İBB Davasında İpek Elif Atayman İçin Tahliye Talebi

Gündem 02.04.2026 - 16:56, Güncelleme: 02.04.2026 - 16:56
 

İBB Davasında İpek Elif Atayman İçin Tahliye Talebi

İBB soruşturması kapsamında tutuklu bulunan eski Medya A.Ş. Genel Müdürü İpek Elif Atayman’ın avukatları Mehmet Ümit Erdem ve Faik Eren Kaptan, müvekkillerinin 13 aydır hukuka aykırı şekilde tutuklu bulunduğunu savunarak tahliyesini talep etti. Savunmada, delillerin hukuka aykırı olduğu, suç unsurlarının oluşmadığı ve tutukluluğun “cezaya dönüştüğü” vurgulandı.
  “13 Aylık Süreçte Ciddi Hukuk İhlalleri Yaşandı” İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik yürütülen dava kapsamında tutuklu bulunan eski Medya A.Ş. Genel Müdürü İpek Elif Atayman’ın avukatları Mehmet Ümit Erdem ve Faik Eren Kaptan, mahkemede yaptıkları savunmada müvekkillerinin 13 aydır süren tutukluluk haline dikkat çekti. Avukatlar, bu süreçte çok sayıda hukuki ihlal yaşandığını belirterek, savunmalarını süre kısıtı nedeniyle özetleyerek sunacaklarını ifade etti.   “Dijital Deliller Hukuka Aykırı” Savunmada ilk olarak, soruşturma aşamasında el konulan dijital materyaller gündeme getirildi. Avukat Mehmet Ümit Erdem, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 134/2. maddesine göre dijital materyallerin imajlarının alınarak şüpheliye verilmesi gerektiğini hatırlatarak, bu işlemin yapılmadığını belirtti. Yargıtay içtihatlarına da atıf yapan Erdem, bu nedenle söz konusu dijital verilerin “hukuka aykırı delil” niteliğinde olduğunu savunarak, dosyadan çıkarılmasını talep etti.   “Suçlamalar Sürekli Değişti” Savunmada, Atayman hakkındaki suçlamaların süreç içerisinde değiştiği vurgulandı. Avukat Erdem, müvekkilinin kollukta 6 suçtan ifadesinin alındığını, 2 suçtan tutuklandığını ve yaklaşık 9 ay sonra 4 farklı suçtan dava açıldığını belirtti. Bazı suçlamalar için ise “kovuşturmaya yer olmadığı” kararı dahi verilmediğini ifade ederek, soruşturmanın özensiz yürütüldüğünü ileri sürdü.   “Görev Süresi Sınırlı, Yetkileri Kısıtlıydı” Savunmada, Atayman’ın görev süresine ve yetkilerine de dikkat çekildi. Müvekkilin 29 Temmuz 2019’da Medya A.Ş. Genel Müdürü olarak atandığı ve Mayıs 2021’e kadar bu görevi yürüttüğü, sonrasında ise yalnızca icra yetkisi bulunmayan yönetim kurulu üyesi olarak görev aldığı belirtildi. Avukatlar, Atayman’ın tek başına imza yetkisine sahip olmadığını ve şirketin yönetim kurulu başkanı veya vekili ile birlikte temsil edildiğini vurgulayarak, bağımsız hareket eden bir aktör gibi gösterilmesinin hukuka aykırı olduğunu ifade etti.   “Şirket Hiyerarşisi ‘Suç Örgütü’ Gibi Gösteriliyor” Savunmada, iddianamede yer alan “örgüt” değerlendirmesi de eleştirildi. Medya A.Ş.’deki hiyerarşinin Türk Ticaret Kanunu kapsamında şirket yapısından ibaret olduğu belirtilerek, bunun suç örgütü olarak nitelendirilmesinin tüm kamu kurumlarını zan altında bırakabilecek tehlikeli bir yaklaşım olduğu dile getirildi.   “Görevde Olmadığı Döneme Ait Eylemlerle Suçlanıyor” Avukatlar, müvekkilin bazı eylemlerle ilgisinin bulunmadığını savundu. Özellikle 106 numaralı eylemin, Atayman’ın 2024 yılında kurumla ilişiğini tamamen kestikten sonra gerçekleşmesine rağmen dosyaya dahil edildiği belirtilerek, bunun hukuki dayanaktan yoksun olduğu ifade edildi.   “Rüşvet ve Para Hareketine Dair Delil Yok” Savunmada rüşvet suçlamalarına da değinildi. Avukatlar, dosyada rüşvet anlaşmasına ilişkin herhangi bir somut delil bulunmadığını ve MASAK raporunda müvekkile dair şüpheli bir para hareketine rastlanmadığını belirtti. Atayman’ın tüm gelirlerinin yasal ve açıklanabilir olduğu, banka hareketlerinin ise maaş, kredi ve rutin ödemelerden ibaret olduğu ifade edildi.   “İtirafçı Beyanlarında Adı Geçmiyor” Savunmada ayrıca, dosyada yer alan itirafçı beyanlarında müvekkil aleyhine herhangi bir ifade bulunmadığına dikkat çekildi. Atayman’ın adının yalnızca profesyonel ilişkiler çerçevesinde geçtiği ve bu durumun suç örgütü üyeliği iddiasını desteklemediği savunuldu.   “Tutukluluk Cezaya Dönüştü” Avukat Faik Eren Kaptan ise yaptığı konuşmada, tutukluluğun artık bir koruma tedbiri olmaktan çıktığını ve “zulme dönüştüğünü” ifade etti. Kaptan, müvekkilinin ailesine ve avukatlarına haber verilmeden Afyon Cezaevi’ne sevk edildiğini, sevk sırasında ağır muameleye maruz kaldığını ve cezaevinde zor koşullar altında kaldığını dile getirdi.   “Kanunda Olmayan Suçtan Tutuklama” Savunmada dikkat çeken bir diğer nokta ise, Atayman’ın “suç örgütüne üyeliğe teşebbüs” suçlamasıyla tutuklanması oldu. Avukat Kaptan, bu suç tipinin Türk Ceza Kanunu’nda yer almadığını belirterek, bunun soruşturmanın ne kadar özensiz yürütüldüğünü gösterdiğini ifade etti.   “Akademisyen Kimliği ve Kariyeri Vurgulandı” Savunmada Atayman’ın akademik kimliğine de dikkat çekildi. Bir akademisyen ve iletişim uzmanı olduğu belirtilen Atayman’ın görev süresi boyunca Medya A.Ş.’de tasarruf politikaları uyguladığı ve şirketi kârla devrettiği ifade edildi.   “Savunma Hakkı Kısıtlandı” Avukatlar, müvekkillerinin 4 bin sayfalık iddianameyi cezaevinde günde yalnızca 1 saatlik bilgisayar kullanım hakkıyla incelemek zorunda kaldığını belirterek, bunun adil yargılanma hakkını zedelediğini savundu.   Tahliye Talebi Savunmaların sonunda avukatlar, İpek Elif Atayman’ın tutukluluğunun sona erdirilmesini talep etti. Tahliye kararı verilmemesi halinde ise adli kontrol hükümleri uygulanarak serbest bırakılması istendi. Ayrıca mahkemeden, tutukluluğun devamına karar verilmesi durumunda her sanık için ayrı ayrı ve somut gerekçelerle değerlendirme yapılması talep edildi.  
İBB soruşturması kapsamında tutuklu bulunan eski Medya A.Ş. Genel Müdürü İpek Elif Atayman’ın avukatları Mehmet Ümit Erdem ve Faik Eren Kaptan, müvekkillerinin 13 aydır hukuka aykırı şekilde tutuklu bulunduğunu savunarak tahliyesini talep etti. Savunmada, delillerin hukuka aykırı olduğu, suç unsurlarının oluşmadığı ve tutukluluğun “cezaya dönüştüğü” vurgulandı.

