İzmir siyasetini takip etmek artık siyaset bilimi dersi olmaktan çıktı; tam anlamıyla yüksek bütçeli bir Hollywood gerilim filmini izlemeye döndü. Hani şu meşhur Pelican Brief (Pelikan Dosyası) senaryosu vardır ya... Hani hedefe konan devasa bir bölge önce adli/psikolojik tacizlerle hizaya getirilir, ardından "kamusal menfaat" soslu sivil toplum kılıflarıyla yumuşatılır ve en sonunda büyük rant odaklarına teslim edilir.
İşte o karanlık senaryonun Ege uyarlamasını, bugün bizzat Çeşme Yarımadası’nda ve İzmir’in göbeğinde izliyoruz. Adına da uyanıkça "Yerel Mutabakat" kılıfı giydirmişler. Yemezler efendiler!
Perde 1: Önce "İtibar" Sık, Korkuyu Satın Al
Her şey kuralına uygun bir "alan temizliği" ile başladı. Çeşme Belediye Başkanı koltuğuna oturur oturmaz, akla ziyan bir uyuşturucu testi dezenformasyonuyla hedef tahtasına oturtuldu. Testler negatif çıktı, o ucuz kumpas ellerinde patladı tabii.
Ama asıl amaç adalet sağlamak değildi ki! Amaç; taze başkanı daha bismillah demeden psikolojik baskıyla köşeye sıkıştırmak, "Korkuyu satın aldırmak" ve hareket alanını felç etmekti. Mesaj adrese ulaştıktan sonra, asıl tiyatro sahneye kondu.
Perde 2: "Sivil Toplum" Ambalajı ve "Köstek Olmayın" Korosu
Siyasi zemin hafiften kıvama getirilmişken, sahneye hemen malum STK'lar ve oda temsilcileri sürüldü! Bir de baktık ki, kentin doğasını ve suyunu koruması beklenen bazı yapılar aniden "Çeşme’ye köstek değil destek olun", "12 ay turizm gelecek, istihdam artacak" nağmeleriyle koro halinde alkış tutmaya başladı.
Nereden tanıdık geliyor bu koro? Tabii ki "yerel meşruiyet" illüzyonundan! Turizm baronları projeyi tabana yaymak için "sivil toplum desteği" süsünü de eksik etmediler.
Perde 3: "Şartlı Destek" Masalı ve Kredi Pazarlığı
İlçe belediyesi üzerindeki baskı ve STK'ların yarattığı bu "olumlu" hava meyvesini verdi. Düne kadar projeye direnenler, bir sabah uyanıp "Nereden gelirse gelsin Çeşme'ye 1 kuruş faydası olsun, projeyi desteklerim" demeye başladılar.
Altyapı borçları, kredi sıkıntıları derken Ankara’nın kapısı aralandı; karşılığında da Çeşme Yarımadası’nın en kıymetli parselleri Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın şefkatli ellerine teslim edilmek üzere masaya sürüldü. Buna "mutabakat" diyorlar; biz ise adını koyalım: Kılıfına uydurulmuş talan!
Perde 4: Finalde "Pelican" Dokunuşu ve Büyükşehir
Tablonun en trajikomik ve düğüm noktası olan parçası da tam bu sırada yerine oturdu. İlçe belediyesi kumpaslarla, STK'lar vaatlerle, kredi sözleriyle hizaya getirilirken; İzmir Büyükşehir cephesinde o beklenen "ani aydınlanma" yaşandı. Siyasetin o sıcak günlerinde rozet değiştirilip merkezi iktidarın kucağına oturulmasıyla, Çeşme Projesi’nin önündeki tüm hukuki ve siyasi bariyerler mucizevi (!) bir şekilde buharlaştırıldı.
Özetle;
Senaryo yazıldı, STK'lar sahneye sürüldü, korkular satın alındı, siyasi rozetler değiştirildi ve masalar kuruldu. Şimdi Ege’nin en değerli kıyıları, "yerel mutabakat" ambalajı altında parsel parsel paketleniyor.
Ey halkım, siz seçimde kenti ve doğayı koruyacak yöneticiler seçtiğinizi sanıyordunuz galiba; meğer Çeşme'nin anahtarını turizm baronlarına peşkeş çeken bu Ege usulü Pelican tiyatrosuna bilet kesmişsiniz!