İBB davasında Hasan Yalaz için tahliye talebi: “Suçlama tek bir ifade ve kaşe iddiasına dayanıyor”
İBB davasında Hasan Yalaz için tahliye talebi: “Suçlama tek bir ifade ve kaşe iddiasına dayanıyor”
İBB davasında tutuklu iş insanı Hasan Yalaz’ın avukatı Nedret Kurtuluş, müvekkiline yöneltilen suçlamaların yalnızca etkin pişmanlık beyanı ve bir kaşe iddiasına dayandığını belirterek, dosyada kamu zararı ve somut delil bulunmadığını savundu.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) yönelik yürütülen dava kapsamında tutuklu bulunan iş insanı Hasan Yalaz’ın avukatı Nedret Kurtuluş, mahkemede yaptığı savunmada müvekkilinin tahliyesini talep etti.
Kurtuluş, müvekkilinin yargılanmasına neden olan Eylem 85 kapsamındaki suçlamaların, etkin pişmanlıktan yararlanan bir kişinin beyanına dayandığını belirterek, bu beyanın somut delillerle desteklenmediğini ifade etti. Söz konusu kişinin, Yalaz’a ait 20 yıllık şirketin başka bir kişi tarafından yönetildiğini iddia ettiğini aktaran Kurtuluş, bu iddianın gerçeği yansıtmadığını söyledi.
Müvekkilinin mesleki geçmişine de değinen Kurtuluş, Hasan Yalaz’ın şirketini 2006 yılında kurduğunu, aynı yıl kendi yazıp yönettiği “İklim” adlı uzun metraj sinema filmi için bu şirketi hayata geçirdiğini belirtti. Filmin uluslararası festivallerde gösterim hakkı kazandığını ifade eden Kurtuluş, Yalaz’ın bu süreçten sonra medya sektöründe faaliyetlerini sürdürdüğünü dile getirdi.
Etkin pişmanlıktan yararlanan tanık Deniz Dörtyol’un iddialarını da eleştiren Kurtuluş, müvekkilinin bu kişiyle herhangi bir tanışıklığının bulunmadığını, iddiaların gerçek dışı olduğunu savundu. Kurtuluş, “Müvekkilim 2006’dan bu yana sektörün içindedir, bahsi geçen kişi ise 2025 yılında bu alana dahil olmuştur. Tanışmaları dahi mümkün değildir” dedi.
İddianamede yer alan “kamu kurumunun zararına dolandırıcılık” suçlamasına da değinen Kurtuluş, bu suçun oluşabilmesi için somut bir kamu zararının ortaya konulması gerektiğini belirtti. Dosyada böyle bir zararın tespit edilmediğini ifade eden Kurtuluş, “İhaleler eksiksiz şekilde yerine getirilmiş, hak edişler tamamlanmış ve ödemeler resmi süreçlerden geçerek yapılmıştır” diye konuştu.
Yargıtay kararlarına da atıfta bulunan Kurtuluş, kamu kurumlarının denetim süreçlerinden geçen ve sözleşmeye uygun şekilde tamamlanan işlerde sonradan yapılan yorum farklılıklarının dolandırıcılık suçunu oluşturmayacağını vurguladı.
Dosyada yer alan “kaşe” iddiasına da açıklık getiren Kurtuluş, müvekkilinin Emrah Bağdatlı’ya ait bir şirketle danışmanlık sözleşmesi yaptığını ve çekimlerin bu şirkete ait mekânda gerçekleştirildiğini belirtti. Bu nedenle şirket kaşesinin söz konusu mekânda bulunmasının olağan olduğunu ifade eden Kurtuluş, “Kaşe, denetime tabi bir unsur değildir ve herhangi bir yerde bulunması suç teşkil etmez” dedi.
Kurtuluş, iddianamede müvekkilinin kamu zararına yol açtığı ve örgüt tarafından araç olarak kullanıldığı yönünde iddialar bulunduğunu ancak bunları destekleyen herhangi bir somut delilin ne iddianamede ne de dosyada yer aldığını dile getirdi.
Müvekkilinin 7 aydan uzun süredir tutuklu bulunduğunu hatırlatan Kurtuluş, kaçma şüphesinin bulunmadığını, sabit ikametgâh sahibi olduğunu ve ailesiyle ciddi mağduriyet yaşadığını ifade etti. Yalaz’ın çocuğunun psikolojisinin etkilenmemesi için tutukluluğun kendisine dahi açıklanamadığını belirtti.
Tek bir etkin pişmanlık beyanı veya tanık ifadesiyle tutukluluğun sürdürülemeyeceğine ilişkin Yargıtay içtihatlarını hatırlatan Kurtuluş, dosyada müvekkil aleyhine başkaca somut delil bulunmadığını vurguladı.
Tüm bu gerekçelerle tutukluluğun hukuki dayanaktan yoksun olduğunu savunan avukat Nedret Kurtuluş, müvekkili Hasan Yalaz’ın öncelikle beraatine, bu aşamada ise tutuksuz yargılanmak üzere tahliyesine karar verilmesini talep etti.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