 

“13 Aylık Süreçte Ciddi Hukuk İhlalleri Yaşandı”

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik yürütülen dava kapsamında tutuklu bulunan eski Medya A.Ş. Genel Müdürü İpek Elif Atayman’ın avukatları Mehmet Ümit Erdem ve Faik Eren Kaptan, mahkemede yaptıkları savunmada müvekkillerinin 13 aydır süren tutukluluk haline dikkat çekti.

Avukatlar, bu süreçte çok sayıda hukuki ihlal yaşandığını belirterek, savunmalarını süre kısıtı nedeniyle özetleyerek sunacaklarını ifade etti.

 

“Dijital Deliller Hukuka Aykırı”

Savunmada ilk olarak, soruşturma aşamasında el konulan dijital materyaller gündeme getirildi.

Avukat Mehmet Ümit Erdem, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 134/2. maddesine göre dijital materyallerin imajlarının alınarak şüpheliye verilmesi gerektiğini hatırlatarak, bu işlemin yapılmadığını belirtti.

Yargıtay içtihatlarına da atıf yapan Erdem, bu nedenle söz konusu dijital verilerin “hukuka aykırı delil” niteliğinde olduğunu savunarak, dosyadan çıkarılmasını talep etti.

 

“Suçlamalar Sürekli Değişti”

Savunmada, Atayman hakkındaki suçlamaların süreç içerisinde değiştiği vurgulandı.

Avukat Erdem, müvekkilinin kollukta 6 suçtan ifadesinin alındığını, 2 suçtan tutuklandığını ve yaklaşık 9 ay sonra 4 farklı suçtan dava açıldığını belirtti. Bazı suçlamalar için ise “kovuşturmaya yer olmadığı” kararı dahi verilmediğini ifade ederek, soruşturmanın özensiz yürütüldüğünü ileri sürdü.

