İBB davasında “hukuka aykırılık” çıkışı: Avukat Çetintaş’tan heyetin reddi ve tahliye talebi

Gündem 01.04.2026 - 18:29, Güncelleme: 01.04.2026 - 18:29
 

İBB davasında “hukuka aykırılık” çıkışı: Avukat Çetintaş’tan heyetin reddi ve tahliye talebi

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik 407 sanıklı davada tutuklu sanık Yağmur Cansu’nun avukatı Metin Çetintaş, soruşturma ve yargılama sürecinin hukuka aykırı olduğunu savunarak hem mahkeme heyetinin reddini istedi hem de müvekkilinin tahliyesini talep etti.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) yönelik yürütülen ve 407 sanığın yargılandığı davanın duruşmasında, tutuklu sanık Yağmur Cansu’nun avukatı Metin Çetintaş kapsamlı bir savunma yaptı. Çetintaş, bir önceki duruşmada söz hakkı verilmediğini belirterek, sundukları savunma dilekçesini tekrar etti ve önemli itirazlarını mahkeme huzurunda dile getirdi. Savunmasında, davaya dayanak olan soruşturma sürecinin ve hazırlanan iddianamenin hukuka aykırı olduğunu öne süren Çetintaş, yargılamanın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Anayasa, CMK ve TCK hükümleri ile hâkim ve savcıların meslek etik kurallarına aykırı şekilde yürütüldüğünü savundu. Bu gerekçelerle mahkeme heyetinin reddini talep ettiklerini ifade etti. Çetintaş, savunmasında davaya konu olan Cebeci Maden Sahası’na da ayrıntılı şekilde değindi. Bölgede 1987 yılından itibaren yoğun madencilik faaliyetleri yürütüldüğünü, bu süreçte derin çukurlar oluştuğunu ve heyelan riskinin ortaya çıktığını belirtti. Bu riskler nedeniyle 2014 yılında bölgenin rehabilitasyonu için çalışmalar başlatıldığını ve bu kapsamda özel bir yönetmelik hazırlandığını söyledi. Maden sahasının yönetim ve denetim yetkisinin çeşitli kamu kurumlarından oluşan bir komisyona ait olduğunu vurgulayan Çetintaş, bu komisyonda valilik, belediye ve ruhsat sahibi şirket temsilcilerinin yer aldığını kaydetti. Bölgedeki faaliyetlerin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Maden İşleri Genel Müdürlüğü ve diğer kamu kurumlarının gözetiminde yürütüldüğünü ifade eden Çetintaş, bu kurumlar tarafından yapılan çok sayıda toplantı ve yazışmanın dosyada yer almadığını öne sürdü. Resmi yazışmalarda, maden sahasının hafriyat ve inşaat atıklarıyla doldurularak güvenli hale getirilmesinin uygun görüldüğünün belirtildiğini dile getiren Çetintaş, bu durumun yapılan işlemlerin bilgisi ve denetimi dahilinde gerçekleştiğini gösterdiğini savundu. Müvekkilinin bu süreçte herhangi bir yetki ya da sorumluluğu bulunmadığını ifade eden Çetintaş, Yağmur Cansu’nun yalnızca bir şirket çalışanı olduğunu ve karar alma mekanizmalarında yer almadığını söyledi. Dosyada müvekkiline yönelik herhangi bir şikayet, tanık beyanı ya da somut delil bulunmadığını ileri süren Çetintaş, mevcut suçlamaların dayanaksız olduğunu iddia etti. Soruşturma sürecinde müvekkilinin defalarca kendi rızasıyla ifade verdiğini belirten Çetintaş, buna rağmen gözaltı ve tutuklama işlemlerinin uygulandığını anlattı. Çetintaş, “Ortada suçun unsurları oluşmamışken müvekkilimin 6 aydır tutuklu bulunması, tedbirin cezaya dönüşmesi anlamına gelmektedir” dedi. Tutuklama sürecinin hukuka aykırı olduğunu savunan Çetintaş, bu işlemlerin “hürriyeti tahdit” suçunu oluşturduğunu öne sürerek, gerekli yasal girişimlerde bulunacaklarını ifade etti. Avukat Metin Çetintaş, savunmasının sonunda müvekkilinin mağduriyetinin giderilmesi için tahliyesine karar verilmesini talep etti.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik 407 sanıklı davada tutuklu sanık Yağmur Cansu’nun avukatı Metin Çetintaş, soruşturma ve yargılama sürecinin hukuka aykırı olduğunu savunarak hem mahkeme heyetinin reddini istedi hem de müvekkilinin tahliyesini talep etti.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) yönelik yürütülen ve 407 sanığın yargılandığı davanın duruşmasında, tutuklu sanık Yağmur Cansu’nun avukatı href="https://www.yurt-haber.com/ara?q=Metin Çetintaş " class="text-dark font-weight-bold" target="_blank">Metin Çetintaş kapsamlı bir savunma yaptı. Çetintaş, bir önceki duruşmada söz hakkı verilmediğini belirterek, sundukları savunma dilekçesini tekrar etti ve önemli itirazlarını mahkeme huzurunda dile getirdi.

