İBB davasında Kültür A.Ş. çalışanı için tahliye talebi: “Görevi ihale değil, sadece evrak düzenleme”
İBB davasında Kültür A.Ş. çalışanı için tahliye talebi: “Görevi ihale değil, sadece evrak düzenleme”
İBB davasında tutuklu Kültür A.Ş. Hakediş Şefi Gökhan Köseoğlu’nun avukatı Bedri Can Ekip, iddianamede yer alan suç örgütü iddiaları çerçevesinde değerlendirme yaparak, müvekkilinin bu yapı içinde yer almadığını savundu. Köseoğlu’nun 2020 yılında kurum içindeki usulsüzlükleri yetkili mercilere bildirdiğini, İçişleri Bakanlığı müfettişleriyle görüşerek bilgi ve belgeler paylaştığını ve bu durumun dosyadaki tanık beyanları ile mesaj kayıtlarıyla doğrulandığını belirten Ekip, müvekkilinin siyasi görüşünün de iddialarla örtüşmediğini, açıkça Adalet ve Kalkınma Partisi’ni desteklediğini ifade ederek suçlamaların hayatın olağan akışına aykırı olduğunu söyledi.
Ekip, müvekkilinin İçişleri Bakanlığı müfettişleriyle görüşerek bilgi ve belge paylaştığını, bu durumun dosyadaki tanık beyanları ve mesaj kayıtlarıyla da doğrulandığını ifade etti.
Köseoğlu’nun siyasi görüşünün iddianamedeki suçlamalarla örtüşmediğini ileri süren Ekip, müvekkilinin Adalet ve Kalkınma Partisi’ni desteklediğini ve bu durumu açıkça dile getirdiğini söyledi. Bu nedenle örgütsel bir yapı içerisinde yer aldığı iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu savundu.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) yönelik yürütülen ve 407 sanığın yargılandığı davanın duruşmasında, İBB iştiraki Kültür A.Ş.’de Hakediş Şefi olarak görev yapan tutuklu sanık Gökhan Köseoğlu’nun avukatı Bedri Can Ekip savunma yaptı. Ekip, müvekkilinin yaklaşık 11 aydır tutuklu bulunduğunu belirterek, isnat edilen suçlamaların somut delillere dayanmadığını ve tahliyesi gerektiğini ifade etti.
“Görev tanımı yanlış yansıtıldı”
Savunmada, Gökhan Köseoğlu’nun mesleki geçmişine değinilerek 2015 yılında Kültür A.Ş.’de muhasebe sorumlusu olarak göreve başladığı, 2017’den itibaren ise hakediş şefi olarak çalıştığı belirtildi. Avukat Ekip, iddianamede müvekkilin görev tanımının hatalı şekilde aktarıldığını savunarak, “Hakediş şefliği ihale süreçlerinde yer almaz, yalnızca yapılan işlerin belgelenmesine ilişkin teknik bir görevdir” dedi.
Hakediş biriminin, ihale sonrası süreçte yüklenici firmaların yaptığı işlerin ilgili kontrol birimlerince onaylanmasının ardından evrak düzenlediğini vurgulayan Ekip, bu görevin “kırtasiyecilikten ibaret” olduğunu ve ihalelerle ilgili herhangi bir yetki ya da sorumluluk içermediğini dile getirdi.
“İddianamede birden fazla hatalı unvan”
İddianamede Köseoğlu’nun satın alma müdür vekili, ihale şefi ve müdür yardımcısı gibi farklı unvanlarla anıldığını belirten Ekip, bu tanımlamaların gerçeği yansıtmadığını söyledi. Köseoğlu’nun yalnızca tek bir eylem kapsamında, asıl müdürün izinli olduğu 5 günlük süre için vekaleten görev yaptığını ifade eden Ekip, “Bunun dışında iddia edilen görevlerin hiçbirini üstlenmemiştir” dedi.
“Somut delil ve menfaat tespiti yok”
Savunmada, müvekkilin herhangi bir usulsüz işlem gerçekleştirdiğine dair somut bir delilin bulunmadığı vurgulandı. Banka hesapları ve mal varlığı incelemelerinde şüpheli bir hareket tespit edilmediğini belirten Ekip, “Müvekkilin menfaat sağladığına dair tek bir beyan ya da veri yoktur” ifadelerini kullandı.
“Örgütle bağ ve iletişim yok”
İddianamede yer alan “örgüt üyeliği” suçlamasını da reddeden Ekip, müvekkilin adı geçen kişilerle herhangi bir bağının bulunmadığını savundu. Köseoğlu ile Murat Ongun arasında tanışıklık dahi olmadığını belirten Ekip, “HTS kayıtları dahil hiçbir iletişim verisi yoktur” dedi.
“Siyasi görüşü iddialarla çelişiyor”
Köseoğlu’nun siyasi görüşünün iddianamedeki suçlamalarla örtüşmediğini ileri süren Ekip, müvekkilinin Adalet ve Kalkınma Partisi’ni desteklediğini ve bu durumu açıkça dile getirdiğini söyledi. Bu nedenle örgütsel bir yapı içerisinde yer aldığı iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu savundu.
“Usulsüzlükleri ilk bildiren kişi”
Savunmada dikkat çeken bir diğer nokta ise Köseoğlu’nun 2020 yılında kurum içinde tespit ettiği usulsüzlükleri yetkili mercilere bildirdiği iddiası oldu. Ekip, müvekkilinin İçişleri Bakanlığı müfettişleriyle görüşerek bilgi ve belge paylaştığını, bu durumun dosyadaki tanık beyanları ve mesaj kayıtlarıyla da doğrulandığını ifade etti.
Ekip, “Müvekkil iddia edilen yapının parçası değil, aksine usulsüzlükleri ortaya çıkarmaya çalışan kişidir” dedi.
“16 eylemde adı var, ancak somut isnat yok”
İddianamede Köseoğlu’nun 16 ayrı eylemle ilişkilendirildiğini belirten Ekip, bu eylemlerin hiçbirinde müvekkile yönelik somut bir fiil isnadı bulunmadığını söyledi. İddiaların büyük ölçüde görev tanımlarına dayandırıldığını savunan Ekip, bunun da maddi hatalardan kaynaklandığını ileri sürdü.
“Tutukluluk ölçüsüz hale geldi”
Köseoğlu’nun halihazırda yalnızca “örgüt üyeliği” suçlamasıyla tutuklu bulunduğunu belirten Ekip, bu suçun ceza sınırları dikkate alındığında tutukluluğun ölçüsüz hale geldiğini savundu. Ayrıca etkin pişmanlık kapsamında verdiği ifadelerin dosyada çok sayıda delile dayanak yapıldığını belirterek, yargılamaya önemli katkı sunduğunu ifade etti.
Savunmasının sonunda avukat Bedri Can Ekip, müvekkilinin tahliyesine karar verilmesini, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde ise adli kontrol hükümleri uygulanarak serbest bırakılmasını talep etti.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