 

“Görev Süresi Sınırlı, Yetkileri Kısıtlıydı”

Savunmada, Atayman’ın görev süresine ve yetkilerine de dikkat çekildi.

Müvekkilin 29 Temmuz 2019’da Medya A.Ş. Genel Müdürü olarak atandığı ve Mayıs 2021’e kadar bu görevi yürüttüğü, sonrasında ise yalnızca icra yetkisi bulunmayan yönetim kurulu üyesi olarak görev aldığı belirtildi.

Avukatlar, Atayman’ın tek başına imza yetkisine sahip olmadığını ve şirketin yönetim kurulu başkanı veya vekili ile birlikte temsil edildiğini vurgulayarak, bağımsız hareket eden bir aktör gibi gösterilmesinin hukuka aykırı olduğunu ifade etti.

 

“Şirket Hiyerarşisi ‘Suç Örgütü’ Gibi Gösteriliyor”

Savunmada, iddianamede yer alan “örgüt” değerlendirmesi de eleştirildi.

Medya A.Ş.’deki hiyerarşinin Türk Ticaret Kanunu kapsamında şirket yapısından ibaret olduğu belirtilerek, bunun suç örgütü olarak nitelendirilmesinin tüm kamu kurumlarını zan altında bırakabilecek tehlikeli bir yaklaşım olduğu dile getirildi.

 

“Görevde Olmadığı Döneme Ait Eylemlerle Suçlanıyor”

Avukatlar, müvekkilin bazı eylemlerle ilgisinin bulunmadığını savundu.

Özellikle 106 numaralı eylemin, Atayman’ın 2024 yılında kurumla ilişiğini tamamen kestikten sonra gerçekleşmesine rağmen dosyaya dahil edildiği belirtilerek, bunun hukuki dayanaktan yoksun olduğu ifade edildi.

 

“Rüşvet ve Para Hareketine Dair Delil Yok”

Savunmada rüşvet suçlamalarına da değinildi.

Avukatlar, dosyada rüşvet anlaşmasına ilişkin herhangi bir somut delil bulunmadığını ve MASAK raporunda müvekkile dair şüpheli bir para hareketine rastlanmadığını belirtti.

Atayman’ın tüm gelirlerinin yasal ve açıklanabilir olduğu, banka hareketlerinin ise maaş, kredi ve rutin ödemelerden ibaret olduğu ifade edildi.

 

“İtirafçı Beyanlarında Adı Geçmiyor”

Savunmada ayrıca, dosyada yer alan itirafçı beyanlarında müvekkil aleyhine herhangi bir ifade bulunmadığına dikkat çekildi.

Atayman’ın adının yalnızca profesyonel ilişkiler çerçevesinde geçtiği ve bu durumun suç örgütü üyeliği iddiasını desteklemediği savunuldu.

 

“Tutukluluk Cezaya Dönüştü”

Avukat Faik Eren Kaptan ise yaptığı konuşmada, tutukluluğun artık bir koruma tedbiri olmaktan çıktığını ve “zulme dönüştüğünü” ifade etti.

Kaptan, müvekkilinin ailesine ve avukatlarına haber verilmeden Afyon Cezaevi’ne sevk edildiğini, sevk sırasında ağır muameleye maruz kaldığını ve cezaevinde zor koşullar altında kaldığını dile getirdi.

 

“Kanunda Olmayan Suçtan Tutuklama”

Savunmada dikkat çeken bir diğer nokta ise, Atayman’ın “suç örgütüne üyeliğe teşebbüs” suçlamasıyla tutuklanması oldu.

Avukat Kaptan, bu suç tipinin Türk Ceza Kanunu’nda yer almadığını belirterek, bunun soruşturmanın ne kadar özensiz yürütüldüğünü gösterdiğini ifade etti.

 

“Akademisyen Kimliği ve Kariyeri Vurgulandı”

Savunmada Atayman’ın akademik kimliğine de dikkat çekildi.

Bir akademisyen ve iletişim uzmanı olduğu belirtilen Atayman’ın görev süresi boyunca Medya A.Ş.’de tasarruf politikaları uyguladığı ve şirketi kârla devrettiği ifade edildi.

 

“Savunma Hakkı Kısıtlandı”

Avukatlar, müvekkillerinin 4 bin sayfalık iddianameyi cezaevinde günde yalnızca 1 saatlik bilgisayar kullanım hakkıyla incelemek zorunda kaldığını belirterek, bunun adil yargılanma hakkını zedelediğini savundu.

 

Tahliye Talebi

Savunmaların sonunda avukatlar, İpek Elif Atayman’ın tutukluluğunun sona erdirilmesini talep etti.

Tahliye kararı verilmemesi halinde ise adli kontrol hükümleri uygulanarak serbest bırakılması istendi.

Ayrıca mahkemeden, tutukluluğun devamına karar verilmesi durumunda her sanık için ayrı ayrı ve somut gerekçelerle değerlendirme yapılması talep edildi.

 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yurt-haber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.