İBB davasında “örgüt üyeliği” tartışması: İdari işler müdürü Ahmet Keskin için tahliye talebi
İBB davasında “örgüt üyeliği” tartışması: İdari işler müdürü Ahmet Keskin için tahliye talebi
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik 407 sanıklı davada, tutuklu sanık Ahmet Keskin’in avukatı Metin Çetintaş, müvekkilinin hangi suçtan tutuklandığının dahi net olmadığını savunarak, “Somut delil yok, tutukluluk cezaya dönüştü” diyerek tahliye talebinde bulundu.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) yönelik yürütülen ve 407 sanığın yargılandığı davanın duruşmasında, tutuklu sanık Ahmet Keskin’in avukatı Metin Çetintaş savunma yaptı. Çetintaş, müvekkilinin tutuklanma gerekçelerinin belirsiz olduğunu öne sürerek, iddianamenin çelişkiler içerdiğini ifade etti.
Çetintaş, müvekkilinin ilk aşamada Türk Ceza Kanunu’nun 220. maddesi kapsamında “örgüt üyeliği” suçlamasıyla tutuklandığını, ancak iddianamede yer alan örgüt şemasında Keskin’in isminin ve fotoğrafının bulunmadığını söyledi. Buna rağmen tutukluluğun devam ettiğini belirten Çetintaş, “Hangi suçtan savunma yapacağımız dahi net değil” dedi.
Müvekkilinin uzun yıllar Murat Gülibrahimoğlu’nun yanında çalışan bir personel olduğunu dile getiren Çetintaş, Ahmet Keskin’in emekli polis olduğunu ve şirket bünyesinde idari işler müdürü olarak görev yaptığını aktardı. Bu görevin, şirketin günlük işleyişine ilişkin lojistik ve idari konuları kapsadığını belirten Çetintaş, müvekkilinin karar alma mekanizmalarında yer almadığını savundu.
“Para çekme işlemi talimatla yapıldı”
Savunmada, dosyada suçlama konusu yapılan banka işlemlerine de değinildi. Çetintaş, müvekkilinin bankalardan para çekme işlemini şirket sahibinin talimatıyla gerçekleştirdiğini belirterek, “Müvekkil parayı bankadan çeker, şirkete getirir ve kasaya koyar. Paranın ne amaçla kullanılacağına dair bir yetkisi ya da bilgisi yoktur” ifadelerini kullandı.
Çekilen paraların şirket hesabına değil, Murat Gülibrahimoğlu’nun şahsi hesabına ait olduğunu ileri süren Çetintaş, bu işlemlerin iddianamede “örgütsel faaliyet” gibi gösterildiğini iddia etti.
“Somut delil yok, beyanlar çelişkili”
Dosyada müvekkiline yönelik somut bir suç isnadı bulunmadığını savunan Çetintaş, tek dayanağın bazı tanık beyanları olduğunu ve bu beyanların da çelişkili olduğunu öne sürdü. Özellikle bir muhasebecinin “duydum” şeklindeki ifadelerinin delil olarak sunulduğunu belirten Çetintaş, bu durumun hukuki dayanaktan yoksun olduğunu söyledi.
Müvekkilinin ifadesinde tüm sorulara açık şekilde yanıt verdiğini vurgulayan Çetintaş, buna rağmen “açıklama yapamadığı” ve “kişileri koruduğu” gerekçesiyle tutuklandığını ifade etti.
“Tutukluluk cezaya dönüştü”
Ahmet Keskin’in yaklaşık 10 aydır tutuklu bulunduğunu belirten Çetintaş, bu sürecin artık bir tedbir olmaktan çıktığını savundu. Müvekkilinin kaçma şüphesinin bulunmadığını, aksine süreç boyunca ifade vermek için kendi rızasıyla adliyeye gittiğini söyledi.
Çetintaş, müvekkilinin herhangi bir maddi kazanç elde etmediğini, kredi borçları bulunan ve ailesiyle birlikte yaşam mücadelesi veren bir kişi olduğunu da dile getirdi.
“Suçlamalarla ilgisi yok”
İddianamede yer alan çevreyi kirletme, Maden Kanunu ve Vergi Usul Kanunu kapsamındaki suçlamalara da değinen Çetintaş, müvekkilinin bu fiillerle hiçbir ilgisinin bulunmadığını savundu. Keskin’in maden sahasında çalışmadığını ve bu faaliyetlere dair teknik bilgiye sahip olmadığını belirtti.
Savunmasının sonunda Çetintaş, müvekkilinin örgüt üyeliğiyle ilişkilendirilemeyeceğini ifade ederek, “Toplanamayan delillerle tutukluluk sürdürülemez. Müvekkilimin tahliyesine karar verilmesini talep ediyoruz” dedi.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

