Kentsel rant ve yerel yönetimlerin "kaynak yaratma" iştahı bir araya geldiğinde, şehircilik ilkelerinin nasıl kolayca göz ardı edildiğine ne yazık ki yıllardır şahitlik ediyoruz. Bu durumun en trajik, en hukuksuz örneklerinden birini İstanbul’da yaşamıştık: Bakırköy’deki Marmara Forum AVM dosyası.
Yıllarca mahkeme kararlarına rağmen kaçak işletilen o devasa yapıya karşı, ilkinde 3 kişi, ikincisinde ise dostum Hüseyin Sağ ile birlikte 2 kişi olarak hukuki mücadele başlatmıştık. Dönemin belediye yönetimi, "Bize hizmet binası bağışladılar, kamu yararı var" diyerek o kaçağı meclis kararıyla legalleştirmeye çalışmıştı. Yani güya "kurumsal bir takas", açıkça ise "bağış" maskeli bir kurumsal rüşvet modeli işletilmişti. Fakat Türk yargısı o dönem bu tezgaha geçit vermemiş; "İmar planları şarta, bağışa, protokole bağlanamaz; parası olan ayrıcalıklı imar hakkı satın alamaz" diyerek o kirli pazarlığı mahkemede patlatmıştı.
Tarih, ders almayanlar için tekerrürden ibarettir. İstanbul’da hukuka toslayan bu tehlikeli model, ne acıdır ki bugün İzmir Bornova’da, eski DYO arazisi üzerinde yeniden sahnelenmek isteniyor. Önümüzdeki Cuma günü İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi’nde oylanacak olan 41 numaralı gündem maddesi, tam da bu rant oyununun belgesidir. Formül yine aynı, zihniyet yine aynı beton zihniyeti: Önce meclis eliyle devasa bir imar artışı, hemen peşinden de "kütüphane bağışı" protokolü! Siyasetin rengi, tabeladaki parti amblemi değişiyor ama sermayeye sağlanan ayrıcalıklı rantın kılıfı hiç değişmiyor.
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın tüzük kurultayı süreçlerinden bu yana siyaset yapma tarzını yakından izliyoruz. Kendi yol arkadaşlarını kapalı kapılar ardında ihbar eden, siyasi ikbalini muhbirlik üzerine kuranların vizyonu, ne yazık ki bugün Bornova halkının kent haklarını holding masalarında pazarlık konusu yapma noktasına gelmiştir.
Şunun altını kalın çizgilerle çizmek isterim: Bizim tarzımız, arkadaşlarını ihbar edenlerin muhbirlik tarzına benzemez. Biz haksızlıklara, kent suçlarına karşı kapalı kapılar ardında fısıldaşarak değil; göğsümüzü gere gere, alenen ve açıkça savaşırız. Gizli ajandalarımız, kişisel hesaplarımız olmaz; pusulamız her zaman hukuk ve liyakattir.
Bornova’daki bu rant senaryosu önümüzdeki Cuma günü Meclis’teki 41 numaralı madde ile kabul edilip gündemden geçerse, bir yurttaş ve bu ülkenin bir hukukçusu olarak sessiz kalmayacağım. Gizlenmeden, kıvırmadan, açıkça ilan ediyorum:
Bu rant oyunu Meclis'ten geçtiği an, önce tüm yasal haklarımı kullanarak İTİRAZ sürecini başlatacağım. Eğer o itirazlar kulak ardı edilirse, İstanbul’da Marmara Forum’da yaptığım gibi, İzmir’in ve Bornova halkının hakkını savunmak için o holdinge ve belediye yönetimine karşı gümbür gümbür DAVAMI açacağım.
Kent hukuku, birilerinin borç ödeme ya da şirin görünme kütüphanesi değildir. Kamusal tesis kılıfıyla yaratılan bu ranta geçit vermeyeceğiz!