İBB Davasında Medya A.Ş. Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker İçin Tahliye Talebi
İBB Davasında Medya A.Ş. Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker İçin Tahliye Talebi
İBB soruşturması kapsamında tutuklu bulunan Medya A.Ş. Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker’in avukatı Burak Candan, müvekkilinin yalnızca rüşvet suçundan tutuklu olduğunu ancak iddianamede bu yönde bir suçlama bulunmadığını belirterek tahliyesini talep etti. Savunmada, iddianamede ciddi maddi hatalar ve delil eksiklikleri olduğu vurgulandı.
“İddianamede Rüşvet Suçlaması Yok”
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik yürütülen dava kapsamında tutuklu bulunan Medya A.Ş. Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker’in avukatı Burak Candan, mahkemede yaptığı savunmada müvekkilinin hukuka aykırı şekilde tutuklu bulunduğunu ifade etti.
Candan, müvekkilinin 23 Mart’ta gerçekleştirilen ilk operasyonda yalnızca “rüşvet” suçlamasıyla tutuklandığını, ancak iddianamede bu suça ilişkin herhangi bir ithamın yer almadığını belirtti.
Bu durumun “hukuk garabeti” olduğunu dile getiren Candan, “Rüşvetten tutuklu bir kişi hakkında iddianamede rüşvet suçlaması yoksa, tutukluluğun devamı hukuken mümkün değildir” dedi.
“73. Eylemde Kopyala-Yapıştır Hatası Var”
Savunmada iddianamede yer alan bazı eylemlere ilişkin hatalar da gündeme getirildi.
Avukat Candan, 73 numaralı eylemde müvekkilinin “ihaleye fesat karıştırma” suçlamasıyla yer aldığını, ancak bu suçlamanın İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından belirlenen muhammen bedel üzerinden yapıldığını ifade etti.
İddianamede yer alan tabloda bu hesaplamanın İBB’ye ait olduğunun açıkça görüldüğünü belirten Candan, buna rağmen Medya A.Ş. çalışanlarının suçlandığını ve bunun “kopyala-yapıştır hatası” olduğunu savundu.
“Dolandırıcılık İddiasını Çürüten Fatura Sunuldu”
Savunmada, aynı eylem kapsamında yöneltilen dolandırıcılık suçlamasına da yanıt verildi.
Candan, reklam alanlarının kullanımıyla ilgili kamu zararı oluştuğu iddiasına karşılık, Medya A.Ş. tarafından 5,5 milyon TL tutarında fatura kesildiğini ve bu bedelin tahsil edildiğini belirtti.
Faturanın tarih ve açıklamalarının iddianamede belirtilen dönemle birebir örtüştüğünü ifade eden Candan, bu durumun dolandırıcılık iddiasını çürüttüğünü söyledi.
“İrtikap İddiası Telefon Görüşmesine Dayandırılıyor”
Savunmada 27 numaralı eylem kapsamında yöneltilen “irtikaba teşebbüs” suçlaması da eleştirildi.
İddiaya göre bir müteahhitten indirim talep edildiği öne sürülürken, avukat Candan bu talebin müvekkilinin bilgisi dışında gerçekleştiğini ve yalnızca üçüncü kişiler arasında geçen bir telefon görüşmesine dayandığını ifade etti.
Müştekinin beyanlarında da müvekkilin doğrudan yer almadığını vurgulayan Candan, buna rağmen suç isnadı yapılmasının hukuka aykırı olduğunu savundu.
“Bilirkişi Raporu Taraflı”
Savunmada dosyada yer alan bilirkişi raporlarına da itiraz edildi.
Candan, raporun bağımsız bilirkişiler tarafından değil, İçişleri Bakanlığı bünyesinde hazırlanan bir çalışma olduğunu belirterek, bunun tarafsız bir bilirkişi raporu olarak değerlendirilemeyeceğini ifade etti.
Ayrıca raporda müvekkile yönelik herhangi bir suçlamanın bulunmadığını, buna rağmen iddianamede suç isnadı yapıldığını söyledi.
“Kamu Zararı Yok, Aksine Kazanç Var”
Savunmada dikkat çeken bir diğer başlık ise kamu zararı iddiası oldu.
Avukat Candan, Medya A.Ş.’nin İBB’ye ait bir şirket olduğunu hatırlatarak, şirketin elde ettiği gelirin yine kamuya ait olduğunu ifade etti.
“Bir şirket sahibine kazanç sağlıyorsa, burada kamu zararından söz edilemez” diyen Candan, dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluşmadığını savundu.
“Aynı İhalelerden Keyfi Şekilde Suçlama Yapıldı”
Savunmada, yıllardır benzer şekilde yapılan ihalelerden yalnızca belirli yılların seçilerek suçlama yöneltildiği de belirtildi.
2015’ten bu yana aynı şartlarla yapılan ihalelerin Sayıştay tarafından incelendiği ve herhangi bir usulsüzlük tespit edilmediği ifade edilerek, buna rağmen sonraki yılların keyfi şekilde suçlamaya konu edildiği ileri sürüldü.
“MASAK Raporunda Suç Unsuru Yok”
Candan, MASAK raporunda müvekkilin herhangi bir haksız kazanç elde ettiğine dair bulgu bulunmadığını söyledi.
Türker’in gelirlerinin kira ve nafaka gibi yasal kaynaklardan oluştuğunu, harcamalarının ise çocuklarının eğitim giderleri ve yaşam masraflarıyla sınırlı olduğunu belirtti.
“30 Yıllık Kariyerinde Hiçbir Soruşturma Yok”
Savunmada, Türker’in profesyonel geçmişine de yer verildi.
1999 yılından bu yana bankacılık sektöründe üst düzey görevlerde bulunduğu, Yapı Kredi, Petrol Ofisi, GSK ve HSBC gibi kurumlarda çalıştığı belirtilerek, bugüne kadar hakkında herhangi bir olumsuz tespit bulunmadığı ifade edildi.
“Ailevi Durumu ve Mağduriyet Vurgulandı”
Avukat Candan, müvekkilinin iki çocuk annesi olduğunu ve çocuklarının bakımının yaşlı büyükannelerine kaldığını belirtti.
Gözaltı sürecinde ailesiyle iletişimin kısıtlandığını ve daha sonra farklı bir şehre sevk edildiğini ifade eden Candan, bu durumun ciddi mağduriyet yarattığını dile getirdi.
“İBB’ye Yazı Yazılsın” Talebi
Savunmada ayrıca mahkemeden, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yazı yazılarak iddia edilen eylemler nedeniyle herhangi bir kamu zararının olup olmadığının sorulması talep edildi.
Bu zararın somut olarak ortaya konulmasının, suçun oluşup oluşmadığının belirlenmesi açısından kritik olduğu vurgulandı.
Tahliye Talebi
Savunmanın sonunda avukat Burak Candan, müvekkilinin tutukluluğunun derhal sona erdirilmesini talep etti.
Tahliye kararı verilmemesi halinde ise adli kontrol hükümlerinin uygulanarak serbest bırakılması istendi.
Ayrıca dosya kapsamında tutuklu bulunan avukat Mehmet Pehlivan için de tahliye talebinde bulunuldu.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

