azami süre aşıldı, somut delil yok” diyerek tahliye talebini yineledi.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) yönelik davada tutuklu bulunan İPA Başkanı Buğra Gökçe’nin müdafii Tuncel Yazgan, duruşmada yaşanan süre tartışmasının ardından verilen aranın ardından yeniden söz aldı ve kapsamlı bir savunma yaptı.

Duruşmada savunma süresi nedeniyle yaşanan tartışmanın ardından, avukat Berivan Yaman’ın talebi üzerine mahkeme heyeti Yazgan’a ek süre verdi. Yazgan, savunmasına kaldığı yerden devam ederek hem soruşturma sürecine hem de tutukluluğun devamına ilişkin eleştirilerini sürdürdü.

“Suç vasfı değişti, mahkeme bunu dikkate almadı”
Yazgan, 25 Aralık 2025 tarihinde yürürlüğe giren yasal değişiklikle “nitelikli dolandırıcılık” suçunun ağır ceza mahkemesinin görev alanından çıkarıldığını hatırlatarak, birçok sanığın artık asliye ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlardan yargılandığını söyledi. Buna rağmen mahkemenin bu değişikliği dikkate almadığını savundu.

“Azami tutukluluk süresi aşıldı”
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 102. maddesine işaret eden Yazgan, asliye cezalık suçlarda tutukluluk süresinin 1 yıl ile sınırlı olduğunu belirterek, “Müvekkilim 377 gündür tutuklu. Bu süre açıkça aşılmıştır” dedi.

Yazgan, bu sürenin ilk tutuklama tarihinden itibaren hesaplanması gerektiğini vurgulayarak, tutukluluğun artık hukuki dayanağının kalmadığını ifade etti.

“Bireysel değerlendirme yapılmıyor”
Mahkemenin tutukluluk incelemelerinde sanıklar açısından bireysel değerlendirme yapmadığını ileri süren Yazgan, kararların “toplu ve genel ifadelerle” verildiğini söyledi. Yazgan, “107 kişinin adı sıralanıyor ancak hangi suçun kime isnat edildiği açık değil” ifadelerini kullandı.

İtiraz mercilerinin de benzer şekilde hareket ettiğini belirten Yazgan, bazı sanıklar hakkında iddianamede yer almayan suçlardan tutukluluğun devamına karar verildiğini dile getirdi.

“Rüşvet suçlaması iddianamede yok”
Müvekkilinin rüşvet suçlamasıyla tutuklandığını ancak iddianamede bu suçlamadan vazgeçildiğini vurgulayan Yazgan, buna rağmen tutukluluğun bu suç üzerinden devam ettirildiğini savundu.

“İdari işlemler suç gibi gösterildi”
Savunmada, Buğra Gökçe’nin görev tanımı gereği yaptığı işlemlerin suç unsuru gibi değerlendirildiği öne sürüldü. Yazgan, müvekkilinin yalnızca ihale süreçlerinde sevk ve onay işlemleri yaptığını, ihale dokümanlarını hazırlama veya belirleme yetkisinin bulunmadığını belirtti.

Sunulan belgelerde bazı ihalelerin Gökçe’nin görevde olmadığı dönemlere ait olduğunu ifade eden Yazgan, bazı ihalelerde ise encümen kararlarının oy birliğiyle alındığını, buna rağmen yalnızca belirli kişilerin sorumlu tutulduğunu söyledi.

“Savcılık eşit davranmıyor”
Bilirkişi raporlarında birçok kişinin sorumlu gösterilmesine rağmen savcılığın yalnızca belirli isimler hakkında dava açtığını savunan Yazgan, bunun “eşitlik ilkesine aykırı” olduğunu ileri sürdü.

Yazgan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına da atıf yaparak, soruşturma makamının tarafsız hareket etmesi gerektiğini vurguladı.

“HTS kayıtları suçla bağlantı kurmuyor”
Dosyada yer alan HTS kayıtlarına da değinen Yazgan, bu kayıtların suç isnadıyla örtüşmediğini belirtti. Gökçe’nin görevde olmadığı dönemlere ilişkin kayıtların dosyaya konulduğunu ifade eden Yazgan, bu verilerin örgütsel bağ kurmak için yeterli olmadığını savundu.

Tahliye talebi yineledi
Savunmasının sonunda Yazgan, müvekkilinin uzun süredir özgürlüğünden yoksun bırakıldığını, dosyada somut ve kişisel bir suç isnadı bulunmadığını belirterek tahliye talebini yineledi.

Yazgan, “Müvekkilim hakkında suçun unsurlarını ortaya koyan, kişisel sorumluluğunu gösteren hiçbir somut delil yoktur. Tutukluluğun devamı hukuka aykırıdır” dedi.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yurt-haber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.