Savunmasında, davaya dayanak olan soruşturma sürecinin ve hazırlanan iddianamenin hukuka aykırı olduğunu öne süren Çetintaş, yargılamanın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Anayasa, CMK ve TCK hükümleri ile hâkim ve savcıların meslek etik kurallarına aykırı şekilde yürütüldüğünü savundu. Bu gerekçelerle mahkeme heyetinin reddini talep ettiklerini ifade etti.

Çetintaş, savunmasında davaya konu olan Cebeci Maden Sahası’na da ayrıntılı şekilde değindi. Bölgede 1987 yılından itibaren yoğun madencilik faaliyetleri yürütüldüğünü, bu süreçte derin çukurlar oluştuğunu ve heyelan riskinin ortaya çıktığını belirtti. Bu riskler nedeniyle 2014 yılında bölgenin rehabilitasyonu için çalışmalar başlatıldığını ve bu kapsamda özel bir yönetmelik hazırlandığını söyledi.

Maden sahasının yönetim ve denetim yetkisinin çeşitli kamu kurumlarından oluşan bir komisyona ait olduğunu vurgulayan Çetintaş, bu komisyonda valilik, belediye ve ruhsat sahibi şirket temsilcilerinin yer aldığını kaydetti. Bölgedeki faaliyetlerin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Maden İşleri Genel Müdürlüğü ve diğer kamu kurumlarının gözetiminde yürütüldüğünü ifade eden Çetintaş, bu kurumlar tarafından yapılan çok sayıda toplantı ve yazışmanın dosyada yer almadığını öne sürdü.

Resmi yazışmalarda, maden sahasının hafriyat ve inşaat atıklarıyla doldurularak güvenli hale getirilmesinin uygun görüldüğünün belirtildiğini dile getiren Çetintaş, bu durumun yapılan işlemlerin bilgisi ve denetimi dahilinde gerçekleştiğini gösterdiğini savundu.

Müvekkilinin bu süreçte herhangi bir yetki ya da sorumluluğu bulunmadığını ifade eden Çetintaş, Yağmur Cansu’nun yalnızca bir şirket çalışanı olduğunu ve karar alma mekanizmalarında yer almadığını söyledi. Dosyada müvekkiline yönelik herhangi bir şikayet, tanık beyanı ya da somut delil bulunmadığını ileri süren Çetintaş, mevcut suçlamaların dayanaksız olduğunu iddia etti.

Soruşturma sürecinde müvekkilinin defalarca kendi rızasıyla ifade verdiğini belirten Çetintaş, buna rağmen gözaltı ve tutuklama işlemlerinin uygulandığını anlattı. Çetintaş, “Ortada suçun unsurları oluşmamışken müvekkilimin 6 aydır tutuklu bulunması, tedbirin cezaya dönüşmesi anlamına gelmektedir” dedi.

Tutuklama sürecinin hukuka aykırı olduğunu savunan Çetintaş, bu işlemlerin “hürriyeti tahdit” suçunu oluşturduğunu öne sürerek, gerekli yasal girişimlerde bulunacaklarını ifade etti.

Avukat Metin Çetintaş, savunmasının sonunda müvekkilinin mağduriyetinin giderilmesi için tahliyesine karar verilmesini talep etti.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yurt-haber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.